CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir  ulusal televizyonda Uğur Dündar’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Özel'in Dündar olan TV röportajından öne çıkan konular şöyle: 

KENDİSİ İÇİN GÜNDEMDE KALMA ARACINA ÇEVİRMEK İSTİYOR: 

(Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, seçim öncesinde yapılan protokolü paylaşması) Ben bu tartışmayı çok geride bıraktım. Bu protokolden haberdar olmadığımızı Sayın Genel Başkanımız, zaten açıklamıştı. Kurultay sürecinde de bu, konu oldu. Ama bunu bir siyasi parti, kendisi için gündemde kalma aracına çevirmek istiyor. Ben böyle bir şeyin tarafı olmak istemem. O protokolün yarattığı sorunu konuştuk. Kurultay salonundan dışarı kırgınlık ve küskünlük çıkarmayacağımı söylemiştim. O günden itibaren bütün örgütümüzü kucakladık. Salonu 43 il başkanı ile girdim 81 il başkanı ile çıktım. Kendisini gündeme getirmek için istiyor. Ben o tartışmanın tarafı olmam. CHP’liler, bir daha gizli protokoller olmayacağı biliyorlar. Geriye dönüp de o konuya saplanmanın anlamı yok.

İKİ PARTİNİN İŞ BİRLİĞİNİN, GÜÇ BİRLİĞİNİN DOĞRU OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM: 

(Yerel seçimlerde ittifaklar) Yerel seçimlerde ittifak yapmayacağız. Çünkü ittifak kelimesi çok yoruldu. El birliği ile o kelimeyi yıprattık. İttifak kelimesi çok olumlu çağrışımlar yapmıyor, seçmenin kulağında. Ben iş birliği kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Seçim bölgelerine özel yerelden bizim örgütlerimizin, ittifak yapacağımız partilerin örgütlerinin görüşlerinin de değerlendirildiği özel iş birlikleri yapılabilir. Mümkünse iki parti, ama ihtiyaç oluyorsa belki bazen üçe çıkabilir; genelde iki partinin iş birliğinin, güç birliğinin doğru olacağını düşünüyorum.

YÜZDE 25’LİK CAM TAVANI TUZLA BUZ EDEBİLECEĞİNİ İNANIYORUM: 

Ben Sayın Meral Akşener’in de İYİ Parti’nin de başka ittifak ortaklarımızın da zaman zaman ittifaklarla ilgili değerlendirmelerini de pek çoğuna katılıyorum. Bunu genel seçim süreci için söylüyorum. Partilerin kendi kimlikleri ile var olmaları ve kendi ulaşabilecekleri üst düzey desteğe kendilerinin ulaşmasını; bir ittifak illa gerekiyorsa seçim yaklaşırken… Seçimin ertesi günü ittifak görüşmelerine başlamak; dört partiyi, altı partiyi bellerinden zincirle birbirlerine bağlayıp hadi şimdi koşuya başlayın demek. Herkes bir başkasına mani oluyor. Ben CHP’nin altı okuyla, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini benimseyen ve tüm toplum kesimlerine ulaşabilen eşitlikçi, adil, sol siyaseti ile bugün yüzde 25’lik cam tavanı tuzla buz edebileceğini inanıyorum. Bunun için benim özgür olmama ihtiyaç var. Benim partimin özgürce siyaset yapmasına, kendi öz değerlerini savunup o değerlerle çelişenlerle gerektiği yerde çatışmasına, cesaretle itiraz etmesine ihtiyacı var. İYİ Parti’nin yaptığı benzer değerlendirmeleri; kırıcı bir üslup yoksa son derece değerli buluyorum.

