Kılıçdaroğlu'ndan Erbaş'a: O koltuğu kirletiyorsun

Ayasofya'nın 86 yıl sonra ibadete açıldığı gün olan elinde bir kılıç ile birlikte minbere çıkarak okuduğu hutbede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’e lanet okuyan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, Erbaş'a "O koltuğu sadece ve sadece kirletiyorsunuz" dedi.

Kılıçdaroğlu'ndan Erbaş'a: O koltuğu kirletiyorsun

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu, geçen hafta sonu yapılan kurultay sonrası partisinin grup toplantısında açıklamalar yapıyor.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şunlar: 

Türkiye'yi birleştirmek istedik

Yerel yönetimdeki arkadaşlarım, pandemi sürecinde bütün engelleri aşan belediye başkanları arkadaşlarıma bir tarih yazdıkları için teşekkür ettim. Milletvekili arkadaşlarım günün 24 saati sürekli çalıştılar. Niye çalıştık? Halkımız için. Ayrıştıran iktidara karşı Türkiye’yi birlikte birleştirelim dedik. 

Cumartesi Annelerine duayı çok gördüler

800 haftadır bir grup anne evlatlarını arıyor. Evlatları kaybolduğu zaman bazıları 12, bazıları 16, 20, 30 yaşlarındaydı... Nerede kayboldu onların evlatları? Asıl soru bu. Bu anneler evlatlarını nerede arıyorlar. Gözaltına alındılar, tutuklandılar, bir süre sonra hiç kimse haber alamadı. 800 haftadır Galatasaray'a gelip 800. haftada bir karanfil bırakmak istediler. Öldüklerini biliyoruz ama mezarı nerede, gidip bir Fatiha okuyalım diyorlar. Bunu bile çok gördüler. Evladım nerede diye soran annenin sesini duymayan insanlara ben insan demem. Hani faili meçhuller olmayacaktı? Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olamaz. Berfo ana oğlunun mezarının nerede olduğunu bilmeden hayatını kaybetti. Berfo analara ne diyeceğiz?

Diyarbakır'daki anneler de mübarek annelerdir. O evlatların terör örgütüne gitmesini kim sağladı, ortamı kim hazırladı? Anneler arasında hiçbir ayrım yapmıyoruz, her anne annedir. Karanfil bırakan annenin sesini duymayan insan değildir!


40 Yıldır çözemediniz, biz çözeceğiz

40 yıldır Kürt sorunu tartışılıyor. 40 yılda bir sorun neden çözülmez? Sorumlusu kim esnaf mı manav mı üniversiteki hoca mı işsiz mi? Sorunu çözmeyen siyasi otoritedir. On binlerce kişi hayatını kaybetti ama bu sorun çözülmedi. Şimdi egemen güçler bu sorunu bir manivela olarak kullanıyor. Ben buradan CHP Genel Başkanı olarak bu sorunu demokratik standartlar içerisinde Türkiye'nin bağımsızlığı çerçevesinde çözeceğime söz veriyorum. 40 yıldır çözemediniz, biz çözeceğiz.  Her insanın hayatı önemlidir. Bayrağımız, vatanımız, bağımsızlığımız çerçevesinde çözeceğiz. 

Liyakat öncelik olacak

İşi ehline vermek bir inanç, insanlık, yönetim meselesi midir? Evet. İşi ehline vermediğinde kul hakkına fırsat açıyorsun. İşi ehline vermezsen yolsuzluğa, haksızlığa çanak tutuyorsun demektir. Bir kişinin liyakatli olması sonradan olmuyor. Önce eğitim, tecrübe, deneyim bunların olması lazım. İşi ehline teslim etmek aynı zamanda ehil insanın devleti yönetirken tarafsız olmasını sağlar. Liyakat sahibi kişi vatandaşlarına eşit davranır. Oturduğu makamı vatandaşa işkence etme yeri olarak göremez. Eğer bunu yapmazsanız sorunları çözemezsiniz. 

Erbaş'a tepki: O koltuğu kirletiyorsun

İstanbul işgal edildiğinde İngiliz Muhipler Cemiyeti kuruluyor. Bir sürü yandaşlar geliyor oraya, dönemin sarayı her türlü desteği veriyor. Mustafa Kemal için idam fermanı çıkarılıyor. 'Neden Türkiye'yi kurtarıyorsun, bak ne güzel keyfimiz yerinde' diye. Sevr anlaşmasını imzaladılar. Rıfat Börekçi de dönemin Diyanet İşleri Başkanı'ydı. O da şeyhülislamın tam aksine fetva verdi.

