Göçten artakalanlar sergisi

İzmir'de, her yıl 25 Kasım- 10 Aralık'ta düzenlenen 'İzmir'i turuncuya boya' etkinlikleri kapsamında, fotoğrafçı Aykan Özener'in göç hikayesini yansıttığı 'Ardakalan' isimli fotoğraf sergisi, ziyarete açıldı.

Göçten artakalanlar sergisi

Sergide Özener'in çektiği çocuk bezi, bebek arabası, kadın çantası, topuklu ayakkabı, can yeleği ve çoğu patlak şişme bot fotoğrafları yer aldı.

Her yıl 25 Kasım ile 10 Aralık arasında gerçekleştirilen 'İzmir'i turuncuya boya' etkinlikleri kapsamında, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi'nde, fotoğrafçı Aykan Özener'in 'Ardakalan' isimli fotoğraf sergisi açıldı. Özener'in göç hikayesini yansıttığı serginin açılışına İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ile birlikte çok sayıda davetli katıldı. 5 Aralık'a kadar ziyaret edilebilecek sergide, M.Ö. 1200'lerde 'Deniz Kavimleri Göçü' diye bilinen göç dalgası sırasında, Batı'dan Suriye- Filistin topraklarına göç anlatılıyor.

Arkeolog olarak Assos yakınlarında, zorunlu göçün yoğun olarak yapıldığı kampa defalarca gittiğini belirten Aykan Özener, şunları söyledi:

"Kıyılarda, bu göçten artakalan eşyaların ve hatıraların arasında dolanırken, çektiğim fotoğraflara ve bu fotoğrafların anlattığı hikayelere birkaç farklı açıdan baktım. O kadar yoğun bir geçiş yaşanıyordu ki geride kalan eşyalar birbirinin üzerine yığılmıştı. Yağmur ve rüzgar şimdiden görevini yapıp bu hikayeleri tarihin sayfalarına işlemişti, her bir sayfasında birbirinden farklı hikayeler anlatan bir mitler kitabı duruyordu karşımda. Üst üste binmiş bu giysilerden artakalan hikayeler, tarihin erken çağlarından bugüne yaşanan sayısız göçün, acının, terk edişin ve umutlarla kurulan yeni dünyaların anlatıldığı, binbir gecenin ve binbir sabahın hikayeleriydi."

Sergide Özener'in çektiği çocuk bezi, bebek arabası, kadın çantası, topuklu ayakkabı, can yeleği ve çoğu patlak şişme bot fotoğrafları yer aldı. 

Aykan Özener, sergiyle ilgili bilgi vererek, "Bir arkeolog olarak, geçmişin hikayelerini dinlemek için toprağın altına bakmama gerek olmadığını hissettim. Gözümün önünde duran bu eşya yığınları arasına sıkışmış hikayeler, bu sefer kazmadan bakabilme, anlayabilme imkanı sundu bana. Bir parçası hep biraz ötede kalmış bu eşyalar, dönmemek üzere evini, vatanını ve sevdiklerini terk edenlerin taşıyacağı türden eşyalar değildi. Yarısı anlatılmamış bir hikayenin huzursuzluğu, aslında hep anlatılıp da unutulmuş bir hikayenin tanıdıklığı sinmişti her birine" dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER