Türkiye’de tarım ve hayvancılığın başkenti olarak nitelendirilen Küçük Menderes Havzası’nın kalbi Ödemiş’te, üreticilerin yaşadığı darboğaz ve lojistik sorunlar masaya yatırıldı. CHP İzmir heyeti tarafından düzenlenen geniş katılımlı Çiftçi Buluşması, bölge tarımının sorunlarının en yetkili ağızdan dile getirilmesine sahne oldu. Kendisi de çiftçilikten gelen ve üreticinin derdini sahada tecrübe eden Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, toplantıda yaptığı konuşmada hem hükümete seslendi hem de yerel üretimin sürdürülebilirliği için hayati uyarılarda bulundu. Turan’ın gündemindeki en sıcak madde ise bölgede üretilen sütün nakliyesinde yaşanan zaman kaybı ve bu kaybın ekonomik faturasıydı.
Sütün yolculuğu Bozdağ virajlarında çileye dönüşmesin
Ödemiş’in sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin süt ihtiyacının karşılanmasında stratejik bir öneme sahip olduğunu hatırlatan Başkan Turan, lojistik altyapının üretim hızına yetişemediğine dikkat çekti. İlçede günlük bin 600 ton süt üretildiğini ve bu devasa rekoltenin kent dışına sevk edilmesi gerektiğini belirten Turan, mevcut karayolu ağının yetersizliğinden yakındı. Sütün yapısı gereği ineğin memesinden sağıldığı andan itibaren soğuk zincir bozulmadan ve en kısa sürede işleme tesislerine ulaşması gerektiğini vurgulayan Turan, Bozdağ güzergahındaki zorlu yol koşullarının bu süreci baltaladığını ifade etti.
Süt kamyonlarının virajlı dağ yollarında saatlerce zaman kaybettiğini dile getiren Turan, "Bozdağ’ı aşmak mevcut yollarla 1 saatten fazla sürüyor. 45 tonluk yüklü bir kamyonun mesafe kat etmesi 3 saati buluyor. Bu durum hem yakıt maliyetini artırıyor hem de ürünün kalitesini riske atıyor. Talebimiz net; Bozdağ’ı hızlı aşmak istiyoruz. Zaman kaybı olmaması için 4 bin 300 metre uzunluğunda bir tünel yapılması, bölge halkının ve üreticinin en ciddi ve acil taleplerinden biridir" şeklinde konuştu.
Üreticinin belini büken maliyetler ve kredi çıkmazı
Konuşmasında çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlığa da değinen Mustafa Turan, maliyet artışları ve finansmana erişim konularında yaşanan sıkıntıları dile getirdi. "Ben bu sorunların merkezinden, topraktan geldim" diyen Turan, her geçen yıl çözüm ararken dertlerin katlanarak arttığını söyledi. Süt fiyatları ile et fiyatlarının üreticinin beklentisini karşılamaktan uzak olduğunu ve girdi maliyetleri altında ezilen çiftçinin zarar etmeye başladığını belirten Turan, üretim gücünün zayıflamasının kent ekonomisini de doğrudan vuracağını ifade etti.
Özellikle 2026 yılı itibarıyla uygulamaya konulan yeni kredi politikalarını eleştiren Turan, prim borcu olan üreticiye kredi verilmemesinin tarımsal üretimi sekteye uğrattığını savundu. Turan, "Biz çiftçi olarak borcumuzu hiç bitiremedik ki. Girdi-çıktı modelleriyle masa başında bizi yönetmeye çalışanlar ne yazık ki sahadaki gerçeklerden habersiz. Çiftçi kazanmadığı için faizleri ödeyemiyor, primini yatıramıyor. Bu kısır döngü içinde üretimden kopuşlar başlıyor" dedi. Ödemiş’te 133 bin nüfusun tamamının dolaylı ya da doğrudan hayvancılıkla geçindiğini, ineğin dört memesinin aslında sanayi esnafına da baktığını, sanayi esnafı ile üreticinin etle tırnak gibi olduğunu hatırlattı.
Bereketli topraklarda su alarmı ve yanlış ürün tercihi
Havzadaki tarımsal üretim deseninin değişmesi ve su kaynaklarının azalması da Başkan Turan’ın gündemindeydi. İlçede 230 bin büyükbaş hayvan varlığının bulunduğunu, ancak yem bitkisi üretiminde su tüketimi yüksek ürünlere yönelmenin geleceği tehdit ettiğini vurguladı. Geçmişte bir yılda üç farklı ürün alınabilen bereketli topraklarda, şimdilerde ağırlıklı olarak mısır ve patates ekildiğini belirten Turan, "Bu ürünler ne yazık ki yüksek su maliyetli ürünler. Yeraltı sularımız yüzde 50 azalmışken, biz hala çok su tüketen ürünlerde ısrar ediyorsak doğru yolda değiliz demektir. İklimimizle, ovamızla övünürken, toprağın sürdürülebilirliğini de düşünmek zorundayız" uyarısında bulundu.
Köye dönüşün ve ucuz etin formülü küçükbaş hayvancılık
Konuşmasının son bölümünde çözüm önerilerini sıralayan Mustafa Turan, hayvancılık politikasında rotanın büyükbaştan küçükbaşa çevrilmesi gerektiğini savundu. Genç nüfusun köylerden kentlere göçünü engellemek ve vatandaşın ucuz ete erişimini sağlamak için küçükbaş hayvancılık modelinin teşvik edilmesini isteyen Turan, "Temmuz ayından sonra sulu tarımın yapıldığı alanların bir kısmını otlatma alanına çevirmeli, eskiden olduğu gibi hayvanları pamuk tarlalarında beslemeliyiz. Asgari ücretle şehirde geçinmeye çalışan bir genci, kendi köyünde 100 koyunla istihdam etmek önceliğimiz olmalı. Bu hem ekonomiye katkı sağlar hem de gençlerin göçü sorununu kökten çözer" ifadelerini kullandı.




