İnsan ruhunun derinliklerinde saklı kalan, dile gelmeye çekinen ya da doğru zamanı bekleyen cümleler vardır. Bazen bir melodinin tınısı, bazen de bir kemanın içli sesi, o kilitli sandıkların anahtarı oluverir. Ege’nin sanat başkenti İzmir, tam da bu atmosferi soluyan, müziğin ve edebiyatın iç içe geçtiği özgün bir projeye ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Kentin sanat hafızasında önemli bir yer edinen Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, kapılarını bu kez notaların rehberliğinde kalem oynatmak isteyen edebiyat tutkunlarına açtı. Keman sanatçısı ve yazar Gündüz Öğüt’ün yönetiminde hayata geçirilen ve kentte büyük bir ilgi dalgası yaratan Anlatılmayan Öyküler Müzikli Yazarlık Atölyesi, dördüncü dönem çalışmalarına start verdi.

Kayıtlar açıldığı an dakikalar içinde tükeniyor
Şubat ayı itibarıyla başlayan ve toplamda 16 hafta sürecek olan bu uzun soluklu maraton, sanatsal üretimin disiplinler arası geçişkenliğine en güzel örneklerden birini teşkil ediyor. Atölyenin yürütücüsü Gündüz Öğüt, projenin gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, İzmir halkının sanata olan açlığını ve hevesini de gözler önüne serdi. Her yeni dönemde talebin katlanarak arttığını vurgulayan Öğüt, başvuruların duyurulduğu andan itibaren kontenjanın sadece birkaç dakika içerisinde dolduğuna dikkat çekti. Bu durumun şaşırtıcı olduğu kadar sevindirici de olduğunu belirten deneyimli sanatçı, "Edebiyat ve müziğin bir araya gelmesinin insanlara ne kadar iyi geldiğini, ruhlarını nasıl sağalttığını bu yoğun ilgiden anlıyoruz. İnsanlar anlatmak, yazmak ve bunu müzikle harmanlamak istiyor" ifadelerini kullandı.
Notalardan süzülen ilham sayfalara dökülüyor
Atölyenin sadece teorik bir eğitimden ibaret olmadığı, somut çıktılarla taçlandırıldığı biliniyor. Geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen iki atölye çalışmasının meyveleri, katılımcıların kaleme aldığı öykülerin derlenmesiyle iki ayrı kitap olarak okuyucuyla buluşmuştu. Bu gelenek, atölyenin ciddiyetini ve katılımcıların motivasyonunu artıran en önemli unsurlardan biri. Gündüz Öğüt, henüz geçtiğimiz hafta sona eren üçüncü dönem atölyesinin de son derece verimli geçtiğini müjdeledi. O dönemdeki yazar adaylarının ürettiği metinlerin bir araya getirildiğini belirten Öğüt, "Ortaya çıkan eserlerin kalitesi bizi heyecanlandırıyor. Bu metinlerin de kitabın basılması yönünde ciddi bir talep var. Süreç, sadece yazmakla bitmiyor; bu öykülerin kalıcı bir esere dönüşmesi katılımcılar için büyük bir gurur kaynağı" şeklinde konuştu.

Farklı hayatlar aynı melodide buluştu
Atölyenin dördüncü döneminin ilk dersi ise tanışma ve kaynaşma heyecanıyla geçti. Yeni dönemin 18 kişilik katılımcı grubu, Gündüz Öğüt liderliğinde bir araya gelerek önlerindeki dört aylık sürecin yol haritasını çizdi. Atölyenin en dikkat çekici yanlarından biri de katılımcı profilindeki çeşitlilik. Farklı meslek gruplarından, farklı yaşlardan ve hayat tecrübelerinden gelen bireyler, "yazmak" eylemi etrafında kenetlendi. İlk buluşmada yazı, edebiyat ve yazım süreçleri üzerine derinlemesine sohbetler edilirken, katılımcıların edebiyata bakış açıları masaya yatırıldı. Sohbetin ardından ise atölyenin alametifarikası olan uygulama aşamasına geçildi. Fonda çalan etkileyici müzikler eşliğinde kalemlerine sarılan yazar adayları, notaların kendilerine fısıldadığı ilhamla serbest temalı ilk öykü denemelerini kağıda döktü.
Gelecek vaat eden kalemler yetişiyor
Gündüz Öğüt, dördüncü dönemin de öncekiler gibi verimli ve yaratıcı geçeceğinden emin. Henüz yolun başında olduklarını ancak grubun enerjisinin umut verici olduğunu belirten keman sanatçısı, sürecin sonunda ortaya çıkacak metinlere göre yeni bir basım kararının değerlendirileceğini ifade etti. Gelişime açık, dinamik ve interaktif bir yapıda ilerleyen atölye, İzmir’in kültür sanat yaşamına yeni soluklar ve yeni kalemler kazandırmayı hedefliyor. Dört ayın sonunda, yine müziğin rehberliğinde yazılmış, anlatılmayanların anlatıldığı yepyeni öykülerin gün yüzüne çıkması bekleniyor.




