Denizlerde av yasağının kalktığı 1 Eylül 2025 tarihinden bu yana “Vira Bismillah” diyerek ağlarını suya bırakan Karadenizli balıkçılar, bu sezon umduğunu bulamadı. Sezon başında palamut bolluğu beklentisiyle denize açılan tekneler, ne yazık ki limanlara boş döndü. Karadeniz ekosisteminde yaşanan bu kıtlık, balıkçıların rotasını mecburen hamsiye çevirmesine neden oldu. Ancak bu zorunlu yönelim, denizlerdeki stok dengesini sarsan bir domino etkisini de beraberinde getirdi. Son haftalarda Karadeniz genelinde hamsi avcılığında gözle görülür bir düşüş yaşanırken, azalan arz nedeniyle balıkçı tezgahları adeta yangın yerine döndü. Vatandaşın uygun fiyatlı protein kaynağı olarak gördüğü hamsinin kilogram fiyatı 150 ile 200 lira bandına kadar yükseldi.


Palamut yokluğu hamsinin sonu oldu
Konuyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Ordu Üniversitesi (ODÜ) Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın, mevcut tablonun ana sebebinin "av baskısı" olduğunu vurguladı. Bu sezon palamut balığının neredeyse hiç görülmediğini, bu durumun da balıkçıyı ekonomik olarak zorladığını belirten Aydın, tüm filonun tek hedefinin hamsi haline geldiğini ifade etti. Palamut avından eli boş dönen büyük gırgır tekneleri ve balıkçı gemileri, maliyetlerini karşılayabilmek ve sezonu kurtarabilmek adına hamsi stoklarına yoğun bir şekilde yüklendi. Bu durumun sürdürülebilir balıkçılık ilkelerine zarar verdiğini belirten uzmanlar, tek bir türe bu kadar yoğunlaşılmasının ekolojik sonuçları olacağı konusunda hemfikir.


Rota mecburen Gürcistan sularına döndü
Normal şartlarda kıyı balıkçılığı ile avlanabilen ve kıyılara yakın bölgelerde sürü oluşturan hamsinin, bu yıl davranış değiştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, avcılığın 30-40 deniz mili açıklarda yapıldığını belirtti. Kıyıdan bu denli uzaklaşan balıkların, üzerlerindeki yoğun baskıdan kaçmak için göç yollarını hızlandırdığı gözlemlendi. Aydın, hamsi sürüleri ile ilgili yaptığı tespitte, balıkların kışlama sürecini geçirmek ve güvenli alan bulmak amacıyla Gürcistan kara suları sınırına doğru kaydığını açıkladı. Türk balıkçı filolarının da bu göçü takip ederek sınır hattında avlanmaya devam ettiğini belirten Aydın, stokların büyük bir kısmının artık ulusal sularımızı terk ettiğinin altını çizdi.


Deniz suyu sıcaklığında sorun yok
Kamuoyunda balık azlığının genellikle küresel ısınma veya deniz suyu sıcaklıklarına bağlandığını, ancak bu sezonki durumun farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Aydın, ekolojik şartların aslında hamsi için uygun olduğunu söyledi. Karadeniz’deki deniz suyu sıcaklığı verilerinin mevsim normallerinde seyrettiğini ifade eden Aydın, besin zincirinde de bir kırılma olmadığını dile getirdi. Özellikle bölgeye düşen yağışların ırmak ve nehirleri beslediğini, bu sayede ormanlardan ve karadan denize bol miktarda besin elementi taşındığını belirten Aydın, "Denizimizde besin sorunu yok, sıcaklık sorunu yok. Tek sorun, stokların üzerindeki aşırı avcılık baskısıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Hem boyları küçüldü hem cepleri yakıyor
Aşırı avlanmanın sadece balık miktarını değil, kalitesini de etkilediği bir diğer acı gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Prof. Dr. Aydın, geçmiş yıllara kıyasla avlanan hamsilerin boylarında ve iriliklerinde belirgin bir küçülme olduğunu, balığın henüz tam erişkinliğe ulaşmadan avlandığını işaret etti. Bu durum, gelecek sezonların verimliliğini de tehdit ediyor. Öte yandan, denizde yaşanan bu kriz doğrudan çarşı pazara yansımış durumda. Hamsi avı miktarındaki sert düşüş, lojistik maliyetlerle birleşince etiket fiyatları rekor seviyelere ulaştı. Dar gelirli vatandaşın sofrasından eksik etmediği hamsi, artık lüks tüketim maddesi olma yolunda ilerliyor. Uzmanlar, acil önlemler alınmazsa ve bölgesel iş birlikleri geliştirilmezse, Karadeniz’in bereketli sularının sessizliğe bürünebileceği uyarısında bulunuyor.