YEREL SEÇİMLERDE İŞ BİRLİKLERİ YAPMALIYIZ: 

İş yerel seçim olduğunda hepimizin bir sorumluluğu var. Ben kazanmazsam, sen kazanmazsan, biz kazanmazsak; o kazanacak. O kim? Recep Tayyip Erdoğan. Benim seçmenim, senin seçmenin, sizim seçmenimiz, muhalif seçmen; Erdoğan’ın İstanbul’u sanki böyle bir kent gibi değil de AK Parti’nin bir iştiraki gibi yönetmesini istemeyen seçmen bizim ona kaybettirmemize tahammül edemez. Hiç kimse bize mecbur değil. Ama biz hepimiz; bu ülkenin Atatürk’e bağlı, Cumhuriyet’in kurucu değerleri ile sorunu olmayan ve bu ülke zenginleşsin, özgürleşsin isteyen insanlarına borçluyuz, onlara mecburuz. Biz yerel seçimlerde işbirlikleri yapmalıyız. Bunu bazı seçim bölgesinde İYİ Parti ile başka seçim bölgesinde bir başka partiyle; bazen biz yokken… Ben kazanıyorsam, siyasetin doğası gereği zaten ben ittifak yapmam. Ama bir yerde benim ona ihtiyacım varsa, bir yerde de onların bana ihtiyacı vardır. Bu karşılıklı jestler; iki tarafa da fayda, ülkeye fayda getiriyorsa kaybettirecek formüler üzerinde durmak bize yakışmaz.  

MERAL ABLAMLA BERABER PEK ÇOK ZORLUĞU AŞACAĞIMIZA İNANIYORUM: 

Ben Meral Hanım ile onun deyimiyle, Meral Ablamla beraber pek çok zorluğu aşacağımıza inanıyorum. Onun için de ben ne gerekirse yapacağım. Ben Meral Hanım’ın partisinin hak ve menfaatlerinden fedakârlık yapmasını istemem, kendi partimin hak ve menfaatini de kollamaya beni Kurultay’ım görevlendirdi. Hepimizin kazanacağı, kimsenin üzülmeyeceği en optimum formüller, iş birlikleri üzerinde hareket edebiliriz. Bunun o yüzden benim açımdan hiçbir sıkıntılı gördüğüm süreç değil. Umutla baktığım bir süreç. Olmazsa dünyanın sonu değil. O zaman otururuz kendi değerlendirmelerimizi yaparız. Hepimiz A, B, C planlarımızı yapıyoruz: Yani ittifaka göre, ittifaksız ya da sınırlı ittifaklarla…

ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA BU TİP BİR TRAFİĞİN BAŞLAYACAĞINI UMUYORUM: 

Mümkün olan en kısa sürede yapmalıyız. Ben CHP’nin 2024 yılına belediye başkan adaylarını çok büyük oranda, özellikle şu an bizde olmayan belediyeler için çok büyük oranda belirlemiş olarak girmesini arzu ediyorum. O yüzden aralık ayında belki her hafta yapacağımız PM toplantıları ile peyderpey Belediye Başkanlarımızı açıklamak, açıkladığımızın kampanyasını başlatmak istiyorum… Önümüzdeki hafta bu tip bir trafiğin başlayacağını umuyorum. Umutluyum. Rezervim, inadım, olumsuz yaklaşımım hiç olmadı, bundan sonra olmayacak.

AYRILSALAR DA BİRLEŞSELER DE ESAS MESELE BİZİM NE YAPACAĞIMIZ: 

