İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm projeleri kapsamında iştiraki İZBETON üzerinden kooperatiflerle yürüttüğü süreçte ortaya atılan yolsuzluk iddiaları, yargı önünde tartışılmaya devam ediyor. Aliağa Şakran Cezaevi Yerleşkesi’nde görülen ve kamuoyunda "kooperatif davası" olarak bilinen yargılamanın dördüncü celsesi, savunma makamının sert çıkışlarına sahne oldu. Aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın da bulunduğu 65 sanıklı davada, mahkemeye sunulan bilirkişi raporu tansiyonu yükseltti. Tutuklu yargılanan Tunç Soyer, raporun içeriğine ve hazırlanış biçimine yönelik kapsamlı bir savunma yaparak, hakkındaki suçlamaları reddetmekle kalmadı, raporun aslında kendilerini akladığını belirtti.
Soyer davanın bilirkişi raporunu yapay zekaya incelettiklerini, yüzde 98'inin iddianame ile aynı olduğunu ve 'kopyala yapıştır' yöntemiyle yapıldığını iddia etti.
Öte yandan Tunç Soyer, "İZBETON'un birkaç daire sahibi olmak dışında çıkarı olduğunu bilirkişi raporunda hayatın olağan akışı dışında belirlendiği belirtiliyor, biz bu duruşumuzla gurur duyuyoruz" diye konuştu.
Raporun amacı geçmiş dönemi karalamak
Duruşmada söz alarak bilirkişi raporunu madde madde analiz eden Tunç Soyer, metnin hukuki bir tespitten ziyade siyasi bir yönlendirme içerdiği görüşünü savundu. Raporun mevcut belediye yönetimini sorumluluktan kurtarırken, kendi dönemlerini şaibe altında bırakmak üzere kurgulandığını öne süren Soyer, özellikle Örnekköy 3 ve 4. etap projeleri için yapılan 29 milyon liralık ödemeye dikkat çekti. Raporda bu ödemenin kamu zararı olarak nitelendirildiğini hatırlatan Soyer, inşaatların vaktinde bitirilmesi durumunda böyle bir suçlamanın yapılıp yapılamayacağını sorguladı. İZBETON ile kooperatifler arasında yapılan sözleşmelerin hukuki zeminini savunan eski başkan, sürecin mevzuata uygun işlediğini, ancak raporun olayları bağlamından kopararak suç üretmeye çalıştığını dile getirdi.
Kararlar şahsi değil meclisin ortak iradesidir
Tunç Soyer, savunmasında belediyecilik mevzuatına ve karar alma mekanizmalarına da vurgu yaptı. Kooperatif modeliyle kentsel dönüşüm yapılması kararının tek başına bir belediye başkanının inisiyatifiyle alınmadığını belirten Soyer, bu kararların altında İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerinin imzası olduğunu hatırlattı. "Bu benim şahsi kararım değil, meclis üyelerinin hepsinin ortak kararıdır" diyen Soyer, eğer ortada bir suç varsa tüm meclis üyelerinin sanık sandalyesinde oturması gerektiği restini çekti. Soyer, "üzerinde bilirkişi yazsa da bir tomar kağıt" olarak nitelendirdiği raporun, belediyenin kurumsal işleyişini ve meclis iradesini yok sayarak hazırlandığını, bu nedenle hukuki geçerliliğinin tartışmalı olduğunu ifade etti.
Kuruşu kuruşuna hesap
Duruşmanın en çarpıcı anı ise Soyer’in "dolandırıcılık" suçlamasına verdiği yanıt oldu. İddianamede yer alan "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasının, bilirkişi raporundaki detaylı hesaplamalarla çürüdüğünü savunan Soyer, heyetin 131 sayfalık rapor boyunca 92 kuruşluk farka kadar ince hesap yaptığını belirtti. Bir yerde paranın kuruşu kuruşuna nereye gittiğinin belli olması durumunda dolandırıcılıktan bahsedilemeyeceğini vurgulayan Soyer, "Bu rapor, 6 aydır cevabını aradığımız 'dolandırıcılık var mı?' sorusunu kökten çözmüştür. Bilirkişi heyeti, büyük bir gayretle yaptığı hesaplamalarla aslında işimizi kolaylaştırmıştır. Çünkü her kuruşun hesabı bellidir. Bu rapor, bizim dolandırıcılık yapmadığımızın en somut, en net kanıtıdır" ifadelerini kullandı.
Hak sahipleri de sürece dahil edilmeli
Soyer, savunmasının son bölümünde mahkeme heyetine kritik bir uyarıda bulundu. Eğer mahkemenin bilirkişi raporundaki yorumları esas alarak bir hüküm kurma yoluna gidecekse, davanın boyutunun değişmesi gerektiğini savundu. Rapordaki mantığın kabul edilmesi halinde, kentsel dönüşüm projesinden faydalanan 279 hak sahibinin de mahkemeye çağrılması gerektiğini belirten Soyer, sürecin sadece yöneticiler üzerinden yürütülemeyeceğini ima etti. Örnekköy projelerinde gelinen noktanın ve mali tabloların şeffaf olduğunu yineleyen Soyer, suçlamaların temelsiz olduğunu ve raporun bu gerçeği istemeden de olsa tescillediğini sözlerine ekledi. Duruşma, diğer sanıkların ve avukatların bilirkişi raporuna yönelik beyanlarıyla devam etti.




