İzmir’de göreve geldiği günden bu yana kentin altyapı ve ulaşım sorunlarına yönelik çözüm arayışlarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Alsancak bölgesi için hazırladığı radikal planı kamuoyuyla paylaştı. Şehrin kalbi sayılan ve günün her saati yoğun bir trafiğe sahne olan Alsancak ile Konak aksındaki park kaosunu bitirmek için kolları sıvayan Tugay, gözünü Kordon’a dikti. Başkan Tugay, İzmir’in vitrini olan Kordonboyu’ndaki rekreasyon alanının altına devasa bir otopark projesi inşa edilebileceğini ve bunun teknik olarak mümkün olduğunu açıkladı. Yıllardır tartışılan ancak hayata geçirilemeyen bu fikrin detaylarını paylaşan Tugay, projenin sadece bir otoparktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bölgenin çehresini değiştirecek bir kentsel tasarım hamlesi olduğunu vurguladı.
Denizle ilişki kesilmeden Alsancak nefes alacak
Başkan Tugay’ın açıkladığı proje, Kordon’un mevcut rekreasyon alanının yeniden ele alınmasını öngörüyor. Bölgenin dolgu zemin üzerine kurulu olduğunu ve kayalarla tahkim edildiğini hatırlatan Tugay, denizle olan teknik izolasyon sorununun çözülmesi halinde yer altına inmenin mümkün olduğunu belirtti. "Bu proje zannedildiği kadar zor değil, teknik olarak kolay" diyen Tugay, hedeflerinin Kordon üzerindeki yeşil dokuyu ve yürüyüş yollarını koruyarak, alt katmanı dev bir garaja dönüştürmek olduğunu ifade etti. Yapılan ön etüt çalışmalarına göre, bu alanın yaklaşık 3 bin 300 ile 4 bin arasında araca ev sahipliği yapabileceği öngörülüyor. Tugay, bu kapasitenin Alsancak, Konak ve Kordon hattındaki otopark sorununu kökünden çözeceğini savunarak, projenin kent merkezindeki trafik yoğunluğunu da büyük ölçüde hafifleteceğini dile getirdi. Ayrıca Konak’ta inşa edilecek yeni belediye binasının altına da hem çalışanlar hem de misafirler için ayrı bir otopark yapılacağının müjdesini verdi.
Her kavşağa battı çıktı yapmak hayalden öteye geçemiyor
İzmir’in trafik sorununun çözümünde sıklıkla gündeme gelen alt geçit ve köprülü kavşak taleplerine de değinen Cemil Tugay, kentin yeraltı haritasının her noktada buna izin vermediğini çarpıcı bir örnekle anlattı. Özellikle Karabağlar bölgesinde trafiğin kilitlendiği noktalardan biri olan Yeşillik Caddesi üzerindeki Yaşayanlar Kavşağı’nda yaşanan teknik imkansızlığı gözler önüne serdi. Vatandaşların bu bölgeye "battı-çıktı" yapılmasını istediğini bildiklerini söyleyen Tugay, "Battı çıktı her yerde yapılamıyor. Mesela Karabağlar Yeşillik Caddesi’nde Yaşayanlar Kavşağı, trafiğin rahatsız edici derecede sıkıştığı bir yer. Battı çıktı yapmak istiyoruz ama altından 2.5 metre genişliğinde isale hattı geçiyor, yapamıyoruz. Başka çözüm üretmeye çalışıyoruz. Yaşayanlar Kavşağı’nda çelik konstrüksiyon köprü ile Karabağlar’dan gelen yolu Yeşillik Caddesi’ne alacağız" dedi. Tugay, bu bölge için alternatif bir çözüm geliştirdiklerini ve çelik konstrüksiyon bir köprü ile trafiği rahatlatmayı planladıklarını belirtti. İzmir’in tarihi sit alanları, jeolojik yapısı ve karmaşık altyapı ağları nedeniyle her noktada kazı yapılamadığını, bu nedenle yüzeysel çözümlerin ve toplu taşımanın ön plana çıkması gerektiğini vurguladı.
Londra modeli masada: Şehir merkezine araç girişi kısıtlanabilir
Trafik sorununun sadece yol yaparak çözülemeyeceğini, dünyanın gelişmiş metropollerinde uygulanan yöntemlerin İzmir için de tartışılması gerektiğini belirten Tugay, Londra örneğini verdi. Başkan Tugay, "Trafiği azalmak için çözümlere ihtiyacımız var. Bunun için toplu taşımayı güçlendiririz ve konforlu hale getiririz. Londra ve başka pek çok şehirde şehir merkezlerine araç girişi kısıtlı. Londra Başkanı bunu yaptıkları için mutlu olduklarını söylüyor. Herkes çok mutlu. Neticede bir şekilde düzen oturmuş. İzmir ve diğer büyük şehirlerin zamanla buraya evrileceğini şimdiden konuşalım diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Tugay, yeni yol açma imkanının kalmadığı sıkışık kent merkezlerinde, araç yoğunluğunu azaltacak radikal kararların alınması gerektiğine işaret etti.
Londra modeli nedir?
Londra, kentsel hareketlilikte devrim yaratan "Congestion Charge" (Trafik Sıkışıklığı Ücreti) ve "ULEZ" (Ultra Düşük Emisyon Bölgesi) uygulamalarıyla, büyükşehirlerin kronikleşen trafik ve hava kirliliği sorununa karşı dünyadaki en sert ve etkili modellerden birini sunuyor. Şehir merkezine araç girişlerini caydırıcı ücretlerle sınırlandıran sistem, 2026 yılı itibarıyla elektrikli araçlara yönelik muafiyetlerin de kaldırılmasıyla birlikte, tamamen çevreci ve sürdürülebilir bir toplu taşıma ekosistemine geçişi hedefliyor. Kameralı takip sistemleri üzerinden yürütülen bu dinamik denetim mekanizması; karbon emisyonunu minimize ederken, elde edilen geliri doğrudan raylı sistemler ve bisiklet yollarına aktararak modern şehircilikte "kirleten öder" prensibini en üst seviyeye taşıyor.
Afetle boğuşan personele yapılanlar vicdanları yaraladı
Açıklamalarının son bölümünde, geçtiğimiz günlerde İzmir’i etkisi altına alan şiddetli yağışlar ve su baskınları sonrası belediyeye yönelik eleştirilere sert tepki gösteren Cemil Tugay, muhalefetin tutumunu "ayıp" olarak nitelendirdi. Olağanüstü bir yağış rejiminin yaşandığını ve belediye ekiplerinin gece gündüz demeden sahada mücadele ettiğini hatırlatan Tugay, "Biz afetle mücadele ederken arka planda hançerler gibi karalamaya çalışmalarını ayıpla karşıladık. Personelimize ayıp edildi. Gece gündüz sahada mücadele ettiler. Teşekkür beklerken iftiraya maruz kaldılar." dedi. Eleştirilerin yapıcı olmaktan uzak ve tamamen siyasi karalama amacı taşıdığını savunan Tugay, merkezi hükümete de çağrıda bulundu. İzmir’in bekleyen dev yatırımlarını hatırlatan Başkan, "Bu tutumları iyi siyaset olarak tanımlanamaz. Şehre fayda getirecek şeyler yapmalarını bekliyorum. İkinci çevre yolunu lütfen yapın, deniz suyu artırmaya izin verin, çöp tesisine izin verin. Halkapınar Metrosu’nu yapın. Sizden bunları bekliyoruz, basit izinler için bile oyalanıyoruz" sözleriyle Ankara’ya sitem etti.





