YAĞMUR KARADAĞ/Dokuz Eylül TV’nin ‘Gerçeğin Öteki Yüzü’ programında İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Gazeteci Ender Aldanmaz, kent ve ülke gündeminde öne çıkan konuları değerlendirdi. İzmir’in binlerce tonluk çöpünün Manisa’ya gönderilmesi ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun bu duruma tepkisi, İzmir’in atık yönetimindeki krizini tekrar gündeme getirdi.

Kentin günlük 5 bin, 6 bin ton çöpü olduğunu, yarısının Manisa'ya gönderilerek soruna geçici bir çözüm üretildiğini söyleyen Dilek Gappi, “Sıkıntılar çok büyük. Dutlulu, ‘Biz böyle giderse biz Manisa'nın da çöpünü toplayamaz hale geleceğiz. Tesislerdeki sıkıntı çok arttı ve buna acil bir çözüm bulunmalı’ dedi. Büyükşehir Belediyesi'nin çözüm çalışmaları devam ediyor. Yamanlar bölgesine yapılmak istenen katı atık bertaraf tesisi için ÇED raporu hazır, ancak yerel halkın ve belediye başkanlarının çekinceleri var” dedi. Gappi, sürece dair halkın yeterince bilgilendirilmediğini vurgulayarak, "Halk modern bertaraf tesislerinin vahşi depolama olmadığını bilmiyor. Fizibilite çalışmaları hangi noktada belli değil. Stratejik bir bilgilendirme yapılmazsa İzmir çöp dağlarına geri mi dönecek?” ifadesini kullandı.

YAMANLAR DAYATMASI

Murat Aydın da geçmiş dönemlerde merkezi hükümetin yer tahsisi süreçlerini engellediğini, ancak şu an "Yamanlar" dayatması ile CHP’li belediyenin halkla karşı karşıya getirilmek istendiğini savundu.

Aldanmaz ise CHP İlçe Başkanı ve örgütün de Yamanlar’da yapılmak istenen tesise karşı olduğunu vurgulayarak, “AK Parti de aslında karardan çok memnun değil, ama Mahmut Atilla Kaya'nın konuyla ilgili yoğun bir mesaisi var. Daha çok ‘Kimse arka bahçesinde istemez ama bu yerde de çöp tesisine ihtiyacımız var’ diyorlar” diye konuştu.

D S C 1191

"SONUÇ DAVASI DEĞİL, SÜREÇ DAVASIDIR"

Programda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik açılan "butlan" davası da konuşuldu. Gazeteci Dilek Gappi’nin butlan davası gelişme ve beklentileri sorusu üzerine Avukat Murat Aydın, davanın hukuki bir temeli olmadığını savundu, "38. Kurultay’dan sonra 39. Olağan Kurultay yapıldı ve yönetimler yenilendi. Hukuk tekniği açısından bu süreç geri dönülemez bir noktadadır. Siyasi iktidar, bu davanın sonucundan ziyade sürecini kullanıyor. Partiyi 'arafta' tutarak enerjisini tüketmeyi amaçlıyorlar. Bu bir sonuç davası değil, süreç davasıdır; seçimlere kadar da bitmeyecektir” açıklamasını yaptı.

Gazeteci Ender Aldanmaz ise konunun İzmir ayağına değinerek, "İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da bu davada yargılanıyor. Parti içerisinde 'ortada duranlar' ve 'sinyal çakanlar'ın sayısı arttı. Bu siyasi davanın siyasi pozisyon alışları oluyor” diye konuştu.

KAYYUM TARTIŞMASI

Gazeteci Dilek Gappi’nin Gürsel Tekin’in İzmir ziyareti ve "kayyum" tartışmalarını hatırlatması üzerine ise Murat Aydın, Tekin’in "Biz kayyum değiliz, çağrı heyetiyiz" ifadesini eleştirdi. Aydın, "Sayın Gürsel Tekin kendisine 'kayyum' denilmesinden rahatsız oluyor ve 'Biz çağrı heyetiyiz' diyor. Peki, neyi çağırmak üzere görevlendirildiniz? Madem çağrı heyetisiniz, neden il kongresini çağırmıyorsunuz? Kaç gün daha çağırmayacaksınız? İşte bu açık kayyumluktur. Misafirlik bile üç gün sürer” dedi.

