Deprem var!
Deprem var!
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin batıya açılan penceresi İzmir, çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda attığı adımlara bir yenisini daha ekliyor. Betonlaşmanın getirdiği gri görüntüyü doğanın yeşiliyle harmanlamayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, uluslararası arenada kazandığı hibe desteğiyle kentin çehresini değiştirecek bir projeyi hayata geçiriyor. Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması adına bugüne kadar pek çok projeyi başarıyla yürüten yerel yönetim, bu kez gözünü binaların çatılarına dikti. Avrupa Birliği’nin 2021–2027 dönemini kapsayan ve en prestijli sınır ötesi iş birliği programlarından biri olarak kabul edilen Interreg NEXTMED Akdeniz Havzasında Sınır Ötesi İş Birliği Programı, İzmir’in vizyoner projesine yeşil ışık yaktı. "Akdeniz Kentlerinin İklim Dirençliliği İçin Doğa Esaslı Çözümler (NBS4MED)" başlığıyla hazırlanan proje, AB fonlarından hibe almaya hak kazanarak uygulama aşamasına geçti.

Avrupa'dan İzmir'e yüz binlerce avroluk hibe

Kentin iklim direncini artırmak amacıyla hazırlanan bu stratejik hamle, uluslararası finansmanla güçlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu projenin kabul edilmesiyle birlikte, kente yaklaşık 347 bin 692 Avro tutarında bir kaynak aktarılacak. Bu fon, sadece fiziksel bir inşaat süreci için değil, aynı zamanda kentsel ekolojinin yeniden kurgulanması için kullanılacak. Projenin yürütücülüğünü, belediye bünyesindeki İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’na bağlı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü üstleniyor. Toplamda 36 ay sürmesi planlanan bu uzun soluklu çalışma, İzmir’in iklim adaptasyonu konusundaki kararlılığını da gözler önüne seriyor. Proje tamamlandığında, elde edilen veriler ve deneyimler, kent genelindeki diğer kamu binaları ve özel mülkler için de bir yol haritası niteliği taşıyacak.

Mustafa Necati Kültür Merkezi pilot bölge oldu

Projenin uygulama sahası olarak, kentsel ısı adası etkisinin yoğun olarak hissedildiği bölgelerden biri seçildi. Bu kapsamda Yeşilyurt’ta bulunan Mustafa Necati Kültür Merkezi, projenin kalbi olacak. Merkezin atıl durumda bekleyen yaklaşık 800 metrekarelik iki büyük terası, gri beton görünümünden kurtarılarak yaşayan bir ekosisteme dönüştürülecek. Kurulacak olan yeşil çatı sistemleri, sadece görsel bir peyzaj düzenlemesi olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyor. Tasarım sürecinde permakültür ilkelerinin temel alınacağı projede, yerel bitki türleri kullanılarak bölgenin florasına uygun bir doku oluşturulacak. Ayrıca kurulacak sistem sayesinde yağmur suyu hasadı yapılarak su tasarrufu sağlanacak ve kompostlama teknolojileriyle organik atıklar gübreye dönüştürülerek döngüsel ekonomiye katkı sunulacak.

Atıl çatılar gıda üreten bahçelere dönüşecek

Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri de kent tarımına getireceği yenilikçi bakış açısı. Şehir merkezlerinde görmeye alışık olmadığımız tarımsal üretim, bu proje ile binaların tepesine taşınıyor. Teraslarda oluşturulacak alanlarda gıda üretimi yapılarak, "tüketen kent" modelinden "üreten kent" modeline geçişin ilk sinyalleri verilecek. Kullanılmayan çatıların biyolojik çeşitliliğe katkı sağlayan verimli arazilere dönüşebileceğini kanıtlayacak olan bu model, topluluk bahçeleri kavramını da İzmir’e yerleştirmeyi hedefliyor. Bölgedeki ısı stresini azaltarak mikroklima etkisi yaratacak olan yeşil çatılar, aynı zamanda binanın enerji verimliliğini de artırarak ısıtma ve soğutma maliyetlerinde tasarruf sağlayacak.

Kültür merkezi çatısı yaşam alanına evriliyor

Yeşil devrim sadece bitkilerle sınırlı kalmayacak; aynı zamanda sosyal bir dönüşümü de beraberinde getirecek. Fiziki imalatların tamamlanmasının ardından Mustafa Necati Kültür Merkezi’nin terasları, İzmirlilerin nefes alabileceği, sosyalleşebileceği ve öğrenebileceği bir cazibe merkezine dönüşecek. Alanda düzenlenecek sürdürülebilir yaşam eğitimleri, koruma çalışmaları ve çeşitli atölyelerle çevre bilinci artırılacak. Yoga, sanat ve müzik gibi etkinliklere ev sahipliği yapacak olan yeşil çatı, mahalle kültürünü canlandıran ve topluluk bağlarını güçlendiren bir buluşma noktası olacak. İklim değişikliği karşısında şehrin direncini artırmayı hedefleyen proje, doğayla uyumlu yaşamın beton yığınları arasında da mümkün olduğunu herkese gösterecek.

Kaynak: BÜLTEN