banner109

“Muhteşem zaferimizin 106’ncı yılı kutlu olsun”

18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla Şehitler Abidesi’nde tören düzenlendi.

“Muhteşem zaferimizin 106’ncı yılı kutlu olsun”

Çanakkale Şehitler Abidesi’nde saat 12.00’de başlayan tören, çelenklerin sunumu, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrağın göndere çekilmesiyle devam etti. Çelenkler sırasıyla; Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TSK adına Milli Savunma Bakan Yardımcısı Alparslan Kavaklıoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Çanakkale adına Vali İlhami Aktaş tarafından Atatürk rölyefine bırakıldı.
Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri adına 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mustafa Oğuz tarafından günün anlam ve önemine binaen konuşma gerçekleştirilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü mesajı seslendirildi. Konuşmanın ardından aktör Bahadır Yenişehirlioglu tarafından Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine şiirini okudu.

“Çanakkale, çıkarlar üzerine kurulan birlikteliklerin, asırlara kök salmış kardeşliklere yenildiği yerdir”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Çanakkale; emperyalistlerin asırlık planlarının, sahneledikleri türlü türlü oyunların bir cesaret tufanında, bir fedakârlık denizinde hiç olup gittiği yerdir. Bu topraklarda fiziki üstünlüğün egosu, ilahi teslimiyetin tevazusu karşısında boyun eğmiştir. İtilaf devletlerinin, dünyanın dört bir yanındaki sömürgelerinden cepheye sürdükleri sayısız insan, Mehmetçiğin cesaret ve merhametinde gerçekleri görmüş, kendisine söylenen yalanları bu sayede çözmüştür. Bütün varlığıyla vatanını savunan, mukaddesatına siper olan Türk milleti başı dik, alnı ak, vicdanı tertemiz bir şekilde yükselirken; iftiraları, kıyımları, kibirleri ile nice milletler burada diz çökmüş, zafer hülyaları yenilginin acı gerçeğine dönüşmüştür. Çanakkale, çıkarlar üzerine kurulan birlikteliklerin, asırlara kök salmış kardeşliklere yenildiği yerdir. Bayrağı bir, vatanı bir, imanı bir olanlar kenetlenerek, sadece hırsları bir olanları burada yenmiştir” dedi.
Bakan Ersoy, “Dardanos tabyası şehitleri Hasan ve Mevsuf Efendi, kaldırdığı top mermisi ile adeta vatanını sırtlayan Seyit Onbaşı, Hüseyin Avni Bey, Bigalı Mehmet Çavuş Cephede düşmana aman vermeyen, şehadete yürüdüğünde bedeninde sayısız mermiyi madalya gibi taşıyan gencecik kızlarımız, annelerinin vatan uğruna feda olsun diye kınalayarak savaşa gönderdikleri oğullarımız. Çanakkale, olmak ve ölmek arasında yapılacak bir seçime tereddüt duymadan, bahanelere sığınmadan gidenlerin; vatan ve bayrak dendiğinde başka bir soru sormayanların gerçeğidir. Bu gerçekliği asla ve asla unutmamak; sıradanlaşmasına, bir takım evrensel yakıştırmalarla asli değerlerinden koparılmasına izin vermemek tarihimize, şehit ve gazilerimize karşı şeref borcumuzdur. Aynı zamanda masa başı kahramanlarının koltuklarını koruma, mevkilerini güçlendirme uğruna dünyanın çeşitli coğrafyalarından cepheye sürdükleri, bugün Mehmetçiğin yanı başında yatan nice evlatlar, eşler, babalar adına da aynı kararlılığı göstermek durumundayız. Çünkü Türk milleti olarak inancımız, değerlerimiz ve vicdanımız bize bunu emreder. Kendi yarası yerine, kendisine kurşun sıkanın yarasını saran Çanakkale şehitlerimiz bizden bunu bekler. Bu topraklarda insanların neden öldüklerini iyi bileceğiz ki ne için yaşayacağımızı tam anlamıyla idrak edelim. Çanakkale bir gün olarak değil, bir fikir, bir bilinç ve anlayış olarak yaşamalıdır. Anmak, anlamaya vesile olmalıdır. Zira Çanakkale’yi anlamayan Kurtuluş Savaşı’nı anlayamaz. Anafartalar kahramanı Yarbay Mustafa Kemal’in bu topraklardan sinesine aldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak, kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine yerleştirdiği ruhu kavrayamaz. Dünü bilirsek bugün bize karşı sergilenen tavırlar, atılan adımlar, bunların ardındaki niyetler de hepimize ayan olur. Unutmamalıyız ki bu yüce milletin tarihi bir bütündür. Ayrıştırılmasına izin veremeyiz, vermeyeceğiz” diye konuştu.