Tarihi bilmeden belli koltuklara oturursanız kendi tarihinizi reddetip yabancıların size dayattığı tarihi öğrenirseniz siz o koltuğa layık değilsiniz. Çıkacaksınız öyle bir konuşma yapacaksınız ki haddinizi aştığınızı bilecek ve geri almak için çaba harcayacaksınız. Bu o koltuğun hakkını veremiyorsun demektir. Sen erdemli, dürüst değilsin. O kişi bilmeli Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olmasaydı bugün o camilerin hiçbirinde 5 vakit ezan okunmazdı. Bunu biliyor musun sen!

Lanet sözcüğü, sevgi, hoşgörü varken kullanılır mı? Belki lanet sözcüğünü Erdoğan için kullanmış olabilir onu da söylesin. Buna rağmen bu sözcüğü bir din adamının kullanması doğru değildir. Dua okunur, e okusaydın o zaman. Ağzını kapatan mı vardı? Bunlar tarihin de gerçeğin de ne olduğunu bilmiyorlar. O koltuğun kendisine paye vereceğini sanıyorlar. O koltuğu sadece ve sadece kirletiyorsunuz.

Değiştireceğiz

Rüşvet alan bir kişinin büyükelçilikte ne işi vardır? Seçim yasası değişecek dedik. Bütün vatandaşlarımız milletvekillerini mi seçiyorlar, yoksa önüne konan listeye mi mühür basıyorlar? Bunu 12 Eylül darbecileri yaptı. Darbecinin getirdiği kanunu niye uyguluyorsunuz? Söz veriyorum bunu yapacağım. Bütün dostlarıma söz veriyorum. Milletin vekilini millet seçecek.

Seçim barajını kaldıracağız. Makul bir baraj konabilir. Kadınlar her seferinde siyasette yer almak istiyorlar erkekler izin vermiyor. Meclise cinsiyet kotası verilmeli. Siyasi ahlak yasasını çıkaracağız.

Biz siyasi ahlak yasasını çıkararak Meclis’in itibarını yükselteceğiz. Cebini düşünen değil, milleti düşünen milletvekili olacak. Uzun süredir bu olmadı, ama inşallah biz bunu yapacağız.Kamu ihale kanununu değiştireceğiz. Kul hakkı yemek en büyük günahsa kul hakkı yiyenlere nasıl oy veriliyor? O zaman sen de kul hakkına ortak oluyorsun.

Kütahya havalimanının maliyeti 50 milyon euro. Yolcu garantisi vermiş hükümet. 29 yıl 11 ay çalıştıracak burayı. 205 milyon 281 bin 118 euro vereceğiz. Kimin parasını veriyoruz? Bunu da değiştireceğiz. 

Eğitimde çocukları kobaylaştırdılar

Eğitim sistemini tepeden tırnağa yeniden yapılandıracağız. 

4+4+4 sistemi geldiğinde tek itiraz eden parti bizdik. Bakanlar kurulunda görüşülmedi. Kalkınma planlarında yoktu. Milli Eğitim şuralarında, Milli Eğitim Bakanlığı’nda görüşülmedi. 5 milletvekili kanun teklifini verdi, hiç biri eğitimci değildi. Sonuçta milyonlarca çocuk kobay olarak kullanılıyor. Dünyada kendi çocuklarını kobay olarak kullanan tek ülkeyiz. Üniversiteler tamamen çöktü. 

İran, Suudi Arabistan ve Malezya üniversitelerinde üretilen bilgi sayısı bizim üniversitelerimizi geride bıraktı. Güçlü bir sosyal devlet olarak aile destekleri sigortasını kuracağız. Günlük 39 lira ücret desteği veriyorlar. 1 milyon kişi ücretsiz izne çıkarıldı. Bunların sosyal güvenlik primleri yatmayacak. Pekiş bu bir milyon kişinin çocuğu ya da kendisi hasta olursa parayla tedavi olacak.Güçlü bir sosyal devlet kurmak bizim görevimiz. Hizaya getiren devlet baba olmalı, şevkat gösteren devlet ana olmalı. Yereli güçlendirip, kayyuma son vereceğiz. Seçimle gelen seçimle gidicek. Orta Doğu’yu kan değil, barış alanına çevireceğiz. 


 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner92