banner109

Çamlı: 14 Mart mücadele günüdür

İzmir Sağlık Platformu, 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle basın açıklaması düzenledi. Konuya ilişkin İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı, “14 Mart sağlık emekçileri için sadece bir bayram değildir. Aynı zamanda bir mücadele günüdür” dedi.

Çamlı: 14 Mart mücadele günüdür

Haber/ Didar DEMİRCİ

Kovid 19 pandemisinin ülkemizde görülmeye başladığı gündem bu zamana tam bir yıl oldu. Öte yandan 14 Mart Tıp Bayramıyla birleşen birinci yılda İzmir Sağlık Platformu, Konak Atatürk Meydanında basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamaya CHP İzmir Milletvekili Kani Beko ve İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri katıldı. Basın açıklaması öncesinde pandemi sürecinde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını anmak için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

İzmir Sağlık Platformu adına basın açıklamasını İzmir Tabip Odası Lütfi Çamlı okudu. Basına açıklaması öncesinde Çamlı, “Ülkenin sağlık ortamına, sağlık emekçilerinin haklarına yönelik görüşlerimizi önerilerimizi taleplerimizi en yüksek perdeden seslendirmek için buradayız” dedi. Çamlı’nın açıklamalarının ardından platform ve sivil toplum temsilcileri tek tek söz aldı. Söz alanlardan SES İzmir Şube Başkanı Erkan Batmaz, hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını öne sürerek, “Yönetemedikleri için onları kaybettik” dedi. Batmaz, öte yandan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde çalışan üyeleri Arzu Sert ve İşyeri Temsilcileri Günseli Uğur’un açığa alınmasını gündeme getirerek, “Hayatını kaybeden sağlık emekçilerini anmak suç değildir” dedi.

“Bulaş zinciri sağlık bakanlığı eliyle büyüdü”

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte, piyasaya teslim edilen sağlık alanında var olan sorunların çığ gibi büyüdüğünü dile getiren Çamlı, “Küresel salgın neoliberal- özelleştirmeci sağlık politikalarının sonucu olarak artmış, birçok ülkede sağlık sistemi iflas etmiş ve koruyucu ve toplumsal sağlık hizmetlerinden uzaklaşma sonucu salgın önlenemez duruma gelmiştir. Pek çok ülkeyi çaresizliğe mahkûm eden bu salgın, kamucul sağlık anlayışının ve kamu sağlık kurumlarının yaşamsal önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Epidemiyolojik veriler ışığında belirlenecek bir süre için sosyal ve ekonomik tedbirler ile toplum hareketliğinin kısıtlanması sağlanmamış, aktif sürveyans ve filyasyonun yanı sıra, endikasyonu olan herkese test yapılmamış, hastane tedavisi gerekmeyen hastaların izolasyonunda sorunlar yaşanmış, vaka sayılarının düşük gösterilmesi ile bulaş zinciri Sağlık Bakanlığı eliyle büyütülmüştür. Ne yazık ki siyaset ve ekonomi insan yaşamının ve bilimin önüne geçmiştir. Oysaki başka bir sağlık sistemi, başka bir dünya mümkündür. Küresel salgının ancak ortak akılla çözülebileceği bilinmesine rağmen sürece iktidarın ‘her şeyi ben bilirim, ben yaparım’ mantığı hakim olmuştur. Meslek ve emek örgütlerini sürece dahil etmemesi, bilgi paylaşmaması ve şeffaf olmaması en büyük eksiklik olmuştur” açıklamasında bulundu. Ayrıca sağlık emek ve meslek örgütlerinin, yerel yönetimlerin salgınla mücadelede hakikatin peşine düştükleri için hedef gösterildiğini dile getiren Çamlı, “Tüm baskılara, gözdağı ve kriminalize etme çabalarına rağmen şeffaflık taleplerimizden vazgeçmedik. Bununla birlikte iktidarın unuttuğu önemli bir nokta vardı ki; “Gerçeklerin er ya da geç, ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır”. Yaşadığımız süreç haklı olduğumuzu ortaya çıkardı. Böylesi bir küresel sağlık sorunundan yapay ve gerçek dışı başarı hikayeleri çıkarmak hayali, toplumuza çok pahalıya mal olmuştur” dedi.

Lebaleb eleştirisi!

