Ulubey'in Vahası

Uşak Ulubey Kanyonu, Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eden bir ana kanyon ile yan kanyonlardan oluşuyor.

Ulubey'in Vahası

Uşak Ulubey Kanyonu, Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eden bir ana kanyon ile yan kanyonlardan oluşuyor. Ulubey Çayı’nın beslediği 170 metre derinliğindeki kanyonun tabanı ise gizli bir cennet gibi. Nisan ayında ilkyaz sıcağı kanyonu kavururken, yukarıda dolaşan kartallar güzel havanın tadını çıkarıyordu.

İzmir'i sıcacık bahar güneşi erkenden ısıtmaya başladı ve gidiş-geliş 540 kilometreye ulaşacak yorucu bir yolculuğa çıkıyoruz bu sabah...
Uşak Karahallı'ya kadar sürecek yolculuğumuzda ilk durağımız kahvaltı için her zamanki gibi Salihli yakınlarındaki Sart Mustafa Köyü. Gevrek, peynir, domates ve demli çaydan oluşan kahvaltının tadını çıkarırken, birkaç kilometre ötemizdeki Artemis Tapınağı'na gidemeyecek olmanın tatsızlığı içimizde. Çünkü zamanımız kısıtlı.
Fotoğraf çekimi için hedeflediğimiz ilk durak Uşak Ulubey'in yanıbaşındaki Ulubey Kanyonu. Ulubey'e Kula, Eşme yolunu kullanarak gidince hem kilometreden hem de zamandan tasarruf ediyoruz. 212 kilometrelik yolculuğumuz küçük molalar dahil 3 saat sürüyor. Güneşin doğayı iyice yaktığı saatlerde Ulubey'deyiz.


İKİNCİ BÜYÜK KANYON


Ulubey Kanyonu, Arizona’daki büyük kanyondan sonra dünyanın en büyük ikinci kanyonu.
Bugüne kadar bilinmeyen kanyon, Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eden bir ana kanyon ile buna bağlanan onlarca büyük yan kanyonlardan oluşuyor. Ulubey Çayı’nın beslediği 170 metre derinliğindeki kanyonun tabanı ise gizli bir cennet gibi…
Öğrendiğime göre Ulubey ve çevresinde, ilin güney ve güney batı kesimlerindeki jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşan Ulubey Kanyonu, içinden geçen Dokuzsele Deresi’ndeki kirli akıntı nedeniyle tam anlamıyla doğa turizmine açılamıyor.
Ama kanyonun dibinde her türlü meyve ve sebze yetiştiriliyor. Kanyonu toprak yollardan bir arazi aracı ile inebilme olanağı var ve belirlediğiniz bir güzergahta yürüyüş de yapabilirsiniz. Akarsuda sal sporları, kayalıklara tırmanış, kanyon boyunca balonla gezinti olanağı da var.
Dilerseniz Uşak’ta, dilerseniz kanyonu çeviren tepelerde çadır da kurabilirsiniz.
Kanyonun daha rahat gözlenebilmesi için 2015 yılında yaptırılan Cam Teras Park 302 metrekare büyüklüğünde bir kafeterya ve 135 metrekare büyüklüğünde camdan yapılan bir seyir terasından oluşuyor. Cam teras metrekarede 801 kilogramlık ağırlığa dayanıklı. Camlar 30 milimetre kalınlığında ve kurşun geçirmez özelliğe sahip…
Ulubey Kanyonu’na iki saatimizi ayırmıştık, her dakikamızı değerlendirip doğanın güzelliklerini yüzlerce fotoğrafla makinelerimize kaydettik...Nisan ayında ilkyaz sıcağı kanyonu kavururken, yukarıda dolaşan kartallar güzel havanın tadını çıkarıyordu.


