Evrensel Gazetesi’nin İzmir bürosuna yönelik 13 Ağustos’ta gerçekleştirilen silahlı saldırıyla ilgili açılan davanın üçüncü duruşması İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Mahkeme, bir önceki duruşmada sanık İsa Can Biler’in tahliyesine karar vermişti. Bugünkü duruşmada ise saldırıya ilişkin deliller ve soruşturma sürecindeki eksiklikler belirtildi. Mahkeme, olay günü güzergahta bulunan MOBESE kayıtlarının araştırılması talebini kabul ederek dosyanın bu yönden incelenmesine karar verdi. Savcılığın dosyayı yeniden incelemesinin ardından talepler hakkında karar verilmesi beklenirken dava 25 Haziran tarihine ertelendi.
Duruşmanın ardından İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı.
"Gerçeklerin açığa çıkarılmasını istiyoruz”
Avukat Barış İpek, soruşturma sürecinde birçok eksikliğin bulunduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Bugün Evrensel’e yönelik gerçekleştirilen saldırının üçüncü duruşması yapıldı. Geldiğimiz aşamada, ilk duruşmada mahkeme tarafından dosyanın tekrar savcılığa gönderilmesine karar verilmişti. Bunun nedeni soruşturmanın eksik yürütülmesiydi ve yeniden soruşturma yapılması gerektiği belirtilmişti. Bu karar doğrultusunda savcılık da bir soruşturma yürütüldüğünü ifade etti.
Ancak bu soruşturmanın sonucunda, taleplerimizin neredeyse hiçbirine yanıt verilmeden, yerine getirilmeden ve herhangi bir araştırma yapılmadan yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi. Buna rağmen dosyamız henüz kesinleşmiş değil. Biz de bu karara tekrar itirazlarda bulunduk.
Çünkü taleplerimiz ve yapılmasını istediğimiz araştırmalar hâlâ ortada duruyor. Bunlara dair bir süreç yürütülmüş değil. En basitinden, bugün mahkemede tekrar dile getirdiğimiz gibi, MOVESA kayıtları olayın gerçekleştiği günden itibaren en temel taleplerimizden biriydi. Ancak gelinen aşamada hâlâ bu kayıtlar toplanmış değil. Bugün geldiğimiz noktada, bu MOVESA kayıtlarının mevcut olup olmadığını bile artık bilmiyoruz.
Arkasındaki güçler araştırılsın
Saldırının münferit olmadığını ifade eden Avukat İpek şöyle konuştu:
Buna rağmen mahkeme, gelinen aşamada ısrarlı taleplerimiz sonucunda bu talebimizi kabul etti ve MOVESA kayıtlarının araştırılmasına karar verdi. Bunun neden önemli olduğunu düşünüyoruz.
Çünkü sanıklar ifadelerinde, saldırıyı gerçekleştirdikten sonra tekrar Bayraklı’ya döndüklerini ve bu güzergâhta suç aleti olan silahı ve cep telefonunu arabanın camından fırlattıklarını iddia ediyorlar. Bahsettiğimiz güzergâh Balçova–Bayraklı arası, yani bu şehrin merkezinde, göbeğinde yer alan ve neredeyse her noktası kamera kayıtlarıyla izlenebilecek bir hat. Bu güzergâhta telefonun ve silahın fırlatılabileceği, kamera kayıtlarından kaçabilecek boş bir arazi açıkçası mevcut değil.
Yani kamera kayıtlarından kaçabilecek bir boşluk yok. Bu nedenle biz ilk aşamadan itibaren kamera kayıtlarının toplanmasını ve suç aletinin bulunmasını talep ettik. Ancak ısrarlarımıza rağmen bu talebimiz yerine getirilmedi.
Bunun dışında dosyada hem sanığın kendi ifadesinde geçen kişiler var hem de kolluk tarafından belirlenen bazı kişiler bulunuyor. Sanıklarla çok sayıda görüşmesi olan, olay günü de dahil olmak üzere sık sık iletişim kurdukları ve birlikte defalarca GBT’ye girdikleri kişiler var. Ancak bu kişilerin tanıklığına ve bilgisine savcılık aşamasında başvurulmadı. Biz de mahkemeden tekrar bu talepte bulunduk.
