EKONOMİ

Türk turizmine Avrupa’dan soğuk duş

Türkiye'nin bacasız sanayisi turizm, 2025 yazında alarm veriyor. Yılın ilk 7 ayında turist sayısı erirken, en büyük rakipler İspanya ve Yunanistan rekor kırıyor. Başta ana pazar Almanya olmak üzere Avrupa'dan gelen turist sayısındaki dramatik düşüşün arkasında, cep yakan yüksek fiyatlar yatıyor. Sektör temsilcileri, “2024 rakamlarını yakalarsak şanslıyız” derken, kârsız bir yıl ve sürdürülebilir olmayan bir gelecek tablosu çiziyor.

Abone Ol

Türk turizm sektörü, yıllardır alıştığı büyüme ivmesini 2025'in ilk yarısında kaybederek ciddi bir türbülansa girdi. Rakipler Akdeniz'de pastadan daha büyük dilimler alırken, Türkiye'nin en önemli pazarlarından gelen turist sayısındaki erime, sektörde endişe çanlarının çalmasına neden oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün açıkladığı resmi verilere göre, turizmin zirve yaptığı temmuz ayında Türkiye'ye gelen yabancı turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %4,97'lik bir düşüşle 6 milyon 969 bine geriledi. Yılın ilk 7 ayını kapsayan Ocak-Temmuz dönemindeki toplam kayıp ise %2,1 olarak kayıtlara geçti. Bu tablo, Akdeniz çanağındaki en büyük rakiplerimizle kıyaslandığında daha da karamsar bir hal alıyor. Aynı dönemde İspanya ziyaretçi sayısını %3, Yunanistan ise %0,58 oranında artırmayı başardı. Türkiye'nin kan kaybının arkasındaki temel neden ise Avrupa pazarındaki dramatik çöküş oldu. Sadece temmuz ayında Avrupalı turist sayısı, bir önceki yıla göre 202 bin 998 kişi azaldı. Sektörün duayen isimleri, bu düşüşü artan fiyatlar, değişen tatil alışkanlıkları ve Tayland ile Mısır gibi alternatif destinasyonların agresif pazarlama stratejilerine bağlıyor. Genel kanı, Türkiye'nin bu yılı, 2024'ün rakamlarını yakalayarak kapatabilirse bunun büyük bir başarı sayılacağı yönünde.

Ana pazar Almanya'dan tarihi darbe

Türkiye turizminin lokomotifi ve yıllardır en büyük kozu olan Almanya pazarından gelen haberler, krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Almanya'dan gelen turist sayısı, bir önceki yıla göre %5,26'lık sert bir düşüş yaşadı. Bu düşüşün temelinde, Türkiye'deki konaklama, yeme-içme ve diğer hizmet kalemlerindeki fahiş fiyat artışları yatıyor. Artan maliyetler nedeniyle Alman turistler, bu yıl tatil rotalarını değiştirerek Türkiye yerine kendi ülkelerinde kalmayı tercih etti. Alman Federal İstatistik Ofisi'nin verileri de bu durumu teyit ediyor; ülkede iç turizm rekor kırarak 42,8 milyon Alman kendi ülkesi içinde seyahat etti. Kan kaybı sadece Almanya ile sınırlı kalmadı. Bir diğer sadık pazar olan İngiltere'den gelenlerin sayısı %9,65 azalırken, İtalya pazarındaki kayıp %20,12'yi buldu. Son yıllarda büyük bir atılım gösteren ve umut bağlanan ABD pazarında bile %21,9'luk şok bir düşüş yaşandı. Bölgedeki jeopolitik gerilimler ise komşu İran pazarını vurdu ve İran'dan gelen ziyaretçi sayısı %18,9 geriledi.

Sektör temsilcileri karamsar: 'Tehlikeli sulardayız'

