KAZIM BOZKURT- Ege'nin incisi İzmir, tarihinin en zorlu kış aylarından birini yaşıyor. Uzun ve bunaltıcı bir ilkbahar, yaz ve sonbahar döneminin ardından barajların kurumaya yüz tuttuğu, toprakların çatladığı kent, ocak ayı ile birlikte adeta yağmura ve fırtınaya teslim oldu. Aylar süren kuraklık endişesi, yerini ardı arkası kesilmeyen sağanak yağış dalgalarına ve yıkıcı doğa olaylarına bıraktı. Meteoroloji uzmanlarının günlerdir yaptığı uyarılar ne yazık ki gerçeğe dönüştü ve kenti sarmalayan lodos, şiddetini artırarak günlük yaşamı felç etme noktasına getirdi. Deniz ulaşımının durduğu, sokakların göle döndüğü ve rüzgarın yıkıcı bir güce ulaştığı bu zorlu süreç, kent belleğinde uzun yıllar unutulmayacak acı izler bıraktı.

Beklenen yağmurlar adeta bir afete dönüştü
İzmirli vatandaşlar, geride bıraktığımız yıl boyunca yağış hasretiyle mücadele etmiş ve tarımsal üretimden içme suyu kaynaklarına kadar pek çok alanda kriz çanları çalmaya başlamıştı. Ancak ocak ayıyla birlikte Ege Denizi üzerinden gelen nemli ve yağışlı hava kütleleri, kente beklenen bereketi getirmek yerine adeta yaşam alanlarını suya boğdu. Kuru toprakların aniden gelen yoğun su kütlesini emmekte zorlanmasıyla birlikte kentin kritik altyapı sistemleri zorlu bir sınav verdi. Şehrin ana arterlerinde, cadde ve sokaklarda biriken yağmur suları trafiği durma noktasına getirirken, giriş katlarındaki ev ve iş yerleri büyük bir su baskını tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Başta yerel belediyelere bağlı itfaiye ve kanalizasyon ekipleri olmak üzere tüm yetkili birimler, yükselen sulara müdahale etmek için gün boyu sahada adeta zamanla yarıştı.
Rüzgarın hızı Narlıdere'de saatte 137 kilometreyi buldu
Yağışın kentin altyapısında yarattığı tahribata ek olarak, kent genelini felç eden şiddetli rüzgarlar tablonun çok daha vahim bir hal almasına neden oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü tarafından paylaşılan 15 Şubat 2026 tarihli resmi veriler, yaşanan felaketin boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Ölçümlere göre fırtına, saat 11.39 sularında Narlıdere merkezinde saatte tam 137.5 kilometre hıza ulaşarak deyim yerindeyse bir kasırga halini aldı. Narlıdere rekorunu, saat 13.31'de kaydedilen 124.2 kilometrelik rüzgar hızıyla İzmir Çatalkaya Radar Sahası takip etti. Ege'nin en uç noktası olan Yarımada bölgesinde de rüzgar acımasızdı; Karaburun'da hamleler 115.6 kilometreye, Çeşme Kale Yeri Sığlığında ise 102.2 kilometreye kadar tırmandı. Nüfusun yoğun olduğu metropol ilçelerinden Bayraklı'da hız 99.7 kilometreyi bulurken, Urla'da 98.3 ve Foça'da 96.8 kilometre seviyelerinde esen rüzgarlar şehri adeta kırıp geçirdi.
Dev dalgalar sahil şeridini paramparça etti
Hızı zaman zaman 140 kilometre sınırına yaklaşan fırtınanın deniz üzerindeki tahrip edici etkisi ise İzmirlilere korku dolu anlar yaşattı. Ege Denizi'nin açıklarından gelen dev dalgaları kabartan ve doğrudan kıyıya doğru iten şiddetli fırtına, Körfez içindeki su seviyesinin tehlikeli limitleri aşmasına yol açtı. Dalgaların kıyıyı adeta döve döve parçaladığı bu amansız doğa olayında, sular metrelerce yükseğe tırmanarak sahil şeridindeki yürüyüş yollarını, parkları ve bisiklet yollarını tamamen yuttu. Özellikle Kordonboyu, Güzelyalı, Karşıyaka ve Mavişehir gibi denize sıfır noktalarda deniz suyu istinat duvarlarını aşarak karaya doğru taştı ve sokak aralarına kadar ilerledi. Kıyı bandındaki balıkçı barınaklarına demirlemiş olan küçük tekneler ve yatlar, dev dalgaların korkunç şiddetine dayanamayarak ağır hasar gördü; bazı teknelerin ipleri koparak açık denize sürüklendiği ya da sulara gömüldüğü ihbarları peş peşe geldi.
Şehir genelinde devrilen ağaçlar ulaşımı kilitledi
Rüzgarın bu amansız ve yıkıcı öfkesi, kentin uzun yıllardır özenle korunan yeşil dokusuna ve fiziki altyapısına da onarılmaz bir darbe vurdu. Parklarda, okul bahçelerinde ve yol kenarlarında bulunan onlarca yıllık asırlık ağaçlar, saatte 100 kilometreyi aşan hamlelere daha fazla dayanamayarak feci şekilde kırıldı veya gövdelerinden çatırdıyarak yollara devrildi. Sokak aralarına düşen bu devasa ağaçlar birçok noktada park halindeki sivil araçların üzerine yığılarak milyonlarca liralık maddi hasara neden oldu. Enerji nakil hatlarının devrilen dallar yüzünden kopması sonucu kentin çok sayıda mahallesinde uzun süreli ve can sıkıcı elektrik kesintileri yaşandı. Rüzgarın hızıyla mermi gibi uçuşan çatı kiremitleri, devrilen reklam tabelaları ve tehlike saçan inşaat materyalleri nedeniyle valilik ve emniyet yetkilileri, vatandaşlara hayati bir tehlike atlatmamaları için "zorunlu olmadıkça binalarınızdan çıkmayın" şeklinde kritik uyarılarda bulunmak zorunda kaldı. Ekiplerin yolları açmak için verdiği insanüstü mücadele gece saatlerine kadar devam etti.