SİYASİ DAVALAR, SİYASİ POZİSYONLAR

Siyasi davaların, siyasi sonuçları ve siyasi pozisyon alışları olduğunu vurgulayan Ender Aldanmaz ise “Kemal Kılıçdaroğlu ile yol yürüyen ve davayı yakinen takip eden çok sayıda milletvekili, siyasetçi, yerel siyasetçi bulunuyor. Yine bu dönemin içerisinde İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in yerine kayyum olarak atanan Gürsel Tekin'in de süreçte bir pozisyon aldığını da değerlendirmek gerekir. Gürsel Tekin'in ve Kılıçdaroğlu ekibinin İzmir'e olan ilgisini, Gürsel Tekin'in gelişiyle daha fazla görmüş de olduk. Gürsel Tekin'le alakası olmayan ‘Küba ve Sosyalizm’ başlıklı bir panelle buraya geliyor. Eski yeni siyasetçiler, dikkat çeken isimler katılıyor, mesela Şakir Başak oradaydı. Kendisi Gürsel Tekin'in uzun bir zamandır partiye emek verdiğinden bahsetti ve onun destekçisi olduğunu da söyledi” ifadelerini kullandı.

İzmir'de yasa dışı bahis baskını
İzmir'de yasa dışı bahis baskını
İçeriği Görüntüle

AYDIN’DAN ÖRNEK UYGULAMA

Programın sonunda Dilek Gappi, geçtiğimiz yıl kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden gazeteci Erman Çetin’i anarak, Efeler Belediyesi’nin başlattığı "halka açık kalp masajı cihazı" uygulamasını takdirle karşıladığını belirtti. Aselsan kontrolünde çalışan ve 112 ekipleri gelene kadar hayati önem taşıyan bu cihazların İzmir’de daha da yaygınlaşması temennisinde bulundu.

ÖRGÜTLÜ MÜCADELENİN ZAFERİ

Ankara’da maaşlarını alamadıkları için direniş başlatan Doruk Madencilik işçilerinin başarısı da programın öne çıkan başlığıydı. Dilek Gappi, direnişin nitelikli ve sağlam ayaklı olduğunu vurgularken, işçilerin haklı mücadelesine polis müdahalesi yapılmasını eleştirdi.

Murat Aydın, sorunun bir telefonla çözülmesini "karadüzen" olarak nitelendirerek, "Kurumlar doğru işleseydi ne bu eylem olurdu ne de bir telefonla 'halledin' talimatı gelirdi. Madem bir telefonla çözülüyordu, neden polisi o işçilerin karşısına diktiniz, gaz sıktırdınız? Marjinal grup tanımı iktidarın haklı eylemi sönümlendirmek için uydurduğu bir söylemdir. Sizin dışınızdaki herkese marjinal diyerek sorunları gömemezsiniz” diye konuştu. Aldanmaz da ekonomik krizin işçi havzalarında sosyal bir patlamaya dönüştüğünü, Manisa gibi bölgelerde işsizliğin hızla tırmandığını belirterek devletin piyasadaki ve çalışma hayatındaki denetleyici rolünü kaybettiğini ifade etti.

"RANT ALANI DEĞİL, HALKIN BAHÇESİ"

Buca Cezaevi arazisinin Bakanlık tarafından "rezerv alan" ilan edilerek imara açılma çabaları da tartışıldı. Alanın Buca halkı için hayati bir nefes alanı olduğunu söyleyen katılımcılar, buranın konut veya ticaret alanı yapılamayacak kadar kıymetli bir kamu arazisi olduğunun altını çizdi. Yargı sürecinin devam edeceğini ifade eden Murat Aydın, "Bakanlık, Meclis üzerinden elde edemediği sonucu 'rezerv alan' kılıcını çekerek almaya çalışıyor. Burası o bölgede oturan insanların vaktiyle mülklerinden ayrılmış kamu alanıdır. Birisinin malı değil ki satasınız. Buca Cezaevi arazisi halka ait olmalıdır ve sonunda öyle de olacak” diye konuştu.

Ender Aldanmaz ise bölgenin güvenlik sorununa değinerek, "Orayı sandık koysak halk yüzde 95 yeşil alan ister. Şu an cinayet mahalli gibi, tinerciğinden gaspçısına herkes orada. Burası afet toplanma alanı olmak zorundadır" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Yağmur Karadağ