banner112

'Cumhurbaşkanına hakaret' maddesi için harekete geçildi

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Türk Ceza Kanunu’nda “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen 299’uncu maddenin yürürlükten kaldırılması için kanun teklifi hazırladı.

'Cumhurbaşkanına hakaret' maddesi için harekete geçildi

Gazeteci Sedef Kabaş’ın Tele 1 TV’de geçen hafta bir programda kullandığı ifadeler nedeniyle dün “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanması tepki çekti. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, bu olayın ardından Türk Ceza Kanunu’nda “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen 299’uncu maddenin yürürlükten kaldırılması için kanun teklifi hazırladı. Pazartesi günü teklifini TBMM’ye sunacak olan Özer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı zamanda AKP Genel Başkanı olduğunu da ifade ederek, teklifinin gerekçesinde şunları belirtti:

ERDOĞAN DÖNEMİNDE 160 BİN SORUŞTURMA AÇILDI

“Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde, cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla 160 bin 169 kişi hakkında soruşturma açılmış olması ve 12 bin 881 kişinin mahkum edilmiş olması, Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesinin suiistimal edilmiş olduğunun açık göstergesidir. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde 71, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde 82 ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde 233 kişinin bu suç nedeniyle mahkum edildiğine ilişkin resmi veriler, Erdoğan döneminde bu maddenin bir intikam aparatı haline dönüştürüldüğünü göstermektedir.”

“AYNI İLE HEM VALİ HEM PARTİSİNİN İL BAŞKANINI ATAYABİLİYOR”

Özer, 299’uncu maddenin “Tarafsız, siyasi parti bağı bulunmayan” cumhurbaşkanları için tasarlandığını kaydederek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber bu durumun değiştiğini şöyle açıkladı:

“Türk tipi başkanlık sistemi olarak tarif edilen bu yeni rejimde cumhurbaşkanının bir siyasi parti üyesi dolayısıyla üyesi olduğu siyasi partinin genel başkanı olabilmesinin önündeki engel kaldırılmıştır. Aynı ile hem vali hem partisinin il başkanını atayabilen, siyasi rakiplerine sabahtan akşama kadar ağır hakaretlerde bulunabilen bu kişi, hem kabineye hem partisinin karar organlarına başkanlık etmekte, yüksek yargı organlarının üyelerini seçerek, yargı erki üzerinde de bir tahakküm oluşturmaktadır.”

“EN UFAK ELEŞTİRİDE BİLE YARGIYA BAŞVURULUYOR”

Rejime kasteden anayasa değişikliğinin ardından cumhurbaşkanı, Türk Ceza Kanunu’nda kendisinden önceki tarafsız cumhurbaşkanları için ihdas edilmiş 299’uncu maddeyle getirilen ilave bir koruma zırhına büründürülmüş, kendisine yönelen en ufak eleştiriler için yargıya başvurarak, yurttaşlarımızın ifade özgürlüklerine ciddi biçimde kısıtlar getirmiştir.

“FEZLEKELERİN 141’İ CUMHURBAŞKANINA HAKARET İDDİASINDAN”

Halihazırda CHP grubuna mensup milletvekillerinin dokunulmazlıkları nedeniyle bekleyen fezlekelerinin en az 141’inin cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla düzenlenmiş olması, durumu daha da vahim kılmakta, bu maddeyi gerekçe göstererek cumhurbaşkanı siyasi rakiplerinin siyaset yapma biçimlerine müdahale etmeye çalışmaktadır. Bir siyasi parti genel başkanının, diğer partilerin genel başkanlarında olmayan bu zırha neden ihtiyaç duyduğuna ilişkin tatmin edici açıklamalar yapılmamaktadır.

“MUHALİFLE HESAPLAŞMA AYGITI HALİNE DÖNÜŞTÜ”

Son olarak gazeteci Sedef Kabaş’ın bu suç gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılması ve tutuklanmasıyla, gazetecilere, sanatçılara, aydınlara ve tüm vatandaşlara iktidar partisi ve ortakları aracılığıyla bir gözdağı verilmek istenmektedir. Çok yakın bir süre önce ülkenin yüz akı sanatçılarından Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in aynı madde kapsamında adliye koridorlarında bekleyen görüntüleri hafızalarımızdadır. Rejime kasteden anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle birlikte bu maddenin bir dünya görüşüyle ve bir yaşam biçimiyle adeta hesaplaşma aygıtı olarak kullanıldığına, muhaliflere yönelik başlayan cadı avının adeta simgesi haline geldiğine yönelik yoğun kanaatler mevcuttur. Ancak çok daha önemlisi, bir siyasi partinin genel başkanı sıfatını da kullanan cumhurbaşkanının 21’inci yüzyılda demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan düşünce ve ifade özgürlüğünü içselleştirmesi, farklı seslere ve farklı düşüncelere tahammül etmeyi öğrenmesi, kendi görüşünden olmayan insanları susturmak yerine onları dinlemeye çaba harcaması gerektiği açıktır. Hazırlanan bu kanun teklifi ile ifade özgürlüğünü açıkça kısıtlayan Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesinin yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.” (Cumhuriyet)

YORUM EKLE

banner101

banner100