Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Gençlerin ilk 6 aylık maaşı devletten olacak''
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Gençlerin ilk 6 aylık maaşı devletten olacak''
İçeriği Görüntüle

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki İZBETON A.Ş. üzerinden yürütülen kentsel dönüşüm ve kooperatifleşme projelerine yönelik yolsuzluk iddiaları, kentin gündemini sarsmaya devam ediyor. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, eski Genel Sekreter Barış Karcı ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya gibi üst düzey isimlerin sanık sandalyesinde oturduğu davanın dördüncü celsesi, bugün Aliağa Şakran Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülmeye başlandı. Duruşma öncesinde yaşanan yeni tutuklama kararları ve mahkeme salonunda savunma makamının heyet değişikliğine gösterdiği sert tepki, davanın seyrini daha da karmaşık bir hale getirdi.

Mahkeme bugün başladı

Davanın üçüncü duruşmasında alınan ara kararlar hafızalardaki yerini korurken, dördüncü duruşma öncesi yaşanan gelişmeler adeta deprem etkisi yarattı. Hatırlanacağı üzere bir önceki celsede mahkeme, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın tutukluluk halinin devamına hükmederken, eski Genel Sekreter Barış Karcı’nın tahliyesine karar vermişti. Ancak savcılık makamının "zimmet" suçlamasıyla genişlettiği soruşturma kapsamında, İzmir İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi dosyası üzerinden yeni bir tutuklama dalgası geldi. Daha önce ev hapsi şartı kaldırılan Şenol Aslanoğlu ile cezaevinde bulunan Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya, Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilerek haklarında ikinci kez tutuklama kararı verildi. Bu gelişme, bugünkü duruşmanın atmosferini daha da gerginleştirdi.

Duruşmanın başlamasıyla birlikte söz alan sanık avukatlarından Murat Aydın, mahkeme heyetindeki değişikliğe dikkat çekerek sert eleştirilerde bulundu. Bir önceki duruşmada sanıkların tutukluluğuna karşı oy kullanan hakimin heyetten alındığını belirten Aydın, bu durumun adil yargılanma ilkesine gölge düşürdüğünü savundu. Heyette bugüne kadar 5 kez değişiklik yapıldığını vurgulayan Aydın, "Önce heyet ikiye bölündü, sonra başkası atandı, şimdi siz geldiniz. Tüm delillere ve sürece hakim olan, tutukluluğa şerh koyan hakim şu an neden burada değil? Biz bunun cevabını merak ediyoruz. Eğer bir gerekçe varsa bu zapta geçmeli. Bu durum açıkça mahkeme üzerinde bir baskı olduğunu ve siyasi bir müdahale yapıldığını göstermektedir. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ortadadır, bu yapılan ihlaldir" ifadelerini kullandı.

Bilirkişiler Maliye Bakanlığı çalışanı mı?

Duruşmadaki bir diğer kriz ise dosyaya atanan bilirkişi heyeti üzerinden çıktı. Savunma makamı, bilirkişilerin tarafsızlığına dair ciddi şüpheleri olduğunu dile getirdi. Avukat Murat Aydın, bilirkişi heyetini oluşturan şahısların hangi kurumda çalıştığının raporda belirtilmediğini, ancak yaptıkları araştırmada bu kişilerin davada "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alabilecek Maliye Bakanlığı personeli olduklarını öğrendiklerini iddia etti. "Tarafsız olmadıkları açık olan bir heyetin raporunu kabul etmiyoruz" diyen Aydın, raporun okunmadan reddedilmesini talep etti. Avukat Özkan Yücel de duruma tepki göstererek, "Kim bu insanlar? Nerede çalışıyorlar? Uzmanlıkları ne? Eğer herkes bilirkişi olabiliyorsa ben de filoloji uzmanıyım o zaman" diyerek tepkisini dile getirdi. Mahkeme başkanının ise bu itirazlara, "Demek ki çalışmıyorlar, ben gidip Ankara'da ne yaptıklarına mı bakayım" şeklinde yanıt vermesi salonda soğuk rüzgarlar estirdi.

Yolsuzluk iddiaları üç ayrı iddianameye bölündü

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1 Temmuz’da başlatılan soruşturma, kapsamının genişliği nedeniyle üç ana başlık altında toplanmıştı. Sayıştay ve mülkiye müfettişi raporlarına dayandırılan soruşturmada, toplam 157 şüpheli hakkında "ihaleye fesat karıştırma", "edimin ifasına fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamaları yöneltilmişti. Şüpheliler listesinde belediye bürokratlarının yanı sıra, Örnekköy, Gaziemir, Yeni Yaşam gibi kooperatiflerin yöneticileri ve inşaat sektöründen iş insanları yer alıyor.

Savcılık, soruşturmayı daha etkin yürütebilmek adına dosyaları ayırma yoluna gitmişti. Buna göre; "iş makinesi ve araç kiralama" işlemlerindeki usulsüzlük iddiaları için 56 şüpheli hakkında İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. "Asfalt kaplama ve yol bakım onarım" işlerindeki iddialar için ise 44 şüpheli İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Bugün görülen ve en ağır suçlamaların yer aldığı "kooperatifler ve nitelikli dolandırıcılık" dosyası ise İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülüyor. Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 65 sanığın, kooperatifleri araç olarak kullanarak kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla yargılandığı bu ana davada, sürecin nasıl işleyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