SEMİ TEKTAŞ/İzmir Büyükşehir Belediyesi Nisan ayı olağan meclis toplantısı Başkan Tugay idaresinde gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT Faaliyet Raporlarının görüşülmesi sırasında yaşanan arbede Meclis’e damga vurdu. AK Parti ve MHP Grubunun rapor hakkında söz almadan yeterlilik önergesi ile Meclis’in bitirilmesi kavgaya neden oldu. AK Parti ve MHP basın açıklaması ile duruma tepki gösterdi.
“İzmir’in sorunlarını konuşmak istiyorduk”
AK Parti Grup Başkanvekili Hakan Yıldız, “İzmir'in değerli basın mensupları, bugün malumunuz İzmir Büyükşehir Belediyesi faaliyet raporunu görüşmek üzere toplandık. Yaklaşık 6 saat Cemil Tugay'ın ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yalanlarını dinleyerek geçirdik. Biz grup olarak 1 milyon seçmenin oyunu alıp gelmiş bir Cumhur İttifakı'yız. O yüzden mecliste Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili ile benim kalma nedenim İzmirli ve seçmenimize olan saygıydı. Çünkü biz İzmir'in gerçekten de 2 yıldır yapılmayanlarını, sorunlarını konuşmak istiyorduk.
Cemil Bey de esasında teamüllere aykırı olarak grup başkanvekillerinin konuşmalarını beklemeden maalesef kentle olan kavgası, kendi iç kavgası, kendi eski belediye başkanıyla olan kavgası, mevcut belediye başkanlarıyla girdiği kavga, milletvekilleri kavgasıyla gün sonunda geldi kendi meclisiyle kavga eder bir hale geldi. Ve biz yine de bütün iyi niyetimizle, siz de oradaydınız, arkadaşlarımızı bilerek çıkarttık. Çünkü bizim arkadaşlarımız konuşma yapmaya başladıklarında Cemil Bey bilerek ve bilinçli olarak meclisi terk etti. Zaten konuşmasında da bunu ortaya koydu” dedi.
Yıldız’ın konuşmasının satırbaşları şöyle;
“Bir sürü yalan sıraladı”
Biz grup başkanvekilleri olarak sabırla bekledik. Kendisine de tekrar bizim kendimizi ve meseleleri izah edeceğimiz bir noktada teamüllere uygun şekilde grup görüşlerimizi ifade edip edemeyeceğimizi sorduğumuzda zaten kürsüden de "dinleyeceğim" demişti. Ama tabii o kadar kendisi, artık şekeri mi yüksek, içinde bulunduğu beceriksizliğinin faturası kendisine ağır mı geliyor; bir ayrı bir yalan içerisine girdi ve bir sürü yalanlar sıraladı.
Meslek Fabrikası'yla daha dün bir yalan söyledi. "Vakıflar bize randevu vermiyor" dedi. Değil mi? Bunu açıkladı. Oysa Vakıflar bir gün önce yazılı randevu verdi. Bugün de saat 10.30'da belediyenin genel sekreteri ile hukuk baş müşaviri bizzat Vakıflar Bölge Müdürü ile görüşme yaptı. Şimdi randevu vermeyen Vakıflar nasıl görüşme yapıyor? Cemil Bey'in yalanları bitmiyor. Katlı otoparkta yalanları bitmedi. Meslek Fabrikası süreçlerinde yalanları bitmedi. Körfez konusunda yalanları bitmedi. Döndü, başta genel sekreterimiz olmak üzere milletvekillerimizle ilgili kredi ile ilgili bir yalan ortaya attı. Ben de bir grup başkanvekili olarak çok net bir ifade kullandım. Dedim ki; "İspatla, ben meclis üyeliğimi bırakayım. İspatlayamazsan sen belediye başkanlığını bırakacak mısın?" Gerçekten de bugün kentin belediye başkanlığını bıraksa kent çok sağlıklı bir düzene girer.
Tugay’a çağrı
Bugün de bir yalan daha söyledi. Dedi ki Ceyda Hanım'ın vefat eden aile ziyaretini kendi konuşmasından sonra yaptığını, öyle söyledi, konuşmasını dinlettiğini söyledi. Oysa bu görüşme cumartesi günü, gayet insani, gayet manevi yönü yüksek bir ziyaret gerçekleşti. Siz o görüşme üzerine pazartesi mecliste bir pot kırdınız. Birtakım iftira ve yalanlara başvurunca insanlar da bunu ortaya koydu. Yani nereden baksanız tüm yalanların karşısında artık bir Cemil Tugay var.
Kendisini açıkça davette bulunuyorum. Cesareti varsa mayıs ayında meclise gelsin. Ortaya attığı tüm iddiaları grup olarak belgeleriyle tek tek anlatalım. Kenti 2 yıldır beceriksizliklerine nasıl mahkûm ettiklerini, bürokrasinin kendisini nasıl yalana ittiğini, bu yalanlarla kenti nasıl başka bir yalan serüveninin parçası haline getirdiğini cesareti varsa açık davet, buyursun meclise gelsin. Ama kendisi maalesef kartondan kahraman. Niye? Hem kürsüde "sizi dinleyeceğim" diyeceksiniz, sizi nezaketle bekleyen iki grup başkanvekili söz talep ettiğinde de yeterlilik önergesi vereceksiniz. Ben 7 yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde görev yapan biriyim. 25 yıldır bu kentte aktif siyaset yapan biriyim. Ben böyle bir kendinden çelişkili, böyle yalanlara bulaşmış bir belediye başkanı görmedim. Daha kürsüde dediğini tutmuyor bu arkadaş. Yani maalesef İzmir'e, İzmir'in sorunlarına yakışmıyor. İzmir kan kaybediyor. İzmir'in kan kaybı nedeni de kendilerinin yönetim anlayışının kötülüğü. Bunun da farkında. İş yapamadığı için sinirleniyor. Geçmişiyle kavga ediyor, vekillerle kavga ediyor, artık kendisiyle de kavga eder hale geldi. Antidemokratik Cumhuriyet Halk Partisi'ni gördük.
“Manipüle eden başkan”
“Biz teamülleri işleten bir grubuz. Biz meclise gelmeden önce toplantı yaptık. Akış üzerinde konuştuk ve akışın nasıl olacağı üzerine bir mutabakata vardık. Hatta bu görüşme sırasında Cemil Tugay da odaya girdi ve bu konuda uzlaştığımızı kendisine ilettik, o da "tamam" dedi. Şimdi uzlaştığınız, üzerinde ‘tamam’ dediğiniz bir akışı kendi yalanları ortaya çıkacağı için manipüle eden bir başkanla karşı karşıyayız.
Sen, sana randevu alıp giden genel sekretere, bakanımıza daha sonra il başkanımıza "kadraja girdi” diyeceksin, bir yalana başvuracaksın. Bu mecliste Eyüp Kadir İnan'a teşekkür etmedi mi? Vakıfları kamuoyunuzun önünde kanunsuz bir kurummuş gibi göstermeye çalışacaksınız. Biz bugün hem faaliyet kitapçığında hem belgeleriyle süreçleri anlatmak için sabırla bekledik ama kentin sorunlarını çözmek yerine düştükleri bataklıktan ‘nasıl çıkarım’ diye sağa sola bir çamur atan Cumhuriyet Halk Partisi ile karşı karşıyayız. Uzlaştığımız bir noktada mutabakat sağlamayan kendileri. CHP grubu da kendi içinde birkaç parça. Ne önergeden haberleri var ne süreden haberleri var. Bugün itibarıyla da maalesef antidemokratik tavırlarını görmüş olduk. İzmir'i konuşmaya hazırız ama İzmir'i konuşmaktan kaçan bir belediye başkanımız var.
Altınkeser’den ölen işçi tepkisi
MHP Grup Başkanvekili Bahadır Altınkeser, “Çiğli’deki ölümlü iş kazası sonrası yapılan açıklamalara tepki gösteren MHP’li Altınkeser, “Pazartesi günü geldi, Çiğli'deki vefat eden arkadaşımızla ilgili gözümüzün içine baka baka yalanlar söyledi. Bizi siyasi kumpasla suçladı. MHP Çiğli İlçe Başkan Yardımcımızı suçladı. Biz bugün söylediklerinin doğru olmadığını belgeleriyle açıklayacaktık. Pazartesi günü basına farklı, Salı farklı ve bugün farklı demeç verdi. Cemil Tugay, İZSU yetkililerinin söylemiş olduğu yalanlara inanaraktan İzmir halkını kandırmıştır. Çiğli'deki olayla ilgili size örnekleri vereyim. Elimde belgeleri var. Bizim arkadaşımız o gün ailenin talebiyle oraya gidiyor ve 5 tane firmayı arıyor. Hepsinin de arama kayıtları var. En son gece 01.00'e doğru bir firmaya ulaşıyor, o firmayı getiriyor ve parasını da kendi ödüyor. Cemil Tugay pazartesi günü "aile firmayı aramadı, parasını biz ödedik" diyerek gözümüzün içine baka baka yalan söyledi. Biz ona "sen yalan söylüyorsun" demedik çünkü ortada bir acı vardı. Cemil Tugay 4 gündür, 5 gündür bu cenazelerin üzerlerinde tepiniyor. Biz sustukça üzerimize geliyor. Bugün de bu meclisi tahrik etmiştir, provoke etmiştir, bunun da tek sorumlusu Cemil Tugay'dır. Fatura bizde, arkadaşımızın adına kesilmiştir çünkü ödemeyi kendisi yapmıştır. Tahsilat makbuzu da faturası da vardır. İZSU yetkilileri ne yaptı? Olayın ertesi gün firmaya gidip "bize fatura keseceksiniz" diye baskı yaptı. Cemil Tugay, pazartesi günü bu mecliste konuştu, salı günü İZSU yetkilileri bu firmaya, vinç firmasına tekrar gitti, "bize de fatura kesin" diye yalvardı ve baskı yaptı. Biz bunları söylemedik bugüne kadar. Ama geleceksin bizim gözümüzün içine baka baka yalan söyleyeceksin, Milliyetçi Hareket Partisi'ni kumpasla suçlayacaksın, bizim partilimize iftira atacaksın biz de susacağız. Öyle bir şey yok arkadaşlar. Biz bugüne kadar nezaketimizi koruduk ama bundan sonra kim bizim üstümüze geliyorsa aynı karşılığı alacaktır” dedi.




