İZMİR GÜNCEL

Mahruki’den deprem tepkisi: Takdir-i ilahi değil, takdir-i siyasidir

İmar affı düzenlemelerini ve riskli alan belirleme yetkisindeki değişiklikleri de eleştiren Mahruki, “Deprem ve afetlerden ölmek takdir-i ilahi değil, takdir-i siyasidir” ifadelerini kullandı.

Abone Ol

SEMİ TEKTAŞ/Kıyı Ege Belediyeler Birliği, İzmir Tepekule Kongre Merkezi’nde İzmir’de Afet başlığıyla kent söyleşisi gerçekleştirdi. Söyleşide Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Akut Kurucusu Nasuh Mahruki, DEU Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ve Gazeteci İsmail Küçükkaya konuşmacı olarak yer aldı.

İzmir’de düzenlenen Afet Çalıştayı’nda konuşan AKUT Kurucu Başkanı Nasuh Mahruki, deprem gerçeği, afet yönetimi, kentsel dönüşüm ve 6 Şubat sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

“Her an depreme hazır olmalıyız”

Deprem riskinin hayatın değişmez bir gerçeği olduğunu belirten Mahruki, herkesin her an deprem olacakmış gibi hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Afetlerle mücadelenin risk yönetimi ve kriz yönetimi olmak üzere iki ana başlıkta ele alınması gerektiğini ifade eden Mahruki, hazırlık ve önlem aşamasının hayati önemde olduğunu dile getirdi.

Risk yönetimine ayrılan kaynağın kriz sonrası maliyetleri ciddi ölçüde azalttığını belirten Mahruki, risk aşamasında yapılan harcamanın, afet sonrasında katbekat daha büyük ekonomik ve insani kayıpları önlediğini vurguladı. Kaynakların öncelikle risk azaltma çalışmalarına aktarılması gerektiğini ifade etti.

“Riskli binalar amasız fakatsız yıkılmalı”

İzmir’de yürütülen mikro bölgelendirme ve riskli yapıların dönüşümü çalışmalarını önemli bulduğunu kaydeden Mahruki, bazı binaların kesin yıkılacak durumda olduğunu söyledi. Kendi kendine yıkılan yapılar bulunduğunu belirten Mahruki, bu tür yapıların “tabut bina” niteliğinde olduğunu ve hiçbir tereddüt gösterilmeden yıkılması gerektiğini dile getirdi.

Aksi halde depremin bu binaları insanların içindeyken yıkacağını savunan Mahruki, kentsel dönüşümün ertelenemez bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Güçlendirme maliyetinin belirli bir oranı aşması durumunda yıkımın tercih edildiğini, güçlendirme yapılan binalarda ise temel amacın taşıyıcı sistemin ayakta kalması ve insanların binayı yürüyerek terk edebilmesi olduğunu söyledi.

6 Şubat değerlendirmesi: “Koordinasyon felç oldu”

6 Şubat depremlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mahruki, sürecin trajediye dönüşmesinde koordinasyon eksikliğinin belirleyici olduğunu ifade etti. AFAD’ın süreçte paralize olduğunu ve iletişimin koptuğunu savunan Mahruki, afet anında iletişimin vazgeçilmez olduğunu söyledi. GSM operatörlerinin afet senaryolarına uygun şekilde hazır tutulması gerektiğini dile getirdi.

Geçmişte faaliyet gösteren afet kurumlarının kapatıldığını ve tüm sorumluluğun AFAD’a devredildiğini belirten Mahruki, bunun önemli bir kurumsal tecrübe kaybına yol açtığını ifade etti.

Dünyada afetlerle mücadelenin çoğunlukla ordular aracılığıyla yürütüldüğünü belirten Mahruki, 6 Şubat’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geç devreye alındığını savundu. Askerin barış zamanında afetler için görev yaptığını hatırlatarak, afet ve savaş koşullarının benzerlik gösterdiğini dile getirdi.

Kızılay ve kamu düzeni eleştirisi

Mahruki, 6 Şubat sürecinde çadır tartışmalarına da değinerek Kızılay hakkında eleştirilerde bulundu. Çadır satışıyla ilgili herhangi bir cezai yaptırım uygulanmadığını ve takipsizlik kararı verildiğini söyledi.

Afet sürecinde kamu düzeni ve asayişin sağlanmasında sorunlar yaşandığını ifade eden Mahruki, geçmişte TSK bünyesinde bulunan doğal afet planları ve taburlarının iptal edildiğini belirtti.

“Depremden ölmek kader değil”

Tarım alanlarının imara açılması, zemin etütlerindeki eksiklikler ve denetim sorunlarına dikkat çeken Mahruki, 1999 sonrası çıkarılan yönetmeliklerin kâğıt üzerinde güçlü olduğunu ancak uygulamada ve denetimde ciddi eksiklikler bulunduğunu savundu.

Zemin etütlerinin doğrudan yapılaşma yapılacak noktadan alınması gerektiğini vurgulayan Mahruki, yüzeysel ve ortalama değerlendirmelerin büyük risk oluşturduğunu ifade etti.

Deprem kaynaklı ölümlerin kader olarak görülemeyeceğini belirten Mahruki, bunun siyasi ve yönetsel tercihlerle bağlantılı olduğunu dile getirdi.

“İlk 24 saat kritik”

Afet bilinci ve bireysel hazırlığın önemine de değinen Mahruki, deprem anındaki ilk saniyeler, ilk dakikalar ve ilk 24 saatin hayati olduğunu söyledi. Vatandaşların önceden güvenli alan belirlemesi, deprem çantası hazırlaması ve toplanma alanlarını bilmesi gerektiğini ifade etti.

En fazla insanın ilk saatlerde kurtarıldığını belirten Mahruki, dördüncü günden sonra kurtarma çalışmalarının mucize seviyesine indiğini dile getirdi.

Konuşmasının sonunda temel afet bilincinin yaygınlaştırılması ve mahalle ölçeğinde dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Mahruki, Türkiye’nin bu sorunların üstesinden gelebilecek liyakatli insanlara sahip olduğunu ancak sistemin buna yeterince imkân tanımadığını sözlerine ekledi.