“Zülfü Efsanesi Livaneli Saygınlığı”, “Müziğin Cumhurbaşkanı”, “Karanlığa Yakılan Fener”, “Son Ozan”, “Akdeniz’in En Büyük Bestecisi”, “Beş Parmağında Beş Marifetli”, “Zor Yılların İnsanı”, “Sanatın ve Barışın Sınırlarını Kaldıran Aydın”, “Çağımızın Entelektüeli”. Bunların hepsini hak etmiştir Zülfü Livaneli.

175999

“Yeryüzü şiirini taşır müziğine, müziğinin zenginliğinde bu şiirlerin sınır tanımazlığı, farklılığı da etkilidir kuşkusuz. Lorca’dan Aragon’a Nazım’dan, Orhan Veli’den Ülkü Tamer’e, devrimci müziğin şarkılarına doğayı, gökyüzünü, denizi, adaları, ve dünyayı güzelliğin kurtaracağını da ekler.”( Şair Haydar Ergülen)

Hep “Bahtiyar Ol Nazım” dediği ve “pusulası” bellediği Nazım için; “Nazım Hikmet/ Şahdamarı şiirimizin”, “Milyonlarca evladın sana hasret/ Ve şiirlerinle çınlıyor artık memleket”, “Ama senin gür sesin/ Senin o namuslu sesin/ Hiç susmadı/ Hiç susmayacak/ Nazım Hikmet, Nazım Hikmet/ Sen memlekete vurgun/ Memleket sana hasret” dizelerini yazan ve bir zamanların yasaklı şairinin Türkiye ile buluşmasında büyük emeği olan sanatçıdır Livaneli.

Bugün 80.yaşını kutlayan müziğin, edebiyatın, sinemanın usta ismi dostlarına şu sözü vermiştir; ”Sizi mahçup etmeyeceğim. Nasıl yaşadıysam öyle öleceğim. Ve hiç bitmeyecek mesajım da şöyledir; UMUDU KESMEYİN YURDUNUZDAN!”

“Türkiye, kavgası eksik olan bir toprak değil. Bu kavga bana hep duyarlılarla duyarsızların kavgası gibi gelir. İnsancıllar ile çıkarcıların, merhametliler ile acımasızların kavgası.”

175942

12 Eylül faşist darbesi sonrası. Tarih; 15 Ekim 1982’dir. Fransa’nın Korsika adasında Bastia kentinde ilk kez “Birinci Akdeniz Sinema Kültürleri Sinema Şenliği” düzenlenmiştir. Dünyanın her yerinden sanatçılar yazarlar oyuncular gelmiştir. Açılışta, Yunanistan’dan Maria Farantouri, Türkiye’den de Zülfü Livaneli sahne alacaktır. Beraber söyleyeceklerdir. Sahneye ilk Farantouri gelir alkışlarla. Sunucu “Ve Türkiye’den” dediği anda büyük bir uğultu kopar, ardından da “Faşist Türkiye” anlamında ”La Turquie Fachiste” sloganları. Binlerce kiş tempo tutmaktadır salonda.

Ressam Abidin Dino, Sinema eleştirmeni Atilla Dorsay ve Gazeteci Zeynep Oral da, salondaki dört Türk’tür sadece.

Bundan sonrasını Zeynep Oral anlatıyor; “Zülfü, elinde sazı sahnenin ortasına geldi. Gülümseyerek haykırışları dinledi. Sonra eliyle ‘durun’ gibilerden bir işaret yaptı, İngilizce konuşmaya başladı. Bütün bir milletin faşist olamayacağını anlattı, halkların değil yönetimlerin faşist olması ya da olmaması üzerine derli toplu bir konuşma yaptı. Salon susar gibi oldu. Zülfü edebiyattan, müzikten söz etti. Ve Fransızca da Fransız Devrimi’nin ilkelerinden ‘Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik’ sözlerini telaffuz etti. Konuşmasını da ‘Yaşasın Halkların Kardeşliği’ diye bitirdi ve şarkısına geçti. İki şarkı sonra salon ’Yaşa Zülfü’, ‘Yaşa Maria’ diye ayakta alkışlıyordu. İkili; Nazım’dan, Bedri Rahmi’den, Y.Ritsos’tan, Seferis’ten , Refik Durbaş’tan söylüyordu. ‘Faşist Türkiye’ diye slogan atanlar konserin sonunda ‘La Liberte-Egalite-Fraternite’ yani ‘Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik’ diye haykırıyordu. O günü hiç unutmadım. Unutmayacağım. İşte ‘Faşist Türkiye’ sloganını ‘Yaşasın Türkiye’ye çeviren arkadaşım, ‘Büyücü Zülfü Livaneli’ anımın öyküsü. Bir de unutmayalım; memleketimin insanına bir ağızdan şarkı söylemeyi öğretmiştir.”

175990

“HEM BEREKETLİ, HEM BAŞARILI”-

Livaneli, müzik, edebiyat ve sinemada; yaratıcıdır, müthiş üretkendir.

Kültür sanatta olduğu kadar siyasete de damgasını vurmuştur.