(50 artı 1 sisteminin değiştirilmesi tartışması) 50 artı 1’in altına düştüler, öyle bir hale geldiler ki… Burada böyle bir pozisyon aldılar. Ama bunun tarihsel bir geçmişi var. Bunu ilk kez Saadet Partisi’ni ziyaretinde, 2021 yılında ilk söylüyor: Beş altı gün sonra, iki ayrı açıklamada sert bir tepki alıyor, Sayın Bahçeli’den… Yine bir kez söylüyor, yine tepki alıyor. Partileri yanlış yollara iten bir sistemdir, bu sistem; dedi. Bahçeli bu sefer o kadar sert değildi. MHP’den yaka silken kurmaylarının olduğunu… MHP’den kurtulmaya çalışıyor. Bu sefer MHP eskisi kadar sert değil. Verdiği mesaj: Aramızda sorun yok, revizyon yaparız… Derin yoksulluk var, enflasyon var. Türkiye’nin gündemi bambaşka. Biz bu meselede tavrımızı net koyduk. Meşgul etmeyin memleketi, aranızda ne konuşuyorsanız konuşun. Benim CHP Genel Başkanı olarak, tutumum şu: Ben bunların ne ayrılığına ümit bağlarım ne birlikteliklerinden yas duyarım. Ayrılsalar da birleşseler de esas mesele bizim ne yapacağımız. Önce yerel seçimlerde elimizden gelenin en iyisini yapıp, genel seçimlerde bu iktidarı değiştirmek; ki bunu normal süresini beklemeksizin, bir erken seçim baskısını yaratacak güçlü bir muhalefetle sağlamak için mücadele etmem lazım.

‘CHP YÖNETEBİLİR’ ALGISINI ORTAYA KOYACAĞIZ, EKONOMİDE YAPTIKLARIMIZLA: 

(İktidar olsanız, ekonomiyi nasıl düze çıkartırsınız, sorusu üzerine) Bundan sonra CHP’yi üç şekilde göreceksiniz. Bir; iktidarın açıkladığı ekonomik programa, bütçe, orta vadeli programa teknik düzeyde en iyi muhalefeti, yapıcı muhalefeti, yön gösteren muhalefeti yapacak. İkincisi; CHP kadrolarına baktığında, ‘keşke bu bakan gerçekten bakan olsaydı’ diyen kişileri görmeye başladı insanlar… CHP yönetebilir algısını ortaya koyacağız, ekonomide yaptıklarımızla. Bir de CHP’yi KOBİ’de, OSB yönetimlerinin sorunlarını dinlerken göreceğiz, ihracatçının krediye ulaşma sıkıntılarını dinlerken, dile getirirken, çözerken göreceğiz. CHP’yi esnaf odalarında göreceğiz. Pazardaki fiyatı da eleştirecek, zincirdeki fahiş artışı çıkaracak. CHP’yi gördüğünüz yerde etkin, yetkin, enerjik; sadece Meclis’te değil sahada, tarlada, sokakta göreceksiniz.

Muharrem İnce'den YSK'ye sert tepki! Muharrem İnce'den YSK'ye sert tepki!

DEPREMZEDENİN DALDA KALAN NARENCİYESİNİ BÜYÜKŞEHİRLERDEKİ YOKSUL AİLELERE DAĞITACAĞIZ: 

Hatay’a depremin ilk günlerinde çok geç gidildi. Bundan dolayı çok kırgınlar. Hala kalkmayan enkazlar var. Halen naaşlara erişiliyor, kaç ay sonra. Hatay’da söz verilenin onda biri kadar konut var… Evsizler… Nitelikli işgücü göç etti. Çok inanılmaz eğitim ve sağlık sorunları var. Tarımda berbat bir durum var… Sanayi yok artık. Olabilecek tek şey tarım. Bir deprem daha olmuş. 1,6 milyon ton üretim yapan Hatay’ın ürününün yüzde 40’ı dalda kalmış. Narenciye dallarda kalmış. Döndük… Gölge kabine bakanlarımızı Hatay’a yolladık. Öneri, mutlaka bu narenciyenin TMO tarafından alınması lazım. Depremzedenin dalda kalan narenciyesini büyükşehirlerdeki yoksul ailelere dağıtacağız.

