Turizm ve eğitim

Yeni normalde öne çıkan konu başlıklarından biri de eğitim. Bu noktada İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Volkan Altıntaş ile turizm eğitimi, yeni normal, sürdürülebilirlik kavramlarını konuştuk.

Turizm ve eğitim

Serdar ÇELENK

Hani bir söz var ya, ağzımıza pelesenk olan; “Eğitim şart...”

Gerçekten doğru. Eğitim olmadan, deneyim olmadan, görgü olmadan başarı da olmuyor, başarılı bir iş de çıkmıyor. Bu noktadan yola çıkarak, eğitimin profesyonelleri ile konuşmak en doğrusu. Hem akademik yönü ile, hem de pratikte uygulama yönüyle.

Yeni normalde öne çıkan konu başlıklarından biri de eğitim. Bu noktada İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Volkan Altıntaş ile turizm eğitimi, yeni normal, sürdürülebilirlik kavramlarını konuştuk.

Turizm eğitiminde neredeyiz?

Turizm sektörünün sürekli eksikliğinin altını çizdiği, kalifiye eleman ihtiyacı noktasında görev yapan bir akademisyen olarak, turizm eğitimine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

Turizm eğitimi üniversiteleri, akademisyenleri, öğrencileri ve sektör gerçekleriyle bir bütün olarak değerlendirilmelidir. 2009 yılı itibariyle turizm eğitiminde fakülteleşmenin başlaması ile turizm eğitiminde daha standart bir eğitim modeline yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. 2019 yılı itibariyle 133 üniversitede 293 okulda 498 program ile turizm eğitimi verilmektedir. Burada özellikle 2023 Türkiye Turizm Strateji belgesinde de altı çizilen turizm eğitiminde ön plana çıkan gastronomi ve mutfak sanatları, turizm rehberliği, turizm işletmeciliği ve rekreasyon yönetimi bölümleri ile lisans, yüksek lisans ve doktora sürecinde eğitimlere devam edilmektedir.

Bu noktada turizm eğitimindeki sıkıntılar sadece kalifiye eleman ihtiyacı boyutunda sektör açısından değil turizme gönül veren öğrenciler açısından da problemli görülen bir konudur. Turizmin mevsimselliği, düşük ücret ve çalışma koşulları, sosyal statü, staj sürecinde yaşanan olumsuzluklar, yasal düzenlemelerin eksikliği, meslek standartları gibi başlıklar halen tartışılan konu başlıklarıdır.

Bu tartışmaların sektör temsilcileri, eğitim kurumları ve öğrenciler ile istihdam gereksinimleri boyutunda sadece ülkemizde değil dünyada da her zaman tartışma konusu olduğu gerçeği bilinmelidir. 2020 yılı bahar aylarıyla başlayan yeni dönem ve pandemi süreci ise turizm eğitimi ve sektör gerçekleri açısından farklı konuları gündeme almıştır.

Yeni normal ve turizm eğitimi

Yeni normalde turizm eğitimi nasıl algılanmalı?

Az önce ifade ettiğim sektör gerçekleri bu noktada en önemli parametre oldu. Küçülen ekonomiler, seyahatlerin kısıtlanması, hijyen düzenlemeleri, sosyal mesafe gibi yeni süreçlerle karşılaştığımız bu dönemde turizm eğitimi de bir sınavdan geçmekte.

Online dünyanın nimetleri ile eğitimde farklı bakış açıları geliştiriyor olsak da turizmin iletişim yönünün he zaman ağır bastığı bir gerçeklikte yüz yüze eğitimin önemini daha iyi anlıyor olduğumuz özel bir döneme de şahitlik ediyoruz. Kalıcı mı geçici mi diye konuşulan uzaktan eğitim modeli ile hibrit modellerin denendiği bu dönemde başta eğitim şekli ile başlayan bu değişimin turizmin eğitim müfredatında da değişiklikleri beraberinde getirmesi mümkün.

Mevcut bölümlerin değişmesi, yeni turizm ihtiyaçlarına göre bölümleşmelerin olması, teknoloji temelli turizm eğitimine geçiş süreçleri ve turizme yeni bakışı ifade eden model ve kavramlarla karşılaşmamız muhtemel dahilinde.

Sürdürülebilirlik ve turizm eğitimi

Sürdürülebilirlik kavramı ile turizm eğitimi arasında bu dönemde daha fazla bağ kurulamaz mı?

Sürdürülebilirlik bir yaşam biçimi. Yaşam kalitesinde yeni arayışların sonucu. Tüketim toplumunun geleceğe daha farklı bakış açılarıyla uzun vadeli projeksiyonlar sunması ve sonuç olarak sürdürülebilir bir yaşam hedeflenmekte. Yerel halkın desteklendiği, biyolojik çeşitliliğin korunduğu, yerinde ve dengeli tüketim ile kaynakların zamana yayılarak yaşam kalitesini artırma hedefli bu felsefede turizm de kendine ait çıkarımlarda bulunmalıdır.

Yeni normal öncesinde kavramsal ve uygulama anlamında sürdürülebilir turizm kavramı bazı bölüm ve üniversitelerde okutulurken yeni normal ile sürdürülebilirlik tüm turizm eğitimi kapsayacak ana konulardan bir haline getirilmelidir. Özellikle yeni turizm anlayışı boyutu ile sürdürülebilirlik kavramı örtüşen bir bakış açısı sergilemekte.