“Açık hava müzesi bakışıyla ele alıyoruz”

Ersoy, “Bakanlık olarak, destanın yazıldığı bu toprakları bir açık hava müzesi bakışıyla ele alıyor, son derece hassas ve titiz şekilde koruma altında tutuyoruz. Bu şehitliklerin, siperlerin, tabyaların anlatacaklarını, başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere tüm halkımızın tekrar tekrar dinlemesini, öğrenmesini arzu ediyoruz. Çanakkale Savaşları Mobil Müzemizi de bu amaca hizmet etmesi için tasarladık ve hizmete aldık. Atalarımızın, insana dair en yüce hasletleri sergileyerek vücuda getirdiği 106 yıllık bu kutlu miras Türk milleti var oldukça yaşayacaktır. Daha güzel bir dünya, daha huzurlu bir gelecek için dünün öğrettiklerini bugün uygulamalarını temenni ederek, bu mirası tüm insanlıkla paylaşmaya da devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“Çanakkale Zaferi, kolay kazanılmış bir zafer değildir”
TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Gözünü kırpmadan şehadete yürüyenlerin arasında ve manevi huzurunda olmanın şuuruyla, Cenab-ı Hak’tan, böyle yüce bir makamda misafir ettiği şehitlerimize karşı bizleri mahcup etmemesini diliyorum. Bizlere, onların mukaddes emanetlerine layıkıyla sahip çıkanlardan ve şühedamızın aziz davasını, gayesini anlayan ve anlatanlardan olmayı nasip eylesin. Çanakkale Zaferi, kolay kazanılmış bir zafer değildir, aksine savaş boyunca neredeyse bütün bir nesli kaybettiğimiz, bazı tarihçilere göre 300 bine yakın şehit vererek kazandığımız bir zaferdir. Unutulmamalıdır ki o tarihte ordularımız Osmanlı sınırlarını korumak için birden çok cephede savaşmaktadır. İngiltere ve Fransa’nın Anadolu’nun batısından; Çanakkale üzerinden İstanbul’a saldırdıkları sırada Rusya da doğusundan; Sarıkamış üzerinden Erzurum’a saldırmaktaydı. Ülkemizin adeta kalbi olan bölgeler büyük ve yoğun bir saldırı altına girmiş, tartışmasız bir beka sorunu baş göstermişti. Hep söylendiği gibi Çanakkale bizim için tam da bu yüzden bir ölüm kalım mücadelesiydi. Şunun altını çizerek belirtmeliyim ki tarih boyunca esir edilmemiş ve ölümüne de olsa istiklalini savunup özgür yaşamış aziz milletimiz, bu büyük ruhunu en destansı biçimde belki de Çanakkale’de göstermiştir. Gerek deniz savaşlarında gerek sonraki kara savaşlarında o kadar çok efsanevi kahramanlık sahneleri vardır ki sanki bin yılın bütün zaferlerinin altın sahneleri Çanakkale’de toplanmış gibidir. Nusret Mayın Gemisinin kaptanı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’den Seyyit Ali onbaşıya, iki oğluyla birlikte 44 yaşında iken savaşa katılan Erzincan’lı Oğuz Amca’dan hayatının 16 yılını askerlik yaparak geçiren Bigalı Mehmet Çavuş’a, Mücahide Hatice Hanım’a kadar nice vatan kahramanı bunlardan sadece birkaçıdır. Çanakkale Savaşlarını hem bedenen hem de ruhen bütün derinliği ile yaşamış ve tam manasıyla kavramış, bir şuur halinde idrak etmiş olan büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ölüm kalım savaşını kazandıran ruhu ne çarpıcı bir şekilde dile getirmektedir: 'Biz şahsi kahramanlıklarla uğraşmıyoruz. Yalnız size, Bombasırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafeniz sekiz metre yani ölüm muhakkak, muhakkak Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz! Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuranı Kerim cennete girmeğe hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur' Çanakkale Savaşı, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu savaşı diyebileceğimiz İstiklâl Savaşı’nın komuta kademesinin de ağır bir sınavdan başarıyla çıktığı bir tür okul görevi görmüştür. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Yakup Şevki Subaşı, Cevat Çobanlı, İzzettin Çalışlar, Fahrettin Altay ve daha onlarca büyük komutanımız Çanakkale cephelerinde gösterdikleri üstün başarılarıyla ordunun ve milletin gönlünde taht kurmuşlardır. Çanakkale Zaferinin millî vicdandaki karşılığıdır ki aynı isimleri Millî Mücadelenin öncüleri ve İstiklâl Savaşı’nın kahraman gazileri olma makamına taşımış, adlarını tarihimizin altın sayfalarına kaydetmiştir. Bu mukaddes mekanda Çanakkale başta olmak üzere bütün cephelerde namusunu çiğnetmemek için, yurdunu düşmana teslim etmemek için, esareti reddetmek için canını feda eden mübarek şehitlerimize, gazilerimize, bütün komuta kademesine, kahraman neferlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum, aziz milletimiz adına hürmet ve şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“15 Temmuz şehit ve gazilerini de Çanakkale şühedasının huzurunda hürmet ve rahmetle anıyorum”
Çanakkale’den 100 yıl sonra büyük ve şanlı bir tablonun 15 Temmuz 2016’da yaşandığını belirten Şentop, “Düşmanlar, yüz yıl önce Mehmetçiğin kanını dökmesi için, şehirlerimizi yakıp yıkması ve halkımızı katletmesi için vaktiyle sömürgeleştirdikleri Asya ve Afrika ülkelerinden asker üniforması giydirilmiş köleler toplayıp getirmişlerdi. Günümüzde de benzer bir yöntemi uyguluyor ve vekâlet savaşları yürütüyorlar. Geçmişte de işgal etmeye teşebbüs ettikleri bölgelerin halklarından ve maalesef kendi halkımızdan kandırabildiklerine vekâlet veriyor, onları eğitip donatıyor ve bu mankurtlaşmış gurupları savaştırarak kendi işgalleri için güya zemin oluşturuyorlardı. Milletimiz o gece ve devamındaki günlerde “darbe” süsü verilmiş çok uluslu alçak bir işgal teşebbüsünü kahramanca püskürtmüş ve kelimenin tam anlamıyla vatan savunması için göğsünü siper etmiştir. 15 Temmuz şehit ve gazilerini de Çanakkale şühedasının huzurunda hürmet ve rahmetle anıyorum. Türkiye ile barışçı ve dostane ilişki kuran her devlet ve toplum bundan sadece yarar sağlamış ve dünya barışına da katkıda bulunmuş olacaktır. Türkiye bugün 84 milyonluk dinamik nüfusu, modern devlet teşkilatı, gelişmiş ekonomisi ve kahramanlığı dillere destan muzaffer ordusuyla dünyanın en güçlü devletleri arasındadır. İşte şu anda Çanakkale Boğazı üstünde yapılan ve iki kıtayı bir kere daha birbirine bağlayacak olan Çanakkale 1915 Köprüsündeki inşa faaliyeti bile bu söylediklerimizin somut bir göstergesidir. Dünyanın en uzun orta açıklıklı köprüsü olan Çanakkale 1915 köprüsünün, Çanakkale’yi önce Malkara’ya oradan baba memleketim Tekirdağ ve Kınalı’ya bağlayacak olması benim için ayrıca gurur ve heyecan kaynağıdır. Mübarek şehit kanlarıyla sulanmış bu kutlu topraklara Çanakkale 1915 Köprüsü gibi böyle bir anıt eseri kazandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, kıymetli Ulaştırma bakanlarımıza, işadamı ve mühendislerimize, işçilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyorum” diye konuştu.