Salgın sürecinde 2’nci ve 3’üncü basamak hastaneler başta olmak üzere hasta yoğunluğunun artığını, bu nedenle hastanelerin boş bölümlerinin yoğun bakımlara dönüştürüldüğünü hatırlatan Çamlı, “Tüm dünyada olduğu gibi ilk günden itibaren Kovid 19 salgınının ilk karşılayıcıları, doğaldır ki sağlık çalışanlarıdır. Bu nedenledir ki birçok ülkede sağlık çalışanlarının toplumun diğer kesimlerine göre 4-5 kat daha fazla Kovid 19 ile hastalandığı, hatta 10 kattan fazla hastalanma riski taşıdıkları saptanmıştır. Tüm yükü sağlık çalışanlarına yükleyen ve süreci yalnızca hastanelerde karşılayan stratejisizlik, etkisizleştirilen birinci basamak sağlık sistemi ile salgını yönetmedeki beceriksizlik sonucunda on binlerce yurttaşımızı kaybettik. Sağlık çalışanları, özverili çalışmalarına karşılık, salgının başlangıcından itibaren Sağlık Bakanlığı tarafından yeterince korunamamaları ve yine iktidarın salgını yönetmedeki başarısızlıkları sonucunda Türkiye’de 150 binden fazla sağlık çalışanının hastalıktan etkilendiği, şimdilik 385 sağlık çalışanının yaşamını kaybettiği bilinmektedir. Haksızlıkların, eşitsizlik ve adaletsizliğin derinleştiği bu dönemde insanlarımızı kaybederken, sağlık emekçileri yaşatma çabasını canlarıyla ödedi. Siyasal iktidar ise duyarlılığını, salgını değil algıyı yöneterek, vatandaşa kısıtlama getirirken, ‘’lebaleb’’ parti kongreleriyle gösterdi. Ağır çalışma koşulları sağlık çalışanlarında tükenmişlik sendromu yaratmıştır. Binlerce yıldır bu topraklarda şifa dağıtan sağlık çalışanları olarak önlenebilir nedenlerle yaşamını yitiren tüm meslektaşlarımızın ve yurttaşların acısını yüreğimizde hissederek bu 14 Mar’ta çok büyük üzüntü ve öfke ile girmekteyiz” diye konuştu. Çamlı öte yandan sağlık çalışanlarının özlük haklarını gündeme taşıyarak, “AKP hükümetleri döneminde, özlük haklarımızda önemli kayıplar yaşanmıştır. Bugün, kamudakiler de dahil olmak üzere sağlık emekçileri iş, gelir, gelecek güvencesinden yoksun hale getirilmişlerdir” dedi.

“Yeni bir pandemi artışı olarak yansıyacak”

Pandemi sürecinin şeffaf yönetilmediğini dile getiren Çamlı, aşı sürecinin de şeffaf olmadığını vurguladı. Çamlı, “Dünyada ve ülkemizde varyant virüs artışı hızla devam etmektedir. Son açıklanan haritada ülkemizin yarısından fazlası çok yüksek risk ve yüksek riskli iken ve yeni tedbirler alınması gerekirken kontrolsüz bir normalleşmeye gidilmiştir. Bunun sonuçları ne yazık ki hepimize tüm toplum olarak yeni bir pandemi artışı olarak yansıyacak, bu durum ise yeni hastalanma ve ölüm oranlarını da beraberinde getirecektir. Buradan Sağlık Bakanlığına çağrımızı yineliyoruz. Bugün yapılması gereken kamusal ve toplumcu bir sağlık sisteminin gerekliliğini akıldan çıkarmadan; işçilerin, işsizlerin, yoksulların, esnafın yaşamlarının ve sağlıklarını olumsuz etkilenmesini engelleyecek kararlar ve destekler alınmasıdır. Toplumsal hareketliliğe ve iller arası geçişlere, illere göre varyant virüs analizi yapılıp yeterli test ile uygun izolasyon önlemleri alınarak epidemiyoloji bilimi ışığında düzenleme getirilmeli, aşı doz ve hız oranı arttırılarak toplumsal bağışıklık hızla sağlanmalıdır” dedi.

14 MART TALEPLERİ

Çamlı, konuşmalarını sağlık çalışanlarının 14 Mart taleplerini sıralayarak tamamladı. Çamlı, talepleri şu şekilde sıraladı:

●COVID-19 meslek hastalığıdır, önerdiğimiz yasa tasarısı kabul edilsin.

●Toplumsal sağlık için güçlü ve etkin birinci basamak sağlık örgütlenmesi sağlansın.

●Şiddetsiz bir sağlık ortamında çalışabilmek için yeni ve etkili bir “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılsın.

●Emekliliğimize de yansıyacak temel ücret ile ekonomik ve özlük haklarımız iyileştirilsin. Her anlamda kapsam dışı bırakılanserbest çalışan hekimlerinde özlük hakları ve emekliliğe yönelik iyileştirmelerden yararlanması sağlansın

●Özgür ve bilimsel çalışma ortamı için meslek örgütleri üzerindeki baskılara son verilsin.

●Liyakatsiz atamalar, tip sözleşme dayatmaları, tıp eğitimini niteliksizleştiren, altyapısı uygun olmayan tıp ve diş fakültelerinin açılması durdurulsun.

YORUM EKLE

banner97

banner96