Bugün mahkemede savcılık, dosyayı inceleyeceğini ve ardından bu talebimize dair bir karar vereceğini belirtti. Geldiğimiz aşamada, savcılık aşamasında yapılmayan işlemlerin mahkeme tarafından yapılmasını talep etmek zorunda kaldık. Oysa bunların büyük kısmı soruşturma aşamasında yürütülmesi gereken işlemlerdi. Bu nedenle mahkeme, bu talepleri değerlendirmek üzere duruşmayı erteledi. Önümüzdeki duruşmada savcılık dosyayı inceledikten sonra bu taleplerimize ilişkin yeniden bir karar verilecek. Biz de buna dair tekrar bir değerlendirme yapacağız.
Bizim buradaki amacımız gerçeklerin ortaya çıkarılmasıdır. Evrensel’e yapılan saldırının basit bir saldırı olmadığı, bir gencin sarhoşluk haliyle yaptığı münferit bir olay olmadığı gün gibi ortadadır. Bu saldırının arkasındaki güçlerin kim olduğunu ortaya çıkarmak istiyoruz. Bu nedenle taleplerimizde ısrarcıyız ve ısrarcı olmaya devam edeceğiz.”
“Bu saldırı düşünce ve ifade özgürlüğüne yapılmıştır”
Evrensel Gazetesi adına konuşan Emine Uyar ise soruşturmadaki eksikliklere dikkat çekerek şunları söyledi:
“Emniyet aşamasından savcılık soruşturması aşamasına ve bugüne kadar yapılmayan işler var. Biz bunların peşini bırakmayacağız. Bu eksikliklerin giderilmesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Evrensel Gazetesi’ne 13 Ağustos’ta yapılan saldırının ardından yaşanan eksiklikleri avukat arkadaşımız da ifade etti. Polis kapının önündeki boş kovanları topladı, kurşun deliklerini işaretledi ancak o kapıdan içeriye girmedi. İçeride ne olmuş, ona bakılmadı.
Bize haber verilmedi. O kapının arkasında bir kişi de olabilirdi. Birisi ölebilirdi. Ölen var mı, yaralanan var mı diye içeri girilip bakılmadı. En önemli eksikliklerden biri budur. İçerideki kovanları biz kendimiz topladık.
Kurşunlar içeride patladı. Bunun dışında az önce de ifade edildiği gibi ortada hiçbir MOBESE kaydı yok.
Bunlar neden toplanmadı? Neden araştırılmadı? O silah başka bir olayda da kullanılmış olabilir. Polis bunu hiç merak etmiyor mu? Bir genç mahallesinden kalkıp bir gazetenin kapısına on el ateş edebiliyorsa, onu harekete geçiren güç nedir, kimlerdir? Neden soruşturulmuyor? Neden savcılık tarafından da merak edilmiyor?
Biz bu olayın yaptığımız haberlerden kaynaklı olduğunu biliyoruz. Biz bir gazeteyiz. Biz İsa Canbiler’le ilgili bir haber yapmadık. İsa Canbiler’in bizimle ne alıp veremediği olabilir? Tanımayız, etmeyiz. O da bizi tanımaz. Peki İsa Can’ı mahallesinden kaldırıp gazetemizin kapısına getirip kurşunlatan şey nedir? Biz bunun açığa çıkarılmasını istiyoruz.
Arkasındaki güçleri savcılık ve mahkeme açığa çıkarmasa bile biz açığa çıkarıp kamuoyuna ilan edeceğiz.
Öte yandan bu saldırı herhangi bir yere yapılmış bir saldırı değildir. Bu saldırı bir gazeteye yapılmıştır. Dolayısıyla düşünce ve ifade özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır.
Maalesef mevcut yasal düzenlemelerde bu saldırı “mala zarar verme” kapsamında, adi bir suç olarak değerlendiriliyor. Soruyoruz: Evrensel Gazetesi’ne sıkılan kurşun bu kapsamda mıdır? Bu yalnızca mala zarar verme midir?
Biz yasalarda bunun da düzeltilmesi için mücadelemizi vereceğiz. 22–23 yaşındaki bir gencin eline silah alıp günlük bir gazeteyi gidip kurşunlaması mıdır bugün ülkenin gerçeği? Maalesef bugün gençlere biçilen rol budur. Bunların değişmesi için de haksızlığa ve sömürüye karşı; hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”
Ne olmuştu?
Evrensel Gazetesi’nin İzmir Alsancak’ta Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde bulunan bürosuna 13 Ağustos gecesi silahlı saldırı düzenlenmişti. Binanın boş olduğu saatlerde gerçekleşen saldırıda, 22 yaşındaki İsa Can Biler’in gazetenin tabelası ve giriş kapısına ateş ettiği belirlenmişti. Hazırlanan iddianamede saldırı “mala zarar verme” ve “tehdit” suçları kapsamında değerlendirilmişti.