“TBMM açılıp, Cumhuriyet ilan edildikten sonra yüzümüzü istikbale döndük”

Şentop, “Birinci Dünya Savaşı bittiğinde nüfusumuzun yüzde 5’ini teşkil eden 1 milyon 50 bin askerimiz şehit oldu, esir düştü, hastalıktan hayatını kaybetti. Ordumuzun geriye kalan 1 milyon 850 bin kişilik bölümü ruhen ve bedenen yaralandıkları için savaşma kabiliyetlerini kaybettiler. Memleketimizin yetişmiş insan gücünün önemli bir bölümünü Birinci Dünya Savaşı cephelerinde kaybettik. Millet olarak İstiklal Savaşı sırasında Birinci Dünya Savaşı’nda kaybettiğimiz askerlerimizi çok aradık. Kurtuluş devresi sona erip kuruluş aşamasına geçtiğimizde okumuş, nitelikli insan gücünün eksikliğini çok hissettik. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıp Cumhuriyet ilan edildikten sonra yüzümüzü istikbale döndük” şeklinde konuştu.

“Muhteşem zaferimizin 106’ncı yılı kutlu olsun”
“Çanakkale; Mülkiyelilerin, Seyyit Çavuşların yediden yetmişe bütün bir milletin, zulme ve zalime başkaldırıp dur dediği geçit vermeyen cephe. Burası, şehadet yaşının 15' e indiği, gidenlerin geri dönmediği yer" diyen Şentop, şöyle devam etti:
"O Çanakkale ki, birliğimizin, imanımızın, kardeşliğimizin zaferi. Umudun, aşkın, azmin, inancın, vatanperverliğin, onurun zaferi. Bugün bu kutlu vatan toprakları üzerinde, aziz şühedamızın şanlı hatıralarını derin bir tazimle yeniden yad ediyorum. Bizleri bu büyük destanın mirasçısı yapan Rabbimize hamd ediyorum. İslam’ın son kalesini, ümmetin haremgahını, namahremin çizmeleri altında çiğnetmeyen Asım’ın neslini şükranla anıyorum. Ey bu topraklar için toprağa düşen aziz şehitlerimiz: Bu ebedi istirahatgahınızda huzur içinde, izzetle yaşayın. Davanız davamız, yolunuz yolumuz, emanetiniz emanetimizdir. Müsterih olunuz. Bugün bu kutlu emanetinizi aynı ruh, aynı inanç, aynı şuurla korumaya ve yaşatmaya devam ediyoruz; tereddütsüz devam edeceğiz. Çanakkale Zaferimizin 106. yıldönümü münasebetiyle bir kez daha şanlı hatıranızı yüreğimizde tazeliyoruz. Cenabı Hak şehadetinizi makbul, makamınızı âlî, davanızı baki eylesin.
Muhteşem zaferimizin 106’ncı yılı kutlu olsun.”
Yapılan konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim Tilaveti okunup, dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı.

YORUM EKLE

banner97

banner96