POLİTİKA

Özel'den tutuklu gazeteci Uludağ'a ziyaret

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla Silivri Cezaevi'nde demir parmaklıklar ardında tutulan deneyimli gazeteci Alican Uludağ'ı ziyaret etti. Görüşmenin ardından kamuoyuna seslenen Özel, Uludağ'ın yatarı olmayan bir iddiayla özgürlüğünden mahrum bırakıldığını belirterek, yaşanan hukuksuzluğun iktidarın bağımsız basına yönelik tahammülsüzlüğünün en net göstergesi olduğunu vurguladı.

Abone Ol

Türkiye'de basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti tartışmaları, tartışmalı yargı kararlarının gölgesinde alevlenmeye devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret" iddiasıyla tutuklanan ve Silivri Cezaevi'ne gönderilen başarılı gazeteci Alican Uludağ'a moral ve destek ziyaretinde bulundu. Adaletin tecelli etmesi beklenen koridorlarda yankılanan tutuklama kararının ardından gerçekleşen bu kritik görüşme, siyaset dünyasının ve basın meslek örgütlerinin gözünü yeniden cezaevi kapılarına çevirdi. Ziyaretin hemen sonrasında cezaevi önünde kameraların karşısına geçen Özel, sürecin hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu ve meselenin özünde iktidarın muhalif sesleri susturma arzusu yattığını dile getirdi. Özel'in açıklamaları, ülkede hukukun üstünlüğü ilkesinin nasıl aşındırıldığını bir kez daha gözler önüne serdi.

İktidarın rahatsızlığı yargı eliyle gazeteciye fatura ediliyor

Gözaltı sürecinde yaşanan insan hakları ihlallerine ve orantısız güç kullanımına dikkat çeken Özel, gazetecinin evinde çocuklarının gözü önünde derdest edilmesinin demokratik teamüllerle bağdaşmadığını vurguladı. Alican Uludağ'ın, evine yapılan baskın sırasında üzerine uygun bir kıyafet giymesine bile müsaade edilmeden apar topar emniyete götürüldüğünü hatırlatan Özel, bu sert tavrın sıradan bir adli işlemden ziyade bir gözdağı operasyonu olduğunu savundu. İktidarın doğru ve tarafsız habercilikten duyduğu derin rahatsızlığın bu tutukluluk kararıyla vücut bulduğunu ifade eden Özel, "Buradan ceza alsa bile yatarı olmayan bir suçtan içeride tutulması siyasilerin ona kestiği bir cezadır" diyerek yargının siyasallaşma tehlikesine güçlü bir şekilde işaret etti.

Yirmi beş kişilik dar koğuşta ağır tecrit koşulları

Tutukluluk şartlarının insani standartlardan ne kadar uzak olduğunu detaylarıyla kamuoyuyla paylaşan ana muhalefet lideri, Uludağ'ın adeta bir tecrit politikasına maruz bırakıldığını belirtti. Cezaevindeki fiziki yetersizliklerin bilinçli bir cezalandırma aracına dönüştüğünü kaydeden Özgür Özel, "Hala geçici koğuşta tutuluyor. Bu yüzden televizyondan, gazeteden, kitaptan, kantinden alışveriş yapma hakkından mahrum. 10 kişilik koğuşta 25 kişi kalıyor" ifadelerini kullandı. Bu zorlu fiziksel şartların yanı sıra gazetecinin en temel haklarından da mahrum bırakıldığının altını çizen Özel, Uludağ'ın televizyon izleme, gazete okuma, kitap edinme ve hatta kantinden temel ihtiyaçlarını karşılayacak alışveriş yapma hakkının dahi elinden alındığını vurguladı.

Uluslararası arenada Türkiye'nin imajı onarılmaz yaralar alıyor

Hukuksuzlukların ve hak ihlallerinin sadece iç siyasette değil, küresel ölçekte de Türkiye'ye büyük bedeller ödettiğini dile getiren Özel, konunun uluslararası yankılarına değindi. Özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa'dan yükselen tepkilerin altını çizen CHP Lideri, haksız kararların ülkenin demokratik saygınlığına gölge düşürdüğünü belirtti. "Yattığı her gün Türkiye adına utanç verici bir durumdur" diyen Özel, yurt dışından gelen haklı eleştirilerin Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajını onarılmaz şekilde zedelediğini ve bu vahim yanlıştan vakit kaybetmeksizin dönülmesi gerektiğini söyledi.

Bağımsız haber alma hakkına vurulan ağır bir pranga

Cezaevindeki kapalı görüşmesinde Alican Uludağ'ın moralinin son derece yüksek olduğunu ve hukuksuzluğa asla boyun eğmeyeceğini kendisine bizzat ilettiğini aktaran Özel, bu kararlı direnişin tüm kamuoyuna örnek olması gerektiğini ifade etti. Uludağ'ın, kendisine yaşatılan tüm bu zorlukların asıl amacının kendisini yıldırmak, kalemini kırmak ve gerçeğin peşinde koşan meslektaşlarına korku salmak olduğunun bilincinde olduğunu söyleyen Özel, "Onun içeride geçirdiği her gün, halkın da bağımsız bir kaynaktan doğru haber alma hakkının kısıtlandığı gündür" diyerek, özgür basının demokrasinin yegane nefes borusu olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı.