Tüketim çılgınlığının had safhaya ulaştığı, çocukların tablet ekranlarına hapsolduğu ve oyuncakların raflarda hızla eskitildiği günümüzde, İzmir'den umut verici ve ilham dolu bir hikaye yükseliyor... Henüz 8 yaşında olmasına rağmen sahip olduğu çevre bilinci ve el becerisiyle yetişkinlere taş çıkartan Flora Şakar, hayallerini satın almak yerine kendi elleriyle inşa etmeyi seçiyor. Mimar bir anne ve babanın kızı olan Flora, henüz 2,5 yaşındayken tanıştığı geri dönüşüm serüvenini, bugün adeta bir sanat formuna dönüştürmüş durumda. Şehit Polis Fethi Sekin İlkokulu 2. sınıf öğrencisi olan bu yetenekli çocuk, evde "çöp" olarak nitelendirilebilecek her türlü materyali, hayal dünyasının başkahramanlarına çeviriyor.

Nesilden nesile aktarılan yaratıcılık mirası
Bu renkli hikayenin arkasında aslında üç kuşağa yayılan köklü bir aile geleneği yatıyor. Flora’nın annesi Nezahat Duran Şakar, kendi çocukluğunda hazır oyuncaklara ulaşmanın zor olduğu dönemlerde annesiyle birlikte bez bebekler dikerek büyüdüğünü anlatıyor. Bugün 42 yaşında olan anne Şakar, geçmişin yokluktan doğan bu yaratıcı çözümünü, günümüzün bolluk dünyasında kızıyla bilinçli bir tercih olarak sürdürüyor.

Anne kızın evdeki atölyeye dönen yaşam alanlarında; bitmiş defterlerin telleri, karton kutu parçaları, ipler ve hatta yumurta kabukları bile kıymetli birer hammaddeye dönüşüyor. Kızının motor becerilerinin gelişmesine büyük önem veren Nezahat Duran Şakar, "Kızım çok küçükken birlikte etkinlik yapmaya başladık ve bu durum onda bir reflekse dönüştü. Artık boş vaktimiz olduğunda 'ne satın alalım' değil, 'ne yapalım' diyoruz. Bir nesneyi çöpe atmak yerine onu dönüştürmenin verdiği haz, satın alınan hiçbir oyuncakta yok" diyerek bu sürecin psikolojik tatminine dikkat çekiyor.
Yumurta kabuğundan hayaller kuruyorlar
Evin her köşesi, anne ve kızın ortak imzasını taşıyan dekoratif objeler ve oyuncaklarla dolu. Kimi zaman bir kedinin sıcak yuvası, kimi zaman şık bir mumluk, kimi zaman ise bir heykel... Ancak bu üretim sürecinin en çarpıcı örneği, Flora'nın çok istediği "Fındık Kıran" kuklası olmuş. Mağazadaki yüksek fiyat etiketini gören anne kız, pes etmek yerine eve dönüp atık malzemeleri masaya dökmüş. Sonuç ise mağazadakinden çok daha özgün ve manevi değeri paha biçilemez bir eser olmuş.

Şakar ailesinin evinde atık malzemeler için ayrı bir yer var. Eski çoraplar, kumaş parçaları, metal teller ve doğadan toplanan taşlar, Flora’nın hayal gücüyle buluşmayı bekliyor. Anne Şakar, "Çocukların el becerisi geliştikçe zeka gelişimleri de hızlanıyor. Hem eğleniyoruz hem de evimiz için bir şeyler üretiyoruz. Ben annemden öğrendim, şimdi kızıma öğretiyorum ve eski bebeklerimi ona örnek olsun diye saklıyorum" ifadelerini kullanıyor.

Kendi bebeğini dikmenin haklı gururu
Annesinin izinden giden küçük Flora ise yaşıtlarının aksine, oyuncakçı vitrinlerine değil, evdeki malzeme kutusuna heyecanla bakıyor. Yaptığı işten duyduğu gurur gözlerinden okunan Flora Şakar, "Bebeklerimin hepsini kendim dikiyorum. Yırtılan veya küçülen eski çorap benim için harika bir oyuncak malzemesi olabiliyor. Gövdelerini yapıp, onlara elbiseler tasarlıyorum. Saç kısımlarında bazen annemden yardım alıyorum ama çoğunu tek başıma hallediyorum" diyor.
Onun için "çöp" diye bir kavram neredeyse yok. "Hiçbir şey çöp değil, her şey bir şeye dönüştürülebilir" diyerek yetişkinlere ders niteliğinde sözler sarf eden Flora, el emeği ürünlerini sadece kendine saklamıyor. Yaptığı oyuncakları arkadaşlarına hediye ederek, bu yaratıcılık zincirini okuluna ve çevresine de yayıyor. Atık kağıtlar, metaller ve kumaşlar, onun ellerinde birer sevgi nesnesine dönüşüyor.

Anneanneden toruna uzanan duygusal bağ
Bu yaratıcı zincirin ilk halkası olan 72 yaşındaki anneanne İkbal Duran, torununu ve kızını izlerken duygu dolu anlar yaşıyor. Geçmişte beş çocuğuna oyuncak alacak maddi imkanı olmadığı için tığ ve dantelle bebekler ördüğünü anlatan Duran, o günlerin zorunluluğunun bugün bir sanata dönüşmesinden memnun. "Üç kuşak boyunca bu geleneğin sürmesi beni çok mutlu ediyor. Kızım Nezahat de bebek yapmayı severdi, şimdi aynısını torunumda görüyorum. Bu, sadece oyuncak yapmak değil, bir kültürü yaşatmak" diyen anneanne, ailenin bu sıcak ve üretken atmosferinin en büyük şahidi. İzmirli bu aile, basit bir geri dönüşüm hareketinin ötesinde, sevgi ve emekle örülmüş bir yaşam felsefesini simgeliyor.