FRİGYA DÖNEMİNDEN


İkinci hedefimiz Karahallı yakınlarındaki Clandros Köprüsü’ydü ve önümüzde 32 kilometrelik bir yolculuk daha vardı. Gelin ilkbaharı doya doya yaşadığımız, Banaz Çayı’nın serinlettiği Clandros’u birlikte tanıyalım.
Clandros, Frigyalılar döneminden kalma tarihi bir köprü. Banaz Çayı üzerinde 2500 yıl önce yapıldığı tahmin ediliyor. Clandros Köprüsü 24 metre uzunluğunda, sudan yüksekliği 17 metre ve 1.75 metre genişliğinde… Kemeri kasnak biçimli, fil ayağı olarak adlandırılan iki ana gövdeden oluşuyor. Ünlü kral yoluna geçit verdiği söylenen ama iki kayalığı birbirine bağlamak dışında hiç işlevi olmadığı düşünülen köprünün yanıbaşında Karahallı Elektrik Santralı bulunuyor ve santraldan tahliye edilen su köprünün yanıbaşından Banaz Çayı’na dökülüyor.
Karahallı Belediyesi tarafından rekreasyon ve piknik alanı olarak düzenlenen Clandros Köprüsü çevresi, halk tarafından günübirlik dinlence alanı olarak kullanılıyor. Çam ormanları ile, endemik çiçekleriyle, Banaz Çayı ile, şelalesi ile, yaprakları yeni yeşermiş çınarları, söğütleri, akasyaları, ıhlamurları ile burası gerçekten insana huzur veriyor.
Ama Karahallı Belediye Başkanı’nın 867 bin liralık bütçe ile doğanın tam ortasına beton yapılar doldurarak burayı bir turizm merkezine dönüştürme çabası, burayı itici bir yer haline de getirebilir…

GEZGİNLER YENİ FARKETTİ


Güneş giderek alçalıyor ve zamanımız daralıyor. Karahallı’dan yeniden Ulubey'e dönüp Sülümenli Köyü yakınlarındaki Blaundos antik kentine gideceğiz bu kez.

Blaundos Antik Kenti Ulubey'e 10 kilometre uzaklıkta Güney karayolu üzerinde bulunuyor. Gezginler in ilgisini birkaç yıldır ilgisini çekmeye başlayan tarihi değerlerimizden biri. Lidya bölgesinde ve Frigya sınırına yakın bir noktada bulunan kentin Hellenistik dönemde Makedonya'dan gelenler tarafından kurulduğu ve şehrin adının Bloundos olduğu yaklaşık 1845 yıllarında Hamilton'un Ulubey ilçesi mezarlığında bu kentten geldiği bilinen yazıtı bulması ile kesinleşti.


Şehir, Büyük İskender'in ölümü ile Deokodoslar olarak adlandırılan ve imparatorluğu aralarında çekişme konusu yapan 8 generalden Antigonos'a verilmiş. Bir süre Bergama Krallığı'na bağlı sınır şehri olarak kalan Blaundos İ.Ö. 189 yıllarında Roma İmparatorluğunun hakimiyetine girmiş.
Blaundos, üç tarafı derin ve dik vadi ile çevrili düz bir burun üzerinde yer alıyor. Şehrin merkezinin üç tarafının vadi ile çevrili olması nedeniyle dışarısı ile irtibatı kuzeydeki kapı ile sağlanıyor. Kapının iki yanında bulunan kuleler girişin kemerli üst yapısına kadar yıkılmış. Doğuda alt ve üst sur arasında kalan alanda, 140 metre uzunluğunda 37 metre genişlikte stadion yer alıyor. Şehir surları dışında ve stadionun alt kısmında (vadi içerisinde) yamaca yapılmış tiyatro binası bulunuyor. Ancak tiyatronun sahnesi tamamen yıkılmış, oturma sıralarının bir kısmı sağlam. Surlar içinde kalan şehir merkezine ise İon düzeninde yapılmış bir tapınak ile büyüklü küçüklü yapılar yer alıyordu.
Şehrin nekropolü iki ayrı alanda bulunuyor. İlki, kuzeydeki arazide mezarlık ve birkaç tümülüs ile doğudaki vadi içerisinde bulunan kaya mezarları. Kaya mezarları 2 kişilik olduğu gibi, 10 veya 12 kişilik gömütlü. Çoğunun koridor tabanında da gömüye rastlanmış. Kaya mezarlarının çoğu beyaz sıva, sıva üzeri kızıl, mavi, yeşil boyalarla yapılmış bitki ve stilize hayvan motifleri ile bezenmiş.
Blaundos antik kenti nde ilk kazı çalışmaları 1995 yılında başlamış ama kalıntılara bakılırsa uzun zamandan bu yana burada arkeologların çalışmadığı belli oluyor. Güneş kavuşurken Blaundos'ta ilkbahar sıcağı yerini soğuk, ürpertici rüzgarlara bıraktı. Alacakaranlık çökerken Eşme'de, duvarları Gazi Mustafa Atatürk'ün fotoğrafları ile bezenmiş bir restoranda günü Büyük Atatürk'ün şerefine kadehlerimizi kaldırarak noktaladık.
Güncelleme Tarihi: 08 Nisan 2018, 12:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER