İzmir’in Buca ilçesinde, 2024 yılının son günlerinde basit bir akşam yemeği olarak tercih edilen gıda maddesinin, bir ailenin ocağını söndüreceği kimsenin aklına gelmezdi. Türkiye'de denetimsizlik ve hijyen zafiyetleri nedeniyle zaman zaman gündeme gelen gıda zehirlenmesi vakaları, bu kez ardında derin bir insanlık dramı ve hukuk savaşı bıraktı. Efeler Mahallesi'nde faaliyet gösteren yerel bir işletmede tüketilen halk dilindeki popüler yiyecek, 60 yaşındaki bir kadının yaşam hakkını elinden aldı. Yaşanan bu korkunç trajedinin ardından hukuk kurullarını harekete geçiren aile bireyleri, uzun süredir adliye koridorlarında verdikleri adalet mücadelesinde ilk derece mahkemesinin kararıyla sarsıldı.

Maddi bir kazanç gütmediklerini, tek amaçlarının benzer ihmallerin başka canları yakmaması olduğunu vurgulayan mağdur çocukların açtığı dava, geçtiğimiz günlerde neticelendi. Kumpirden zehirlenerek öldüğü iddia edilen kadının çocuklarına 50'şer bin lira tazminat kararı verilmesi, kamuoyu vicdanında ve hukuk çevrelerinde geniş bir tartışma dalgası başlattı. İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen manevi tazminat davası 11 Haziran'da karara bağlandı. Mahkeme heyeti, annelerini gıda ihmali yüzünden kaybeden iki kardeşin toplamda 1 milyon lirayı bulan manevi tazminat talebini kısmen kabul etti. Hükmedilen bu sembolik meblağ, olayın vefata yol açan ağırlığı karşısında acılı aileyi derinden yaraladı.

Bir annenin ömrüne biçilen değere evlatlardan sert itiraz

Mahkeme salonundan çıkan kararın ardından davanın detayları ve geride kalan aile bireylerinin yaşadığı psikolojik çöküş, olayın vahametini bir kez daha gözler önüne serdi. Ölen kadının kızı Bahar Zeyrek, adaletin parayla satın alınamayacağını belirterek mahkemenin belirlediği rakama sert tepki gösterdi. Annesinin eceliyle ya da kronik bir rahatsızlıktan ötürü ölmediğini, tamamen laboratuvar raporlarıyla tescillenmiş ölümcül bir bakteri yüzünden hayata gözlerini yumduğunu hatırlatan acılı kız, insan hayatının bu kadar ucuz olmaması gerektiğinin altını çizdi.

Kooperatif davası: Soyer ve Kaya'ya tahliye yok
Kooperatif davası: Soyer ve Kaya'ya tahliye yok
İçeriği Görüntüle

Annesinin yokluğuyla hayatlarının altüst olduğunu dile getiren Zeyrek, adliye çıkışında şu ifadeleri kullandı: "Bir annenin hayatı 50 bin lira değil. Bizim rakam umurumuzda değil. Bana 1 milyon da 5 milyon da verseler annem geri gelmeyecek. Kararı üst mahkemeye taşıyacağız, itiraz edeceğiz" diyerek kararlı duruşunu sergiledi. Olayın yaşandığı günden beri ağır psikolojik travmalar geçirdiğini ve klinik tedavisinin devam ettiğini sözlerine ekleyen Zeyrek, yaşadıkları acı nedeniyle annesiyle 27 yıl geçirdikleri anı dolu evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını, kentin her sokağında o kara günün izlerini gördüklerini anlattı.

Tazminat parasını kimsesiz çocuklara bağışlayacaklar

Hukuk mücadelesinde ablasıyla omuz omuza veren ve annesinin acısını kalbine gömen oğul Murat Polat da davanın başından beri tek bir amaçlarının olduğunu, onun da para değil sadece sorumluların cezalandırılması olduğunu kaydetti. Çıkan kararın kendilerinde yarattığı hayal kırıklığını gizlemeyen Polat, mahkeme tarafından hesaplarına yatırılacak olan bu paraya ellerini bile sürmeyeceklerini ilan etti.

Devletin adalet mekanizmasının insani kayıplar karşısında daha hassas kararlar vermesi gerektiğini savunan Polat, kurumsal bir ders niteliğindeki niyetini şu sözlerle paylaştı: "Verilen parayı kimsesiz çocuklara bağışlamak istiyorum. Annesi ölen çocuklara gitsin bu" diyerek, davanın kendileri için hiçbir maddi çıkar barındırmadığını dünyaya kanıtladı. Ailenin avukatlığını üstlenen Elif Ayyıldız ise, verilen kararın gerekçeli metninin tebliğ edilmesinin hemen ardından dosyayı vakit kaybetmeksizin istinaf mahkemesine taşıyacaklarını, bir annenin ihmaller zinciriyle ölümünün bedelinin bu denli düşük tutulmasının hukuki hakkaniyetle bağdaşmadığını savundu.

Ağır ceza mahkemesinde yirmi yıllık hapis istemiyle yargılama

Olayın sivil mahkemelerdeki tazminat boyutu istinaf koridorlarına taşınırken, ceza hukuku kanadında da sanıkların yargılanmasına hız kesmeden devam ediliyor. İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada, kumpir satışı yapan işletmenin sahipleri hakim karşısında hesap veriyor. Toplum sağlığını hiçe sayarak bozulmuş gıda ticareti yaptıkları ve bir vatandaşın ölümüne sebebiyet verdikleri gerekçesiyle tutuksuz yargılanan sanıklar N.D. ve eşi C.D. hakkında adli tıp raporları doğrultusunda hazırlanan iddianame, suçun büyüklüğünü belgeliyor. Sanıklar hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan 15'er yıl, bozulmuş gıda ticaretinden ise 5'er yıl olmak üzere toplamda 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Tüm bu hukuki süreci başlatan olaylar zinciri ise 28 Devralık 2024 tarihinde Buca'da yaşanmıştı. Bahar Zeyrek, annesi Servet Polat ve küçük oğluyla birlikte gittikleri lüks kumpisçide yemek yedikten birkaç saat sonra kusma ve şiddetli ishal şikayetiyle acil servise kaldırılmıştı. Hastanedeki ilk müdahalenin ardından taburcu edilen ancak iki gün sonra evinde aniden fenalaşarak hayatını kaybeden 60 yaşındaki kadının otopsi raporunda acı gerçek ortaya çıkmıştı. Adli Tıp Kurumu kadının kesin olarak gıda zehirlenmesinden öldüğünü tescillerken, Tarım ve Orman Bakanlığı laboratuvarları da işletmeden alınan kumpir numunelerinde ölümcül salmonella bakterisi tespit etmişti. Şimdi tüm Türkiye, istinaf mahkemesinin bu fahiş gıda ihmali davasında vereceği emsal niteliğindeki yeni kararı bekliyor.

Kaynak: AA