Türkiye’deki siyasi partilerin denetiminden sorumlu olan Anayasa Mahkemesi (AYM), siyasi arenada nadir görülen bir karara imza attı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusu üzerine inceleme başlatan Yüksek Mahkeme, Adalet ve Demokrasi Partisi'nin (ADP) hukuki statüsünü mercek altına aldı. Yapılan incelemelerde, partinin kuruluş aşamasından sonra yasal olarak belirlenen süre içerisinde ilk büyük kongresini gerçekleştirmediği tespit edildi. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu uyarınca, İçişleri Bakanlığı’na kuruluş belgelerinin verilmesini takip eden iki yıl içinde kongre yapılması zorunluluğu, partinin feshine giden sürecin ana gerekçesi oldu.
Zorunlu organlar oluşturulmadı hukuki varlık sona erdi
Yüksek Mahkeme’nin Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararında, partinin sadece kongre yapmamakla kalmadığı, aynı zamanda partinin işleyişi için elzem olan zorunlu organların da tesis edilmediği vurgulandı. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 87. maddesine atıfta bulunan AYM, bu eksikliklerin bir siyasi partinin "yaşayan bir organizma" olma özelliğini yitirmesine neden olduğuna hükmetti. Kararda, partinin organlarının oluşturulmaması nedeniyle "kendiliğinden dağılmış sayılmasına" ve tüzel kişiliğinin resmen sona erdirilmesine oy birliğiyle karar verildiği belirtildi.
Mal varlığı Hazine’ye devredilecek
Hukuki varlığı sona eren siyasi partilerin mal varlıklarına ilişkin mevzuat hükümleri, Adalet ve Demokrasi Partisi için de işletildi. Anayasa Mahkemesi, partinin elinde bulunan tüm taşınır ve taşınmaz malların, paraların ve hakların Hazine'ye devredilmesine hükmetti. Bu karar, tabela partisi olarak nitelendirilen veya kuruluş amacını idari eksiklikler nedeniyle sürdüremeyen yapılar için bir uyarı niteliği taşıyor. Siyasi partilerin sadece bir isimden ibaret olamayacağını hatırlatan bu hüküm, demokratik sistemin sağlıklı işleyişi için yasal sorumlulukların önemini bir kez daha ortaya koydu.




