Ege Bölgesi'nin üretim ve ihracat lokomotifi İzmir, gıda sanayisinde ezber bozacak yeni bir büyüme hamlesine daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kentin en dinamik sanayi ve ticaret merkezlerinden biri olan Çiğli ilçesinde faaliyetlerini sürdüren Becom Gıda Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi, tesislerinin üretim gücünü astronomik rakamlara taşıyacak olan o kritik bürokratik onayı aldı. Şirketin, pazarın giderek artan taleplerine yanıt verebilmek amacıyla hazırladığı ve ilgili makamlara sunduğu devasa kapasite artışı projesi, resmi kurulların titiz incelemelerinden geçerek kabul gördü. Yatırımcıların ve bölge halkının yakından takip ettiği bu hassas çevresel etki değerlendirme sürecinde alınan 'ÇED Olumlu' kararı, kentin üretim çarklarına adeta yeni bir ivme kazandırdı. Bu onay, sadece tek bir fabrikanın bantlarını hızlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda yerel ekonomiye ve tedarik zincirine vurulacak devasa bir neşter niteliği taşıyor.
Üretimde sınırları zorlayan devasa büyüme rakamları
Söz konusu kapasite projesinin detaylarına inildiğinde, hedeflenen büyüme oranlarının sektör standartlarının çok ötesinde olduğu açıkça göze çarpıyor. Hazırlanan resmi raporlara göre, tesisteki alkolsüz içecek üretimi mevcut durumda yıllık 950 metreküp seviyelerinde seyrederken, hayata geçirilecek yeni yatırımlarla bu rakamın tam 11 bin 520 metreküpe fırlaması planlanıyor. Asıl dudak uçuklatan sıçrama ise son yıllarda kafe ve gastronomi sektörünün vazgeçilmezi haline gelen yan ürünlerde yaşanacak. İşletmenin halihazırda yıllık sadece 45 ton olan sos üretim hacmi, akılalmaz bir ivmeyle 3 bin 960 tona çıkarılacak. Başta meyve püresi, aromatik şurup ve özellikle kahve zincirlerinin ana tedarik kalemi olan kahve sosu üretimindeki bu rekor artış, şirketin sadece iç piyasada değil, küresel rekabette de ne denli iddialı bir oyuncu olmaya hazırlandığının en somut kanıtı olarak masada duruyor.
Çevresel etki değerlendirme süreci başarıyla tamamlandı
Böylesine devasa bir sanayi atılımının sahada hayata geçirilmesi, elbette ki zorlu bürokratik ve çevresel denetim aşamalarını da beraberinde getiriyor. Şirket yönetiminin kapasiteyi artırma yönündeki talebi doğrultusunda hazırlanan detaylı Proje Tanıtım Dosyası (PTD Dosyası), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili kurulları tarafından uzun süredir mercek altında tutuluyordu. ÇED Yönetmeliği'nin 17. maddesi kapsamında yürütülen bu kritik incelemelerde, devasa üretime geçişin bölgenin havasına, suyuna ve genel ekolojik dengesine yapabileceği olası çevresel etkiler en ince ayrıntısına kadar hesaplandı. Tüm bu teknik ve bilimsel analizlerin sonucunda, projenin doğayla uyumlu bir büyüme stratejisi izlediğine kanaat getirilerek İzmir Valiliği tarafından 'ÇED Olumlu (Kapsam Ek-2)' kararı resmen ilan edildi ve firmanın önündeki en büyük bürokratik engel kaldırılmış oldu.
Sanayi kenti vizyonuna tatlı bir katkı sağlanıyor
Söz konusu dev yatırımın fiziki adresi olan Büyük Çiğli Mahallesi 2121 ada ve 2 numaralı parsel, kentin sanayi altyapısının yatırımcılar için ne kadar cazip olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Çiğli'nin stratejik konumu, lojistik ulaşım ağlarına olan yakınlığı ve nitelikli iş gücü potansiyeli, böylesi büyük çaplı bir gıda sanayi operasyonunun kusursuz bir şekilde işlemesi için eşsiz avantajlar sunuyor. Özellikle son yıllarda Türkiye genelinde ve dünyada hızla yayılan yeni nesil kahve tüketim alışkanlıkları, bu tür spesifik sos ve aroma üreticilerinin yıldızını giderek parlatıyor. Tesisin yapacağı bu dev atılım, yurtdışından ithal edilen pek çok gurme ürünün artık doğrudan İzmir topraklarında, tamamen yerli sermaye ve iş gücüyle üretileceği anlamına geliyor. Fabrikanın üretim bantlarının çok daha hızlı ve güçlü dönecek olması, bölgedeki lojistik firmalarından ambalaj üreticilerine kadar çok geniş bir sektörel yelpazede ciddi bir çarpan etkisi yaratacak.
Gözler yeni yatırımın yaratacağı ekonomik dalgalanmada
Alınan kesin izinlerin ardından fabrikada başlayacak olan fiziksel büyüme ve makineleşme çalışmaları, kent ekonomisinde de ciddi bir dalgalanma yaratmaya aday gösteriliyor. Genişleyen üretim bantları, yeni nesil teknolojik altyapının kurulumu ve devasa depolama alanları, doğal olarak taze bir istihdam kapısının da ardına kadar aralanması demek. Sadece imalat hattında değil, kalite kontrol, araştırma geliştirme, pazarlama ve sevkiyat gibi birçok farklı departmanda oluşacak yeni personel ihtiyacı, bölgedeki genç işsizlik oranlarına da olumlu yansıyacak. Şirketin, artan kapasiteyi tam olarak devreye almasıyla birlikte iç pazarın hakimiyetinin yanı sıra rotasını ihracata da çevireceği ve ülkeye ciddi bir döviz girdisi sağlayacağı ekonomi kulislerinde şimdiden en çok konuşulan başlıklar arasında yerini aldı. Kısacası, İzmir'in sanayi mutfağından çıkacak olan bu tatlı üretim rüzgarı, sektördeki dengeleri baştan aşağı değiştirecek gibi görünüyor.