Ünü, popülerliği sınırlarımızı aşmıştır. Yönettiği filmler ABD’den Japonya’ya kadar onlarca ülkenin salonlarında izleyiciye ‘Zülfü Livaneli” ismini belletmiştir. Ödülleri sayısızdır. Kitapları, hep “Best Seller-En Çok Satanlar”dır. 30’dan fazla dile çevrilmiştir. Uluslararası sanatçıdır Zülfü Livaneli.

Beste, yorum, sinema yönetmenliği, yazarlık, romancılık. Kısaca; sanatın her alanında vardır Livaneli imzası!

Ayşe Kulin’in ifadesiyle de, “hem bereket, hem başarı sahibidir.” Müziğinde de “mutluluğu” yakalayandır!

-ZÜLFÜ EFSANESİ, LİVANELİ SAYGINLIĞI-

175978

Onun için “yeryüzü şiirini taşır müziğine” der müzik eleştirmenleri. Entelektüelliğiyle duyarlılığıyla buluşur, dillerde marş olmuş şarkıları.

“Müziğinin zenginliğinde bu şiirlerin sınır tanımazlığı, farklılığı da etkilidir.” Şair Haydar Ergülen’e aittir bu saptama da!

Nazım Baba vardır, Lorca, Aragon, Bedros, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Refik Durbaş vardır bestelerinde.

Deniz vardır. Mavi vardır. O hep “dünyayı güzelliğin kurtaracağına” inanandır. “Sevdalısıdır hayatın”. Ona göre; “Gökyüzü herkesindir!”.

Kitleleri yakalamayı ustalıkla başarır; İşte “Leylim Ley”, işte, “Yiğidim Aslanım”, “İşte “Çırak Aranıyor”, “İşte Karlı Kayın Ormanında”, İşte “Gözlerin”, işte “Ey Özgürlük, işte “Güneş Topla Benim İçin”, “Gözlerin”, “Kardeşin Duymaz El Oğlu Duyar”, “Belalım”, “Bulut mu Olsam”, “”Memik Oğlan”, “Nefesim Nefesine”, “Hakim Bey”. O şarkıları; Zeki Müren de, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Müslüm Gürses de Kibariye de.

Meydanlar ona yetmedi, anımsayın Ankara’da Hipodrom konserini. Miting gibiydi!

Neticede; “dünyanın bir ucunda efil efil eser” besteleri, sazı da sözü de dinlenendir Livaneli.”

-PUSULASI NAZIM’DIR-

176004

1978’de “Nazım Türküsü” albümünü yapar Livaneli. Türkiye’de bir ilktir bu. “Memetçik Memet”, “Arhavili İsmail”, “Karlı Kayın Ormanı”, “Hoş Geldin Bebek”, “Hoşça kal Kardeşim Deniz” ve “Nazım Türküsü” çalışmaları yer alır albümde. "Karlı Kayın Ormanı", TRT sansürünü deler, ekranlarda seslendirilir ve TRT Radyosu'nda dinleyicilerden en çok istek alan parça olur. Bu albümle Türkiye, “Vatan Haini Vatan Şairi” yasaklı Nazım ile buluşmuş/tanışmış olur.

Yazar Ulaş Barış Geroğlu Nazım şiirlerinin Livaneli ezgileriyle bir “Davet” olduğuna işaret eder ve ekler; “Abidin Dino, ‘Nazım Türküsü’nü dinledikten sonra Livaneli’ye yazdığı mektupta Nazım’a seslenerek.’Ben mutluluğun resmini yapabildim mi bilmem Nazım. Pek emin değilim. Ama Zülfü müziğinde mutluluğu yakaladı.’der. Aynı mutlulukla, heyecanla, hevesle onlarca yıldır söylüyoruz Nazım’ın Türküsü’nü.”

İflah olmaz Nazım hayranı onu pusulası görecek kadar seven Livaneli de şöyle demiştir; “Onun kudretli şiirlerini okuduktan sonra hepimiz ister istemez Nazımca düşünmeye, Nazımca konuşmaya başladık!”

-HAZİRAN’DA DOĞDU-

“Mayıs’tan Sonra En Güzel Ay” da, “Hüznün Coşkulu Ayı” da derler Haziran’a. Bir tarafta “Haziran’da Yaprak Dökenler” vardır; Ahmed Arif, Nazım , Orhan Kemal, Cahit Irgat, Hasan İzzettin Dinamo, Cahit Külebi, A.Muhip Dıranas, İlhan Selçuk, Kazım Koyuncu örneği…

Hasan Hüseyin nasıl hüzün çağrıştırır Orhan Kemal için yazdığı “Haziran’da Ölmek Zor”da, değil mi?; “sokaktayım/ gece leylak/ ve tomurcuk kokuyor/ yaralı bir şahin olmuş yüreğim/ uy anam uy/ haziranda ölmek zor!”

İşte bu veda ayında doğmuştur Zülfü Livaneli! Bugün 80.yaşını kutlayan müziğin, edebiyatın, sinemanın usta ismi, dostlarına da şu sözü vermiştir; ”Sizi mahçup etmeyeceğim. Nasıl yaşadıysam öyle öleceğim. Ve hiç bitmeyecek mesajım da şöyledir; UMUDU KESMEYİN YURDUNUZDAN!” İyi ki doğdun Livaneli…