"Bir Gripin al, bir şeyin kalmaz" sloganıyla hafızalara kazınan Gripin, Türkiye'nin ilk ağrı kesicilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Peki, bakkallarda başlayan bu hikaye nasıl bir dünya markasına dönüştü?

Hikayenin Başlangıcı:

Hikaye, 1924 yılında eczacılık eğitimini tamamlayan Necip Akar'ın girişimciliği ile başlıyor. Eczacılık bilgisi ve girişimci ruhuyla "Şampuan Cemil", "Necip Bey Kremi" ve "Necip Diş Macunu" gibi ürünler üreterek piyasaya adım atıyor.

Başarısızlıktan Başarıya:

Başlangıçta istediği başarıyı yakalayamayan Akar, pes etmeyerek yeni bir ürün geliştirmeye karar veriyor. O dönemde oldukça popüler olan "Dandolin" diş macunundan ilham alarak "Radyolin" adında bir diş macunu üretiyor. Radyolin, kısa sürede büyük bir başarı yakalayarak Akar'a ilk zaferini tattırıyor.

Gripin'in Doğuşu:

1930'lu yıllarda İspanyol Gribi tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Bu salgından etkilenen insanlara yardımcı olmak için Akar, 3 yıllık yoğun bir çalışma sonucunda yeni bir ilaç geliştiriyor. İspanyol Gribi'nden "Grip"i alarak ve o dönemde yaygın olarak kullanılan Aspirin'in eki olan "-in"i ekleyerek "Gripin" adını veriyor.

Dünya Markası Yolculuğu:

1935 yılında ruhsatını alan Gripin, kısa sürede Türkiye'de en çok tercih edilen ağrı kesicilerden biri haline geliyor. Başarısı sadece Türkiye ile sınırlı kalmayan Gripin, zamanla birçok ülkeye ihraç edilmeye başlıyor.

Seyhan Nehri'ni yosun kapladı Seyhan Nehri'ni yosun kapladı

Reklam ve Pazarlamanın Gücü:

Gripin'in dünya çapında tanınmasında reklam ve pazarlamanın da büyük payı var. "Bir Gripin al, bir şeyin kalmaz" sloganı ve akılda kalıcı jingles'lar ile Gripin, hafızalarda yer ediniyor.

Kaynak: haber merkezi