2025’te 23 bin şirket iflas etti!
2025’te 23 bin şirket iflas etti!
İçeriği Görüntüle

Türkiye'de milyonlarca çalışanın hayallerini süsleyen ve çalışma hayatının en önemli dönüm noktalarından biri olan emeklilik planlamasında kartlar yeniden dağıtılıyor. Sosyal güvenlik mevzuatında zaman zaman yapılan köklü değişiklikler, vatandaşların emekli olma şartlarını ve alacakları maaşları doğrudan etkilerken, gözler özellikle sistemin dönüm noktası kabul edilen 2008 yılına çevrildi. Konuyla ilgili olarak Türkiye Gazetesi'ndeki köşesinde çarpıcı bir analiz kaleme alan tanınmış SGK Uzmanı İsa Karakaş, sigortalıları yakından ilgilendiren çok önemli bir virajı detaylandırdı. Uzman ismin açıklamaları, çalışma hayatına Ekim 2008'den sonra atılan yeni nesil sigortalılar için yıllardır dilden dile dolaşan ve kurtarıcı olarak görülen o meşhur avantajın artık tamamen rafa kalktığını acı bir şekilde ortaya koydu. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yeni dönem uygulamaları, artık son virajda yapılan manevralara değil, çalışma hayatının bütünündeki istikrara bakıyor.

Eski sistemde son yedi yılın altın kuralı işliyor

Sistemin nasıl işlediğini ve kimlerin hangi kurallara tabi olduğunu anlamak için öncelikle milat kabul edilen tarihin öncesine bakmak gerekiyor. İsa Karakaş'ın verdiği detaylara göre, ilk kez sigortalı olma tarihi 2008 yılındaki o büyük reformdan önceye dayanan eski toprak çalışanlar için mevcut sistem, bilindik kurallarıyla işlemeye devam ediyor. Bu grup için altın kural hala "son 7 yıllık fiili hizmet süresi" olarak öne çıkıyor. Sistemin işleyişine göre, geriye dönük son 2.520 günlük fiili çalışma süresi içerisinde en fazla hangi statüden (en az 1.260 gün) kuruma prim ödemesi yapıldıysa, vatandaşın emeklilik işlemleri ve maaş bağlama şartları o statünün kurallarına göre gerçekleştiriliyor. Bu durum, geçmişte bazı vatandaşlar için adeta bir can simidi işlevi görüyordu. Örneğin, çalışma hayatının çok büyük bir kısmını daha ağır şartlara sahip Bağ-Kur'lu (esnaf) olarak geçiren ve ilk işe girişi 1 Mayıs 2007 olan bir vatandaş, emekliliğine yakın son 1.260 günü (yaklaşık 3,5 yıl) bir iş yerinde SSK'lı (4/A) statüsünde tamamlaması halinde, doğrudan daha avantajlı olan SSK şartlarından emekli olmaya hak kazanıyordu. Bu sayede hem daha az prim günüyle emekliliğe hak kazanılıyor hem de görece daha iyi koşullarda maaş bağlanabiliyordu.

Yeni nesil için tüm çalışma hayatı mercek altında

Ancak madalyonun diğer yüzünde, çalışma hayatına biraz daha geç atılan milyonlarca genç ve orta yaşlı sigortalıyı bekleyen bambaşka bir tablo var. Karakaş'ın altını kalın çizgilerle çizdiği üzere, ilk kez sigortalı olduğu tarih Ekim 2008 ve sonrası olan devasa bir kitle için dillerden düşmeyen o "son 1.260 gün" (3,5 yıl) kuralı sistemden tamamen kazınmış durumda. Yeni ve katı sistemde artık emekliliğe yakın son yıllarda yapılan statü değişiklikleri kurtarıcı olmuyor. Bunun yerine, Sosyal Güvenlik Kurumu kişinin ilk işe girdiği günden emeklilik dilekçesini verdiği güne kadar geçen toplam çalışma hayatını masaya yatırıyor. Kurumun uzmanları, tüm bu uzun sigortalılık süresine bakarak vatandaşın hangi statüde (SSK, Bağ-Kur veya Emekli Sandığı) daha fazla çalışması bulunduğunu santim santim hesaplıyor ve emekli olma şartlarını da en çok prim ödenen bu ana statüye göre kesin olarak belirliyor.

Aynı anda iki sigortalılık durumunda hiyerarşi devrede

Çalışma hayatının karmaşık yapısı içinde zaman zaman sistemde aynı anda birden fazla statüde sigortalı görünme gibi istisnai durumlar da ortaya çıkabiliyor. Uzman Karakaş, böyle karmaşık hallerde sistemin kördüğüm olmaması için belirli öncelik kurallarının ve bir hiyerarşinin devreye girdiğini belirtiyor. Bu kurallara göre, eğer ortada bir devlet memuriyeti (4/1-c statüsü) durumu söz konusuysa, bu statü her zaman en üstte yer alıyor ve diğer tüm statüleri geçersiz kılıyor. 2011 yılından bu yana tavizsiz uygulanan bir diğer kritik kurala göre ise, bir kişinin aynı anda hem SSK'lı bir çalışan hem de Bağ-Kur'lu bir işveren durumunun çakışması halinde, işçi statüsü olan SSK (4/1-a) öncelikli ve geçerli kabul ediliyor. Ancak Karakaş, bu noktada çok önemli bir yasal uyarının da altını çiziyor; bir kişinin kendi sahibi olduğu veya ortağı bulunduğu bir şirketten kendisini hileli yollarla SSK'lı bir işçi gibi göstermesi yasalara göre kesinlikle mümkün değil. Yapılan denetimlerde tespit edilmesi halinde, kendi iş yerinden yatırılan bu tür SSK primleri kurum tarafından anında geçersiz sayılarak iptal ediliyor. Sonuç olarak, Karakaş'ın analizleri gösteriyor ki; özellikle Ekim 2008'den sonra çalışma hayatına girenler için emeklilik planlamasının "son demlerde" değil, çalışma hayatının en başından itibaren çok dikkatli ve bilinçli bir şekilde yapılması hayati bir önem taşıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