İzmir’in sakin ilçelerinden Menderes, 20 Eylül 2025 tarihinde hafızalardan silinmeyecek bir trajediye sahne olmuştu. Cüneytbey Mahallesi'nde bir evin taşınma işlemi sırasında, apartman dışına kurulan nakliye asansörü üzerindeki eşyalar kontrolsüz bir şekilde aşağı savrulmuştu. Asansörden düşen ağır bir koltuk, o sırada bahçede bulunan ve ev sahibi H.Y.’nin yeğeni olan 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın üzerine düşmüştü. Hastaneye kaldırılan küçük kızın yaşam mücadelesini kaybetmesi, olayın bir kazadan ziyade ağır ihmaller silsilesi olduğu tartışmalarını beraberinde getirmişti. Olayın ardından başlatılan hukuk mücadelesinde sona gelinirken, mahkemenin açıkladığı gerekçeli karar, sektördeki güvenlik zafiyetlerini ve denetimsizliği bir kez daha gözler önüne serdi.
Güvenlik önlemleri kağıt üzerinde bile yoktu
Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi tarafından açıklanan gerekçeli kararda, nakliye firmasının çalışma usullerindeki korkunç eksiklikler tek tek sıralandı. Karara göre, Efecan Güngör ve Mustafa Güngör tarafından işletilen firmanın, taşıma işlemi sırasında uyması gereken en temel iş sağlığı ve güvenliği kurallarını dahi yerine getirmediği saptandı. Şirketin bir risk değerlendirme raporunun bulunmadığı, çalışanların mesleki yeterlilik belgelerinden yoksun olduğu ve en önemlisi, kullanılan yük kaldırma ekipmanlarının periyodik kontrollerinin yapılmadığı karara yansıdı. Mahkeme, ekipmanın her yer değişikliğinde yetkili kişilerce kontrol edilmesi gerektiği kuralının hiçe sayılmasını, olayın meydana gelmesindeki en temel etkenlerden biri olarak değerlendirdi.
Bilinçli taksir boyutunun yüksekliği cezayı artırdı
Yargılama sürecinde sanıkların, yaptıkları işin tehlikeli olduğunu ve bir kazaya sebebiyet verebileceğini öngörmelerine rağmen, "bir şey olmaz" mantığıyla hareket ettikleri kanaatine varıldı. Bu durum hukuki literatürde bilinçli taksir olarak adlandırılırken, mahkeme heyeti bu boyutun olayda oldukça yüksek olduğunu belirtti. Sanıklar her ne kadar neticeyi istemediklerini savunsalar da, hiçbir güvenlik önlemi almadan ve çevredeki insanların güvenliğini sağlamadan faaliyete devam etmeleri, cezanın üst hadden belirlenmesine neden oldu. Savunmalarında "pişmanlık" dile getiren sanıklardan Efecan Güngör 6 yıl 3 ay, Mustafa Güngör ve baba Y.G. ise 5'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hapis cezası kararlarında sanıkların iyi hal indirimlerini uygulasa da, suçun niteliği gereği caydırıcı bir yaptırım yoluna gitti.
Kararın en dikkat çekici ve duygusal bölümlerinden biri ise, olay sırasında hayatını kaybeden küçük Ebrar’ın durumuna ilişkindi. Henüz ilköğretim çağında olan ve çevredeki tehlikeleri analiz edebilecek yaşta bulunmayan Ebrar Aktaş'ın, yaşanan feci olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı resmen tescil edildi. Mahkeme, çocuk ölümü ile sonuçlanan bu olayda, bakım ve gözetime muhtaç bir bireyin, profesyonel bir firmanın sorumsuzluğu nedeniyle korunmasız kaldığını vurguladı. Firmanın, asansörün kurulduğu alanda emniyet şeridi oluşturmaması veya bir gözcü bulundurmaması, hukuk önünde "kabul edilemez bir ihmal" olarak nitelendirildi.
Sektördeki denetim eksikliği ve adaletin tecellisi
Dava sonucunda firmanın Suriye uyruklu çalışanı A.H.M. hakkında beraat kararı verilirken, asıl sorumluluğun firma yetkililerinde olduğu karara bağlandı. Bu karar, Türkiye'de her geçen gün artan asansörlü nakliye hizmetlerinde standartların ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlattı. Gerekçeli karar içeriğinde yer alan "Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi hizmeti alınmaması" ve "çalışma talimatlarının bulunmaması" gibi detaylar, benzer işleri yürüten firmalar için bir uyarı niteliği taşıyor. Ailenin avukatları ve kamuoyu, verilen cezaların acıyı dindirmese de, bu tür ihmallerin cezasız kalmamasının önemli bir adım olduğunu ifade ediyor. Adalet sistemi, küçük bir çocuğun hayatına mal olan bu süreci "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçlamasıyla mühürleyerek sanıkları cezaevine gönderdi.




