Türkiye’nin en bereketli topraklarına sahip Küçük Menderes Havzası, tarımsal üretimi ve ekolojik dengesiyle hayati önem taşırken, zaman zaman madencilik faaliyetlerinin baskısı altında kalıyor. İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Kemenler Mahallesi’nin bakir doğası, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) 2. Bölge Müdürlüğü tarafından planlanan bir maden projesiyle gündeme gelmişti. DSİ’nin, Küçük Menderes Nehri yatak ıslahı çalışmalarında malzeme temin etmek amacıyla bölgede açmayı planladığı ve "35/2025-01 İzin Numaralı Şist Maden Ocağı" olarak kayıtlara geçen proje, bölge halkını ve çevrecileri endişelendirmişti. Ancak bürokrasi çarkları bu kez doğadan yana döndü ve projenin hayata geçirilmesi engellendi.

Zeytin yasası maden kepçesine geçit vermedi

Hazırlanan proje dosyasında, maden ocağının yaklaşık 20,13 hektarlık bir alana yayılması planlanıyordu. Ancak söz konusu bölgenin coğrafi yapısı ve bitki örtüsü, madencilik faaliyetine izin vermeyecek kadar hassas bir nitelik taşıyor. İzmir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün incelemeleri sırasında, projenin önündeki en büyük yasal engel olarak 3573 sayılı "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun" çıktı.

İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından sunulan görüş yazısında, maden sahasının zeytinlik alanlar içerisinde kaldığı veya zeytinliklere 3 kilometreden daha yakın olduğu belirtildi. Kanunun 20. maddesine atıfta bulunan müdürlük, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak, toz ve duman çıkaracak hiçbir tesisin bu alanlara kurulamayacağını hatırlattı. Bu yasal kalkan, Kemenler’in zeytin ağaçlarını iş makinelerinin tozundan koruyan en önemli gerekçe oldu.

Ormanlar ve yaban hayatı derin bir nefes aldı

Projenin iptaline giden yolda sadece zeytinlikler değil, bölgenin orman varlığı da belirleyici rol oynadı. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, maden sahası olarak seçilen arazinin orman sınırları içerisinde kaldığını ve burada yapılacak bir kazı faaliyetinin, orman ekosistemine ve ormancılık çalışmalarına geri dönülemez zararlar vereceğini raporladı. Hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası’nda (PTD) yer alan bilgilere göre, proje alanı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda "Orman Alanı" ve "Tarım Arazisi" olarak işaretlenmiş durumdaydı. Bölgede hakim olan kızılçam ormanları ve maki bitki örtüsü, maden ocağının açılması durumunda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Ayrıca bölgedeki yaban hayatının da patlatmalar ve iş makineleri gürültüsünden olumsuz etkileneceği tespit edildi.

Airbnb dahil 10 seyahat sitesine erişim engeli talebi
Airbnb dahil 10 seyahat sitesine erişim engeli talebi
İçeriği Görüntüle

Bürokratik süreç tamamlandı dosya tamamen kapandı

DSİ tarafından daha önce de benzer bir taleple başvurulan ancak olumsuz görüşler nedeniyle iptal edilen projenin, 9 Ocak 2026 tarihinde revize edilerek tekrar sunulduğu anlaşıldı. Ancak kurumların görüşlerinde bir değişiklik olmadı. İzmir Valiliği, ilgili yönetmeliğin "Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır" hükmünü işletti.

16 Ocak 2026 tarihli resmi yazıyla, Şist Maden Ocağı projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin "iptal/iade" edilerek resmen sonlandırıldığı duyuruldu. Valilik, proje ile ilgili sahada herhangi bir faaliyette bulunulmaması gerektiğini de kesin bir dille belirtti. Böylece, nehir ıslahı gibi kamu yararı taşıyan bir projenin hammaddesi için, bir başka kamu yararı olan doğanın ve tarımın feda edilemeyeceği tescillenmiş oldu. Kemenler Mahallesi sakinleri, zeytin ağaçlarının gölgesinde üretime devam edecek olmanın huzurunu yaşıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