Kaynak tüketimi, çevre duyarlılığı, doğal kaynakların korunması, hijyen, çalışan hakları, adaletli gelir paylaşımı gibi konular yeni normalde turizm sektörü üzerinde olumlu etkiler yaratarak pozitif bir sürece evrilmesine neden olacak kavramlardır.

Turizm eğitiminde farklı fikirleriniz olduğunu biliyoruz. Yeni normalde turizm eğitimine ilişkin neyi faklı yapmalıyız sizce?

Dünya turizm hareketindeki farklılaşan eğilimler ve farklılaşan bölgeler, sektör açısından sürekli ve kalifiye eleman ihtiyacının her geçen gün daha da önem kazanması, turizmin kırılganlığı yanında ekonomik getirisinin yerelde ve global ölçekte büyük önemi, turizmin daha multi-disipliner bir platformda tartışılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

İşte bu noktada ülkemizin sadece turizm yatırımları ya da alternatif turizm kavramları ile farkındalık yaratabilme noktasında değil, turizm eğitimi konusunda da ön plana çıkabileceğini düşünenlerdenim.

Turizm üniversitesi neden yok?

Turizm eğitiminde Turizm Üniversiteleri modeli adını verdiğim bu modelde fakülteler bazında ve multi-disipliner şekliyle öncelikle teorik ve yanında pratik uygulamalarla sektörün beklentilerini karşılamak mümkün olabilecektir.

Akademi ve sektör temsilcileri gözetiminde bir danışma kurulu ile yeni müfredatların geliştirilmesi, uluslararası arena ile birlikte ortak akademisyen ve pratisyenlerin yerel güçlerle ortak hareket etmesi, büyük çapta projelere imza atılacak işlevsel Turizm Araştırma Merkezleri’nin oluşturulması, turizmde ara eleman yanında lüks segmenti de hedefleyen kalifiye personeli de içerecek bölümleşmelere gidilmesi gereklidir.

Nasıl müzik, sağlık, sanat üniversiteleri varsa; benzer şeklinde düşünülmesi gereken turizm üniversitelerinde de bana göre ilk etapta ‘Kültür’ ve ‘Turizm’ odaklı bir oluşum gerçekleştirebilir. Ülkemizin dört bir yanında çok farklı turizm faaliyetleri ile ön plana çıkan şehirlerimizin her biri bu noktada değerlendirilebilir.

Pilot uygulamada ‘Kültür’ odaklı ise ‘Mardin ya da Hatay’, ‘Turizm’ odaklı ise ‘Antalya ya da İzmir’ akla gelen ilk şehirler olabilir. Burada bu modeli öncelikle yerel bazda ülkemiz turizm sektörünün başarısı için kullanmakla birlikte, ortaya konacak Turizm Üniversiteleri ile dünya ölçeğinde kalifiye eleman ihtiyacının tüm pazarları kapsayacak şekilde geliştirilebilir. Böylece, turizm eğitimi için dünyadan da milyonlara öğrenciye ev sahipliği yapılması mümkün olur.

Bunu yapabilecek alt yapı, istek, dünya çapında turizm akademisyenlerimiz, turizm profesyonellerimiz, tecrübemiz ve markalarımız mevcut. Turizm eğitimimizde akademi-sektör işbirliği ile çıtayı yükseltmek ve dünya çapında bir eğitim modeline imza atmak mümkün. Dünya turizm liginde ilk beşe yükselme arzusu ile birlikte, dünya turizm eğitiminde de rol sahibi olabileceğimize inananlardanım. Yeter ki turizm sektörümüz ile akademi, ortak noktada buluşsun.

Daha önce faklı platformlarda paylaştığım önerilerimi burada bir kez daha sizin aracılığınızla paylaşmak isterim. Bu önerim yeni normalde daha etkin kullanılarak turizm eğitimi anlamında olumlu katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Yurtiçi ve yurtdışında kaptığı akademik çalışmalarla, kendisi de evrensel olan turizm sektörüne üstten bakarak, global bir perspektif şeklinde değerlendirmeler yapabilen değerli hocamız Doç.Dr. Volkan Altıntaş’a verdiği değerli bilgi ve görüşleri için teşekkür ediyorum.

Doç.Dr. Volkan ALTINTAŞ kimdir?

1978 doğumlu Volkan Altıntaş, Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümünde lisansını daha sonra Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik ana bilim dalında ise yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı.

Çalışmalarını Avrupa Birliği ve turizm politikaları, bölgesel kalkınma, yaşam kalitesi, Türkiye’nin tanıtımı ve imajı konusunda sürdüren Altıntaş, Avrupa Genç Akademisyenler Birliği (EURODOC) Türkiye gözlemci üyesi, Turizm Gazeteci ve Yazarları Derneği (TUYED), Alman Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı Türk-Alman İşbirliği Çalışma Grubu üyelikleri yanında Alman Turizm Akademisyenleri Birliği’ (DGT) nin tek Türk üyesi olarak görev yapmaktadır.

Doç. Dr. Volkan Altıntaş, 2012 yılından bu yana İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde kurucu öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

YORUM EKLE