Türkiye ekonomisinde son yıllarda süregelen dalgalı seyir ve fiyatlar genel düzeyindeki artış, sadece pazar tezgahlarındaki etiketleri değil, cebimizde taşıdığımız paraların fiziksel varlığını da derinden etkilemeye devam ediyor. Türk lirasının satın alma gücündeki değişimler, piyasadaki ufak bozuklukların işlevini tamamen yitirmesine neden oldu. Bu ekonomik gerçeğin son halkası olarak Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, aldığı yeni ve radikal bir kararla dolaşımdaki madeni para kompozisyonunu yeniden şekillendirdi. Market alışverişlerinde para üstü olarak dahi verilemeyen, kumbaralara atılmaktan bile vazgeçilen en küçük kupürlü madeni para birimleri artık yavaş yavaş tedavülden kalkmanın eşiğine geldi. Alınan son resmi kararla birlikte, yıllardır cüzdanların en dibinde unutulan 1 kuruş ve 5 kuruş birimlerinin üretimi 2026 yılı başı itibarıyla tamamen durduruldu.
Hurda değeri nominal değerini aşan bozukluklara veda
Bu tarihi kararın arkasında yatan en büyük etken, şüphesiz ki küresel emtia fiyatlarındaki artış ve döviz kurundaki dalgalanmaların madeni paraların basım giderlerini inanılmaz boyutlara taşıması oldu. Uzmanların ve piyasa analistlerinin uzun bir süredir dikkat çektiği üzere, madeni paraların hurdası, yani içerdikleri bakır, nikel ve çinko alaşımlarının değeri, paranın üzerinde yazan nominal değeri çoktan geçmiş durumda. Açıklanan son verilere göre, cebimizdeki standart bir 1 TL madeni paranın devlete olan üretim maliyeti dört lirayı aşmış bulunuyor. Benzer şekilde, piyasada artık pek bir hükmü kalmayan 50 kuruş için de üretim bandında harcanan maliyetin üç liranın üzerine çıktığı ifade ediliyor. Hal böyle olunca, kendi değerinden katbekat fazlaya mal olan alt birimleri basmak, ekonomik rasyonaliteden tamamen uzaklaşmış bir hamle haline geldi ve üretim hatlarının fişi resmen çekildi.
Yirmi beş kuruşun ardından sıra en küçüklere geldi
Aslında madeni paraların hayatımızdan bu sessiz vedası, geçtiğimiz yıllarda başlamış ve vatandaşlar bu duruma yavaş yavaş adapte olmaya mecbur bırakılmıştı. Hatırlanacağı üzere, bir zamanların en popüler bozukluklarından biri olan ve özellikle ulaşım, ekmek veya gazete alımlarında sıkça kullanılan 25 kuruş, 2024 yılı itibarıyla basım programından çıkarılmıştı. Yirmi beş kuruşun piyasadan silinmesinin yarattığı boşluk, etiket fiyatlarındaki küsuratların yukarı yuvarlanmasıyla sonuçlanmış, market kasalarındaki para üstü verme alışkanlıkları da mecburen değişmişti. Şimdi ise o dönemin devamı niteliğinde bir adım atılarak, sembolik bir anlamdan öteye gidemeyen ufak kuruşlar tarih sahnesindeki yerini alıyor. Alınan bu karar, Türk lirasının küsuratlı yapısının piyasada artık tamamen işlevsizleştiğinin de en net resmi göstergesi olarak yorumlanıyor.
Piyasada artık beş liralık madeni paralar hakim
Resmi kurumların açıkladığı 2026 yılı ocak ayı üretim istatistikleri, yeni dönemin para politikasına dair çok net ipuçları barındırıyor. Ufak birimlerin üretimine son verilmesiyle boşa çıkan devasa endüstriyel kapasite, artık çok daha büyük kupürlü madeni paraların basımı için kullanılıyor. Cumhuriyetin 100. yılı anısına özel olarak tasarlanıp piyasaya sürülen ve vatandaşlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılandıktan sonra kalıcı hale getirilen madeni 5 lira, artık üretim bantlarının yeni yıldızı konumunda bulunuyor. Sadece ocak ayı içerisinde tam on milyon adet beş liranın basılarak piyasaya sürülmesi, bu değişimin en somut kanıtı niteliğini taşıyor.
Etiket fiyatları ve kasa alışkanlıkları yeniden şekilleniyor
Üretim planlamasındaki bu keskin dönüş, perakende sektöründeki fiyatlama stratejilerini de doğrudan etkiliyor. Buna karşılık, piyasada hala zar zor işlem görmeye çalışan 10 kuruş biriminden koca bir ay boyunca sadece yüz seksen bin adet basılması, küçük paraların sadece kağıt üzerinde varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Eskiden psikolojik sınır olarak belirlenen ve sonu doksan dokuz kuruş ile biten etiket fiyatları, nakit alışverişlerde para üstü verilemeyeceği için yukarı yönlü yuvarlanmak zorunda kalıyor. Ekonomistler, önümüzdeki süreçte kağıt banknotlarda da benzer bir revizyonun kaçınılmaz olabileceğine dikkat çekerken, cüzdanlarımızın o alışıldık şıngırtısı yerini sessiz ve büyük rakamlı işlemlere bırakıyor.




