İzmir ili Selçuk ilçesi Korudağ mevkisinde yer alan 312 ada 35 parsel numaralı arazide hayata geçirilmesi planlanan atık ön işlem ve geri kazanım projesi ile ilgili bürokratik süreçlerde yeni bir aşamaya geçildi. Ecorec Çevre ve Enerji Teknolojileri San. Tic. A.Ş. tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunulan Proje Tanıtım Dosyası (PTD) üzerindeki incelemeler tamamlandı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ÇED Yönetmeliği'nin 17. maddesi gereğince projeye İzmir Valiliği tarafından 'ÇED olumlu' (Kapsam Ek-2) kararı verildi. Karara bağlanan proje; günlük 1.200 ton işleme kapasiteli tehlikesiz atık ön işlem ve termal kurutma, günlük 72 ton kapasiteli pelet üretimi ile toplama ayırma tesisi ünitelerini içeriyor.
Her yıl on sekiz bin ton kömür yakılacak
Proje tanıtım dosyasında yer alan teknik verilere göre, tesise kabul edilecek olan atıkların kurutulması işleminde enerji kaynağı olarak kömür kullanılacak. Kurulacak olan sistemde her biri saatte 2.500.000 kilokalori (kcal/h) ısıtma gücüne sahip toplam 6 adet linyit kömürü yakıtlı ısı kazanı faaliyet gösterecek. Bu kazanların tam kapasiteyle çalışması durumunda tesisin yıllık kömür ihtiyacının yaklaşık 17 bin 672 ton olacağı hesaplanıyor. Termal kurutma işlemlerinde kullanılacak olan bu yakıt miktarının, tesisin bulunduğu alan ve çevresinde belirli oranlarda partikül madde, kükürt ve azot oksit emisyonları ile kül ve cüruf oluşumuna neden olacağı hazırlanan raporlarda teknik detaylarıyla birlikte yer alıyor.
Her gün bin iki yüz ton biyolojik çamur bölgeye taşınacak
Tesisin ana faaliyet konusunu, çeşitli endüstriyel tesislerden ve biyolojik arıtma santrallerinden getirilecek olan arıtma çamuru atıklarının işlenmesi oluşturuyor. Günlük 1.200 ton kapasiteyle tesise kabul edilecek olan bu biyolojik atıklar, termal işlemlerden geçirilerek kurutulacak. Şirket tarafından hazırlanan dosyada, uygulanacak ısıl işlemin son derece hızlı gerçekleşeceği belirtilerek, bu hız sayesinde atıklarda herhangi bir fermantasyon (kokuşma) veya biyolojik bozunma sürecinin yaşanmayacağı öngörülüyor. Bununla birlikte, günlük bin tonu aşan yaş çamurun ağır vasıtalarla tesise nakliyesi, boşaltım işlemleri ve açık ya da yarı kapalı alanlardaki depolama süreçleri göz önüne alındığında, operasyonel faaliyetlerin çevresel etkileri ve koku emisyonu konuları da değerlendirme raporlarında incelenen başlıklar arasında bulunuyor.
Dev yığınlar kendiliğinden alev alma ve patlama tehlikesi barındırıyor
Termal kurutma işleminin ardından elde edilecek olan kurutulmuş çamur ve üretilen peletlerin depolanması aşamasına dair çeşitli uluslararası güvenlik standartları da PTD dosyasında referans olarak sunuldu. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA) verilerine dayandırılarak yapılan risk tanımlamalarında, kurutulmuş atık peletlerinin nem oranının yüzde 10 seviyesini aşması veya ortam sıcaklığının belirli derecelerin üzerine çıkması durumunda mikrobiyal bozunma yaşanabileceği belirtiliyor. Bu durumun "self-heating" olarak adlandırılan kendiliğinden ısınma reaksiyonlarına yol açabileceği ve nihayetinde kendiliğinden yanma veya patlama riski barındırdığı teknik belgelerde ifade ediliyor. Özellikle ürünlerin 8 metreyi aşan yığınlar halinde istiflenmesinin bu termal reaksiyon riskini artırabileceği vurgulanarak, sıcak hava koşullarında veya yetersiz havalandırma durumlarında yangın güvenliği tedbirlerinin en üst düzeyde tutulması gerektiği belirtiliyor.
Hassas sulak alan ekosistemi tehdit altında
Projenin inşa edileceği arazinin coğrafi ve ekolojik konumu, resmi kurumların da değerlendirme sürecine dahil oldu. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 4. Bölge Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan resmi görüş yazısında, söz konusu atık işleme tesisi sahasının "Küçük Menderes Deltası Sulak Alanı Tampon Bölgesi" sınırları içerisinde yer aldığı kayıt altına alındı. Tesis planlamasında, alana getirilecek günde 840 tona kadar çamurun depolanabileceği atık kabul bölümünde oluşması muhtemel sızıntı suları için özel bir toplama havuzu inşa edileceği belirtiliyor. Tesisin sulak alanın tampon bölgesinde yer alması nedeniyle, altyapıda meydana gelebilecek olası bir sızıntı, izolasyon arızası veya doğal afet kaynaklı taşkın durumlarında yeraltı su kaynaklarının ve ekosistemin etkilenme potansiyeli, projenin çevresel yönetim planlarındaki kritik noktalarından birini oluşturuyor.
Önceki faaliyetlerin durdurulması ve yeni üretim modeli
Aynı arazi üzerinde faaliyet gösteren şirketin geçmiş dönem çalışmaları da dosya kapsamında paylaşılan bilgiler arasında yer alıyor. Belgelerde, firmanın daha önce ilgili alanda günlük 200 ton kapasiteli "Kompost Gübre Üretimi" faaliyeti yürüttüğü ifade ediliyor. Ancak söz konusu organik gübre üretimi faaliyetinin, şirketin belirttiği şekliyle "günümüz piyasa şartlarından dolayı" durdurulduğu resmi kayıtlara geçmiş durumda. Alınan bu işletme kararının ardından şirket, tarımsal kompost üretiminden vazgeçerek, kurutulmuş geri kazanım atıklarının çimento fabrikaları ve benzeri endüstriyel tesislere yakıt olarak tedarik edilmesini hedefleyen mevcut termal kurutma modeline geçiş yaptı.





