Türkiye'nin makroekonomik sağlığını gösteren en önemli barometrelerden biri olan büyüme rakamları, mart ayının hemen başında piyasaların ateşini yükseltecek. Yatırımcılar, 2 Mart tarihinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından saat 10.00'da açıklanacak olan 2025 yılının dördüncü çeyreğine ve yılın tamamına ilişkin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine odaklanacak. Hatırlanacağı üzere Türkiye ekonomisi, geride bıraktığımız yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3,7 gibi dikkat çekici bir büyüme performansı sergilemişti. Bu ivmenin yılın son çeyreğinde nasıl bir seyir izlediği, piyasa aktörleri için büyük bir önem taşıyor. Büyüme verisinin açıklandığı aynı gün, Karadeniz'in incisi Ordu'da kameraların karşısına geçecek olan Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın şubat ayı ihracat rakamlarını duyurması bekleniyor. Ocak ayında takvim etkisiyle aylık bazda yüzde 3,9 azalarak 20,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen ihracatın, şubat ayında nasıl bir toparlanma göstereceği, ülkenin dış ticaret dengesi açısından son derece kritik bir eşik olarak görülüyor.
Enflasyon rakamları ve dezenflasyon sürecindeki yeni adımlar mercek altında
Ekonomi gündeminin hiç şüphesiz en sıcak ve en çok tartışılan başlığı olan enflasyon, 3 Mart'ta tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilecek. Kurum yetkilileri, şubat ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini kamuoyuyla paylaşacak. Yılın ilk ayında tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 4,84 oranında artarken, yıllık enflasyon yüzde 30,65 seviyesinde kayıtlara geçmişti. Rakamların açıklanmasının hemen ardından gözler, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekonomi kurmaylarının vereceği mesajlara çevrilecek. Bakan Şimşek, ocak ayındaki fiyat artışlarında olumsuz hava koşulları ve dönemsel gıda maliyetlerinin etkili olduğunu belirterek, dezenflasyon politikalarına kararlılıkla devam edileceğinin altını çizmişti. Piyasalar, şubat verisinin ardından bu güçlü kararlılığın hangi yeni mali adımlarla destekleneceğini dikkatle takip edecek.
Kritik faiz kararı ve cari açık verisiyle piyasaların ateşi yükselecek
Mart ayının tam ortasına gelindiğinde, finans dünyasının nabzı Ankara'da atacak. 12 Mart tarihinde toplanacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun (PPK) alacağı faiz kararı, hem iç piyasa dinamikleri hem de yabancı yatırımcı stratejileri için ayın en kritik virajı olarak değerlendiriliyor. Ocak ayındaki olağan toplantısında politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine çeken kurumun, mart ayında enflasyon verilerine bakarak nasıl bir manevra yapacağı şimdiden döviz ve borsa cephesinde fiyatlanmaya başlandı. Beklentilerin zirve yaptığı bu günde, Türkiye'nin döviz ihtiyacını yansıtan cari açık istatistikleri de ekranlara düşecek. Geçtiğimiz yılın aralık ayında 7 milyar 253 milyon dolar açık veren cari işlemler hesabının, yeni yılın ilk ayında nasıl bir performans sergilediği, ülkenin risk primini doğrudan etkileyecek.
Sanayi üretimi ve bütçe dengesi ekonomik gidişatın röntgenini çekecek
Makroekonomik verilerin yanı sıra, sanayi çarklarının ne hızda döndüğünü gösteren öncü göstergeler de mart ayı boyunca analistlerin radarında olacak. 9 Mart'ta finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları açıklanarak, tasarruf sahiplerinin yüksek enflasyon karşısındaki alım gücü durumu özetlenecek. Ocak ayında yüzde 7,45 ile en yüksek reel getiriyi sağlayan ve yatırımcısına kazandıran külçe altının, şubat ayında da bu tahtını koruyup koruyamayacağı merak ediliyor. Hemen ertesi gün, 10 Mart'ta ise reel sektörün üretim iştahını yansıtan ocak ayı sanayi üretim endeksi yayımlanacak. Diğer taraftan, devletin gelir ve gider dengesinin bilançosu olan şubat ayı merkezi yönetim bütçe sonuçları 16 Mart'ta açıklanacak. Ocak ayında 1 trilyon 635 milyar liralık gidere karşılık 1 trilyon 421 milyar lira gelir elde edilen kamu bütçesinin, şubat ayında nasıl bir zemine oturduğu mali disiplinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.
Ayın kapanışı iş gücü piyasası ve güven endeksleriyle yapılacak
Mart ayının son haftası, sokağın ekonomiye duyduğu güvenin ve istihdam piyasasının genel röntgenini çeken istatistiklerle geçecek. 23 Mart'ta tüketici güven endeksi verileri piyasalarla paylaşılırken, tüketicinin finansal geleceğe olan inancının şubat ayındaki 85,7 seviyesinden daha yukarıya taşınıp taşınmadığı incelenecek. 25 Mart tarihinde 2025 yılının geneline ilişkin geniş çaplı iş gücü istatistikleri, 30 Mart'ta ise yatırım ve tüketim iştahını ölçen ekonomik güven endeksi sonuçları yayımlanacak. Bu zorlu ve yoğun ekonomi maratonunun son günü olan 31 Mart'ta ise şubat ayına ait dış ticaret ve iş gücü rakamları açıklanarak aya nokta konulacak. Tüm bu zincirleme veriler, Türkiye ekonomisinin yeni yıldaki büyüme hikayesini netleştirirken, global yatırımcıların ülkeye bakış açısını da yeniden şekillendirecek.