YÖNÜ BATI OLMAYANIN CEBİNDE PARA OLMUYOR: 

Türkiye yönünü doğuya çevirdi… Türkiye, Tayyip Erdoğan’ın gittiği yere giderse bunun yarısı kadar daha fakirleşecek. Ama bu tarafa gidersek, Atatürk’ün gösterdiği istikamete yönelecek olursak; ya 25 liralık domates 2 buçuk liraya düşecek ya da maaş 10 kat artacak diye düşün. Aradaki fark bu. 2026’da tek haneli enflasyon, diyorlar. Tayyip Erdoğan 2023, 2024’te demişti. Bugünden iki kat yine fakirleşeceksin diyor sana. Yönü Batı olmayanı, hedefi hukuk devleti olmayanın, hedefi bağımsız bir yargı ve basın olmayanın cebinde para olmuyor.   

TOKİ BİR TEK YURT YAPMIYOR, YILLARCA YAPTIRMADILAR: 

Gençlik Spor Bakanımız var. Yaşı 30’un altında. Atom karınca… Dünyanın en güzel ülkesindeyiz. Dünyanın üzerinde hayal kurduğu bir ülkedeyiz. Bu ülkenin gençleri, dünyanın başka ülkelerinde hayal kuruyorlar. Beka meselesi bu. Dört gencin üçü bavulları kafada toplamış, toplamaları an ve imkân meselesi. Bu kadar büyük bir beka sorunu olamaz. Her şeyin altından kalkarsın; evladının gidip başkasının ülkesinde mühendislik, diş hekimliği, doktorluk yapması… Yurtlar niye böyle? Asansörler niye düşüyor? Eskiden Makine Mühendisleri Odası denetim yapıyordu, bunu alıp özellere verdiler, oralarda denetim olması gerektiği gibi değil. Esas mesele bu. Yurtlarda kapasite iki katına çıktı. Asansör yarısına göre. İki kat kullanılıyor. Normalin iki katı çalışıyor asansör. Neden yeterli yurdumuz yok? Köprü, otoyol, altgeçit – üst geçit, beton, TOKİ… TOKİ niye yurt yapmadı? Üniversite yapıyoruz da yurdu niye yapmıyoruz? Şeriatçıların kucağına itmek için gençleri, yapmıyoruz. TOKİ okul, cami, zengine lüks konut, orta gelirliye yapıyor; TOKİ bir tek yurt yapmıyor. Yıllarca yaptırmadılar…

KOLUNA GİRECEĞİM, GİDELİM REFAH SINIR KAPISI’NDAN İÇERİ GİRELİM VE FİLİSTİN’İN HAKLI DAVASINI SAVUNALIM: 

Erdoğan, dün şöyle demiş; ‘Özgür Özel, Netanyahu ağzıyla konuşuyor.’ İnanamadım… Dünyadaki 130 siyasi parti liderine mektup yazdım, dünyadaki siyasi akrabalarımıza… Ülkenizde Filistin’e sahip çıkın, dedim. Dedim ki, içinde bulunduğunuz uluslararası örgütlerde savunun. Bunlardan birisi İspanya Başbakanı, bir tanesi Almanya’da iktidar ortağı. Bütün dünyaya yolladık… O benim elimi zoraki sıkıyor. Kol kola, koluna gireceğim; bir koluna bizi alsın, diğer koluna bir başka partinin genel başkanını, benim koluma başka partinin genel başkanı. Gidelim, Refah Sınır Kapısı’ndan içeri girelim ve Filistin’in haklı davasını savunalım.

CHP’Yİ BİR YERE GETİRMEK İÇİN DEĞİL, TÜRKİYE’Yİ DÜNYADA DAHA DOĞRU ANLATABİLMEK İÇİN…: 

Ben, Sosyalist Enternasyonal’de partimi ben temsil edeceğim, delege düzeyinde değil. Avrupa Sosyalist Partisi, orada ülkemi ben temsil edeceğim. Liderler toplantısında, liderler yemeğine ben katılacağım ve bunu CHP’yi bir yere getirmek için değil, Türkiye’yi dünyada daha doğru anlatabilmek için yapacağım.” 

Kaynak: HABER MERKEZİ