İzmir’in önceki dönem büyükşehir belediye başkanlarından Aziz Kocaoğlu, Ege-Koop Danışma Kurulu tarafından düzenlenen “İzmir Sohbeti” etkinliğinde yaptığı açıklamalarla gündemin merkezine oturdu. Özellikle Meslek Fabrikası üzerinden yürüyen tartışmaların sadece yerel bir mesele olmadığını vurgulayan Kocaoğlu, yaşanan süreci sert sözlerle eleştirdi. İzmir’in son dönemde artan sorunlarına dikkat çeken Kocaoğlu, kentte yaşanan gelişmelerin arka planında daha geniş bir tablo olduğunu savundu.

Kocaoğlu’nun konuşması boyunca en çok üzerinde durduğu başlık ise Meslek Fabrikası operasyonu oldu. Bu müdahalenin yalnızca bir kurumla sınırlı olmadığını belirten Kocaoğlu, “Bu mesele İzmir’in ötesine geçmiş, ülkenin temel meselelerinden biri haline gelmiştir” diyerek tartışmayı ulusal bir zemine taşıdı.

Meslek Fabrikası sadece bir bina değil

Kocaoğlu, yıllarca İzmir’de sosyal kalkınma projelerinin merkezinde yer alan Meslek Fabrikasının, sadece bir eğitim kurumu olmadığını, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın güçlü bir simgesi olduğunu dile getirdi. Özellikle kadınların ve gençlerin üretime katılmasında önemli bir rol üstlenen bu yapının işlevine vurgu yaptı.

Ege-Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan da aynı etkinlikte yaptığı değerlendirmede, fabrikanın sosyal boyutuna dikkat çekti. Aslan, “Burada kadınlar kendi emekleriyle meslek öğreniyor, üretime katılıyor ve aile bütçelerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Bu yönüyle Meslek Fabrikasının klasik bir eğitim kurumundan çok daha fazlası olduğunu belirten Aslan, kurumun yaşatılması için merkezi ve yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Whatsapp Image 2026 04 16 At 09.31.16

İzmir cezalandırılıyor iddiası

Kocaoğlu’nun en dikkat çeken açıklamalarından biri ise İzmir’in merkezi idare tarafından baskı altında tutulduğu yönündeki değerlendirmesi oldu. Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir’in bu tür uygulamaları hak etmediğini savunan Kocaoğlu, yaşanan gelişmeleri “cezalandırma politikası” olarak yorumladı.

Özellikle Meslek Fabrikası’nın tahliyesi sürecine işaret eden Kocaoğlu, bu müdahalenin hukuki ve etik açıdan ciddi soru işaretleri taşıdığını ifade etti. “Bir sabah operasyonuyla belediyenin dışarı çıkarılması kabul edilemez” diyen Kocaoğlu, bu durumun demokratik değerlere zarar verdiğini ileri sürdü.

Tapu bizde ama söz hakkı yok

Kocaoğlu’nun konuşmasında en sert ton, mülkiyet meselesine geldiğinde ortaya çıktı. Meslek Fabrikası’nın mülkiyetinin İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olduğunu hatırlatan Kocaoğlu, buna rağmen yaşanan sürecin “akıl dışı” olduğunu dile getirdi.

“Tapu bizde ama yetki elimizden alınıyor. Bunun mantıklı bir açıklaması yok” sözleriyle durumu özetleyen Kocaoğlu, yapılan müdahalenin hukuki zeminden uzak olduğunu savundu. Bu gelişmenin, yerel yönetimlerin yetkilerinin daraltılması anlamına geldiğini ifade etti.

Meclis’te ‘ölen işçi’ tartışması: Meclis birbirine girdi!
Meclis’te ‘ölen işçi’ tartışması: Meclis birbirine girdi!
İçeriği Görüntüle

Hak arama yolları daralıyor

Kocaoğlu, yaşanan süreci daha geniş bir çerçevede değerlendirerek Türkiye’de hukukun işleyişine yönelik eleştirilerde bulundu. Hak arama yollarının giderek zorlaştığını belirten Kocaoğlu, bu durumun toplumsal dengeleri de etkilediğini söyledi.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çeken Kocaoğlu, ekonomik eşitsizliklerin arttığı dönemlerde siyasi baskının da arttığını savundu. “Toplumun bilinçlenmesi ve demokratik yollarla hak araması artık daha önemli hale gelmiştir” diyerek seçmen iradesine vurgu yaptı.

Kırsal kesimin desteği hatırlatıldı

Kocaoğlu, geçmişte yaşadığı yargı süreçlerine de değinerek özellikle kırsal kesimin desteğinin altını çizdi. 2011 yılında yaşanan operasyon sürecinde toplumun farklı kesimlerinden destek gördüğünü belirten Kocaoğlu, bu dayanışmanın kendisi için önemli bir deneyim olduğunu ifade etti.

Kırsalda yaşayan vatandaşların daha bağımsız bir tutum sergilediğini söyleyen Kocaoğlu, “Üreten kesim daha özgür davranır, kimseye bağlı olmadan karar verir” dedi. Bu kesimin siyasi baskılardan daha az etkilendiğini belirterek, demokratik reflekslerin burada daha güçlü olduğunu savundu.

Eğitim sistemi eleştiri oklarının hedefinde

Konuşmasının önemli bölümlerinden birini de eğitim sistemi oluşturdu. Kocaoğlu, Türkiye’de üniversitelerin giderek diploma odaklı hale geldiğini belirterek bu durumu eleştirdi. Nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanamadığını ifade eden Kocaoğlu, Meslek Fabrikası modelinin bu boşluğu doldurmak için kurulduğunu hatırlattı.

Sanayinin ihtiyaç duyduğu iş gücünün yetiştirilmesinde bu tür yapıların kritik rol oynadığını belirten Kocaoğlu, özellikle gençler için mesleki eğitimin yeniden öncelik haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Alsancak Limanı için kritik uyarı

Kocaoğlu’nun dikkat çektiği bir diğer başlık ise Alsancak Limanı oldu. Limanın özelleştirilmesi ve işlevinin değiştirilmesi yönündeki tartışmalara değinen Kocaoğlu, bu sürecin İzmir için stratejik riskler barındırdığını söyledi.

Limanın yük taşımacılığı kimliğini kaybetmemesi gerektiğini belirten Kocaoğlu, mevcut durumda teknik yetersizlikler nedeniyle büyük gemilerin yanaşamadığını ifade etti. Bu durumun İzmir’i uluslararası taşımacılıkta geri plana ittiğini savunan Kocaoğlu, “Bu gidişle İzmir Limanı, Yunanistan’daki Pire Limanı’nın gölgesinde kalır” değerlendirmesinde bulundu.

Kruvaziyer turizmine dayalı bir dönüşümün ekonomik açıdan yeterli olmayacağını belirten Kocaoğlu, bu modelin kalıcı gelir yaratmadığını söyledi. Limanın yeniden güçlendirilmesi için acil yatırımlar yapılması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Haber Bülteni