Türkiye'nin lokomotif sektörlerinin başında gelen tekstil ve konfeksiyon dünyası, son dönemde küresel pazarlarda yaşanan talep düşüşü, yüksek enflasyonist baskılar ve tırmanan işletme maliyetleri nedeniyle zorlu bir virajdan geçiyor. Özellikle Avrupa pazarındaki durgunluk ve ham madde tedarik zincirinde yaşanan fiyat dalgalanmaları, ihracat odaklı çalışan büyük ölçekli entegre tesislerin finansal dengelerini doğrudan etkiliyor. Yaşanan bu makroekonomik iklimin yansıması olarak, kentin ve ülkenin önde gelen hazır giyim üreticilerinden Sir Hazır Giyim, girdi maliyetlerinin tırmanması ve finansmana erişimde karşılaşılan bariyerleri aşabilmek adına stratejik bir hukuki adım atmak zorunda kaldı.

Mali yapısını yeniden düzenlemek ve mevcut borç yükümlülüklerini sürdürülebilir bir takvime bağlamak isteyen İzmir merkezli Sir Hazır Giyim Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, nakit akışını güvence altına almak amacıyla konkordato talebiyle mahkemeye başvurdu. Şirket avukatları tarafından hazırlanan detaylı iyileştirme projesini ve finansal tabloları inceleyen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, sunulan belgelerin yasal mevzuat kapsamındaki kriterleri karşıladığına hükmetti. Yargı makamı, firmanın ticari ömrünü sürdürebilmesi ve alacaklıların haklarının adil bir zeminde korunabilmesi amacıyla şirket lehine 3 aylık geçici konkordato mühleti tanınmasını kararlaştırdı.

Mahkemenin geçici koruma kararı üretimin devamlılığını sağlayacak

Yargı çevrelerinden edinilen belgelere göre, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tesis edilen koruma kalkanı, firmanın ticari faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürmesine imkan tanıyor. Mahkeme, dosyada sunulan belgelerin İcra ve İflas Kanunu kapsamında yeterli olduğuna hükmederek şirkete 3 Temmuz 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 aylık geçici konkordato mühleti verilmesine karar verdi. Alınan bu karar uyarınca, yasal ilan tarihinden itibaren başlamak üzere alacaklı tarafı oluşturan aktörlerin 7 gün içinde mahkeme nezdinde itiraz etme hakları bulunuyor. Sektörün ve firmanın geleceğini şekillendirecek olan davanın bir sonraki kritik duruşması ise 30 Eylül 2026 tarihinde İzmir'de görülecek.

Bu geçici hukuki koruma süreci, fabrika çarklarının durmasının önüne geçerek hem mevcut siparişlerin yetişmesini sağlayacak hem de istihdam piyasasını koruyacak. Bünyesinde yaklaşık 400 nitelikli iş gücü barındıran ve Gaziemir'deki lojistik ağların merkezinde yer alan üretim üssü, geçici mühlet süresince tam kapasiteyle çalışmaya devam edecek. Sektör analizcileri, bu tür köklü firmalara verilen mühlet kararlarının, sadece firmanın kendisini değil, ham madde sağlayan alt tedarikçileri ve fason üretim yapan küçük atölyeleri de içine alan devasa bir sektörel ekosistemi çöküşten koruduğunu ifade ediyor.

Terzi atölyesinden dünya markalarının mutfağına uzanan 60 yıllık başarı

Sir Hazır Giyim'in tarihsel köklerine bakıldığında, aslında Türkiye’nin sanayileşme ve markalaşma öyküsünün bir özeti görülüyor. Takvimler 1967 yılını gösterdiğinde İzmir'de küçük bir terzi atölyesi olarak ticari hayatına start veren firma, zaman içinde tasarım gücü, yüksek dikiş kalitesi ve kurumsal lojistik kabiliyeti sayesinde kabuğunu kırarak ülkenin en saygın tekstil aktörlerinden biri konumuna yükseldi. Yarım asrı deviren bu kurumsal tecrübe, tesisi uluslararası moda devlerinin Türkiye'deki en güvenilir üretim ortaklarından biri haline getirdi.

Kuru meyvede rekor ihracat
Kuru meyvede rekor ihracat
İçeriği Görüntüle

Firma bugün, küresel pazar vitrinlerini süsleyen ve lüks segmentte yer alan Armani Collezioni, Versace Collection, Dstrezzed, Brax ve s.Oliver gibi dünya markaları için yüksek standartlı mont, ceket ve takım elbise üretimi gerçekleştiriyor. Uluslararası markaların yanı sıra iç piyasada da modaya yön veren Abdullah Kiğılı, Ramsey, KİP Gürmen ve Paulmark gibi dev markaların koleksiyonları da yine Sir Hazır Giyim'in Gaziemir'deki tesislerinde ilmek ilmek işleniyor. Öte yandan, yürütülen yasal sürecin ve konkordato başvurusunun yalnızca ana firmayı bağlamadığı, Sir Hazır Giyim'in operasyonel gücünü tahkim eden ve kendi bünyesinde faaliyet gösteren Kostüm Giyim'i de yasal koruma şemsiyesi altına aldığı bildirildi.

Küresel ekonomik kriz tekstil ekosistemini ikinci kez yapılandırmaya zorluyor

İzmirli hazır giyim devinin karşı karşıya kaldığı bu mali sıkışıklık, firmanın işletme tarihinde bir ilk değil. Küresel piyasaların ve makro dengelerin sarsıldığı dönemlerde esnek yönetim refleksleri gösteren şirket, daha önce 2018 yılında yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle de konkordato talebinde bulunmuş, o dönemde de mahkemenin sunduğu yasal koruma zeminini kullanarak mali yapısını başarılı bir şekilde yeniden düzenleyip faaliyetlerine güçlü bir şekilde devam etmişti. Ancak son birkaç yılda pandeminin artçı etkileri, Rusya-Ukrayna savaşıyla derinleşen enerji krizleri ve özellikle Avrupa'daki tüketim eğilimlerinin ani bir frenle yavaşlaması, firmayı yeniden aynı savunma mekanizmasını kullanmaya itti.

Yüksek teknolojiye uyumlu siber üretim altyapısına rağmen, artan enerji giderleri, asgari ücret düzenlemelerinin getirdiği işçilik maliyetleri ve bankacılık sektöründe yaşanan kredi daralması şirketi nakit akışı yönetiminde zorladı. İkinci kez mahkemenin koruma kalkanına sığınan tekstil kalesi, bu 3 aylık altın değerindeki sürede mevcut siparişlerin sevkiyatlarını tamamlayarak kasasına sıcak döviz girdisi sağlamayı ve alacaklı bankalarla yeni bir borç tasfiye protokolü imzalamayı planlıyor. İzmir iş dünyası ve tekstil sendikaları da 60 yıllık bu markanın istihdamı koruyarak süreci atlatması adına kurumsal istişare mekanizmalarını açık tutuyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