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başdanışmanı Hamit Kuk, ortaya çıkan rakamların ciddiyetine dikkat çekiyor. İlk 7 aydaki %2'lik düşüşün basit bir rakam olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kuk, "Rakiplerimiz İspanya, Yunanistan ve Mısır turist sayılarını artırırken biz geriliyoruz. Bu, küçümsenecek bir durum değil," diyerek tehlikenin altını çizdi. Yaz sezonunun beklentilerin çok altında geçtiğini belirten Kuk, "Temmuz ayında otellerin ağzına kadar dolu olması gerekirdi. Ancak doluluk oranları %70-80 bandında kaldı. Bu, sektör için kabul edilebilir bir seviye değil," ifadelerini kullandı. Fiyatların aşağı çekilmesi için temmuz ve ağustos aylarında otelcilerin kâr marjlarından feragat ettiğini söyleyen Kuk, "Herkes kârlılığını düşürdü. Şu anki hedefimiz, 2024 rakamlarını yakalamak. Eğer bunu başarırsak, bu şartlar altında iyi iş çıkardık demektir. Ancak bu durum, uzun vadede Türk turizmi için sürdürülebilir değil. Bizim sektör olarak yapabileceklerimiz de maalesef çok sınırlı," şeklinde konuştu. Kuk, Türkiye'nin turizmde daima büyüyen bir ülke olduğunu hatırlatarak, "Bu küçülme, aslında ne kadar tehlikeli sularda yüzdüğümüzü gösteriyor. Türkiye’nin acilen yeni bir turizm manifestosuna ihtiyacı var. Rakiplerimiz sürekli yeni sistemler geliştirip, değişen tatil anlayışlarına hitap ediyor. Biz ise hala 40 yıllık yöntemlerle rekabet etmeye çalışıyoruz," diyerek yapısal bir değişimim şart olduğunu belirtti.

'Türkiye artık pahalı' algısı imajı zedeliyor

Hamit Kuk, sahadan gelen en net geri bildirimin, Türkiye'nin yurt dışında artık bir 'pahalı ülke' olarak anılması olduğunu vurguluyor. Bu algının sadece turizmcilerin çabasıyla kırılamayacağını, sorunun temelinde genel ekonomi yönetiminin ve enflasyonla mücadelenin yattığını savunan Kuk, çarpıcı bir maliyet analizini paylaşıyor: "Almanya’da, İngiltere’de insanlar artık Türkiye’nin ne kadar pahalı olduğunun farkında. Performansa bakınca tüm pazarlarda irili ufaklı düşüşler var. Bu algı, uzun vadede hedeflerimizi baltalayacak." Sorunun sadece konaklama fiyatları olmadığını, asıl problemin tedarik zincirindeki kontrolsüz artışlar olduğunu belirten Kuk, "Elbette fahiş fiyata oda satan otelciler var. Ama dürüst çalışan işletmeler de var. Otelcilerle konuştuğumuzda, 2020'den 2025'e dövizdeki artışın %450 olduğunu, ancak bakliyat, et, süt gibi temel girdilerdeki artışın %600 ile %1200 arasında değiştiğini söylüyorlar. Özellikle otellere satılan ette 2020'den bu yana %1200'lük bir artış var. Tedarik zincirinde fiyatlar hem dövizin hem de enflasyonun çok üzerinde artmış durumda. Bu maliyetler varken otelcinin fiyat indirmesini beklemek hayalcilik olur," diyerek sorunun kaynağına işaret etti.

Değişen tatil anlayışı ve 'kârsız bir yıl' endişesi

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Burhan Sili ise konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Antalya'daki ana kaynak pazarlardaki açığın, Polonya gibi pazarlardaki artışla bir nebze telafi edildiğini ancak bunun yeterli olmadığını belirtiyor. Rekabetin hiç olmadığı kadar kızıştığını ifade eden Sili, "Pastadan pay almak isteyen ülke sayısı arttı. Ayrıca tatil anlayışı da kökten değişti. Eskiden turist Antalya’ya gelir, 14 gün otelde kalırdı. Şimdi insanlar daha kısa süreli, 3-4 günlük, farklı deneyimler yaşayacakları tatiller yapıyor. Uzakdoğu’da Tayland, Afrika'da Mısır veya Körfez'de Dubai gibi destinasyonlar çok büyük tanıtım bütçeleriyle öne çıkıyor," dedi. Türkiye'nin rekabet gücünün önümüzdeki yıllarda daha da zorlanacağını öngören Sili, "Mevcut döviz kuru politikası, kaynak pazarlardaki düşüşler ve maliyetlerdeki olağan dışı artış, kâr marjlarımızı tamamen eritti. 2025'in kârsız bir yıl olacağını şimdiden söyleyebiliriz," diyerek sektörün içinde bulunduğu finansal sıkıntıya dikkat çekti. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu da Antalya özelinde yabancı ziyaretçi sayısında %1,3'lük bir düşüş olduğunu, en yüksek kaybın %12 ile Kazakistan'dan geldiğini belirtti. Kavaloğlu, en yüksek artışın ise %22 ile Ukrayna'dan geldiğini, bu ülkede barışın sağlanması durumunda Ukrayna'nın ilk 5 pazar arasına girebileceğini ekledi.