Anıtkabir'de atılan sloganlara tepki: 'Bu ayıba gerek yok'
Anıtkabir'de atılan sloganlara tepki: 'Bu ayıba gerek yok'
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’ne katılmak üzere Çin’in sahil kenti Tiencin’e ulaştı. İnişin gerçekleştiği Binhay Uluslararası Havalimanı’nda resmî karşılama düzenlenirken, protokol detayları ve heyetin genişliği ziyarete atfedilen önemin ilk işareti oldu. Şehir, zirve öncesi akredite heyetler, güvenlik önlemleri ve medya yoğunluğuyla diplomasi gündeminin merkezlerinden biri hâline geldi.

Karşılamada Çin tarafını Devlet Bakanı Ley Haycao temsil etti. Türkiye cephesinde ise Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal ve elçilik mensupları hazır bulundu. Havalimanı apronunda kısa bir selamlamanın ardından Cumhurbaşkanlığı konvoyu şehir merkezine hareket etti; konvoy güzergâhındaki güvenlik bariyerleri ve basın alanları, zirve haftasının nabzını yansıttı.

Karşılamadaki protokol ayrıntıları dikkat çekti

Resmî kaynaklara göre karşılama töreninde yerel protokol ile Türk heyetinin eşgüdümü ön plana çıktı. Türk bayraklarıyla donatılan karşılama alanında, iki ülke görevlileri arasındaki nezaket ritüelleri ve kısa protokol sohbetleri, Ankara–Pekin hattındaki diyaloğun tonuna dair sembolik mesajlar verdi. Törene eşlik eden sınırlı sayıdaki kamera ve fotoğraf ekibinin görüntüleri, zirveye giden süreçte ilk kareler olarak değerlendirildi.

Diplomatik gözlemciler, Tiencin seçiminin de altını çiziyor. Pekin’e erişimi kolaylaştıran, aynı zamanda büyük uluslararası organizasyon tecrübesine sahip bir liman-kent olan Tiencin, ŞİÖ takvimindeki çok taraflı hareketliliğin lojistik açıdan verimli yönetilmesine imkân tanıyor. Bu durum, ikili ve çok taraflı temasların “zamana karşı yarış” şeklinde ilerleyeceğine işaret ediyor.

Zirvenin ana başlığı güvenlik ve istikrar

Zirve gündeminde bölgesel güvenlik, enerji arz güvenliği ve ticaret koridorları gibi başlıkların ağırlık kazanması bekleniyor. ŞİÖ platformu, üye ve gözlemci ülkelerin son dönemde artan jeopolitik riskler karşısında koordinasyon ihtiyacını dillendirdiği bir zemin sunuyor. Türkiye açısından ise hem Orta Asya bağlantıları hem de Avrasya ölçeğinde ulaştırma ve lojistik ağlarına entegrasyon kritik önem taşıyor.

Uzmanlara göre, savaşların ve yaptırımların küresel tedarik ağlarında yarattığı baskı, alternatif hatlar ve yerel para birimleriyle ticaret gibi tartışmaları hızlandırdı. Zirvede bu başlıklara dair ortak bildiride esnek ifadeler yer alması; ülkelerin farklı ekonomik model ve önceliklerine rağmen “ortak çıkarlarda buluşma” zemininin korunması bekleniyor.

Enerji ve ticaret dosyaları toplantıların merkezinde

Erdoğan’ın programında enerji ve ticaret dosyaları öne çıkıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın heyette yer alması, hem yenilenebilir enerji yatırımları hem de maden–kritik ham madde işbirlikleri açısından somut başlıklara işaret ediyor. Kuşak ve Yol çerçevesinde Türkiye’nin lojistik avantajları ve gümrük süreçlerinin hızlandırılması da dosyanın diğer ayakları arasında.

İş çevreleri, dijital ticaret, e-ihracat ve finansal hizmetler için düzenleyici diyalogun artırılmasını talep ediyor. Bu bağlamda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in temasları, yatırımcı güveni, piyasa uyumu ve çifte vergilendirme gibi teknik konularda ilerleme sağlamayı amaçlıyor. Özellikle KOBİ’ler için pazar erişimi, sertifikasyon ve lojistik maliyetlerinin düşürülmesi gündeme gelebilir.

Savunma sanayii ve teknoloji iş birliği masada

Heyette Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün bulunması, savunma sanayii alanındaki teknoloji paylaşımı, ortak Ar-Ge ve tedarik zinciri çeşitlendirmesi gibi başlıkları gündeme taşıyor. Sivil–askerî çift kullanımlı teknolojiler, uzay ve havacılık, elektronik harp ve drone ekosistemi gibi alt segmentlerde kurumsal diyaloğun güçlendirilmesi ihtimali konuşuluyor.

Bununla bağlantılı şekilde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yürüttüğü sanayi–teknoloji hattı, yarı iletkenler, batarya teknolojileri, endüstri 4.0 uygulamaları ve yapay zekâ tabanlı üretim araçlarında ortak projelere kapı aralayabilir. Türkiye’nin yerelleşme ve yüksek katma değerli üretim hedefi, bu diyalogların çerçevesini belirleyen ana parametre olarak öne çıkıyor.

Kaynak: AA