Türkiye'de sayıları milyonları aşan ileri yaşlı vatandaşların her geçen gün daha da ağırlaşan ekonomik şartlar altındaki yaşam savaşı, başkentin en sıcak gündem maddelerinden biri haline geldi. Ülke genelinde yaklaşık beş milyon emekli, yalnızca 20 bin Türk Lirası seviyesindeki taban aylıklarla ay sonunu getirmeye çalışıyor. Temel gıda maddelerinden giyime, faturalardan barınma giderlerine kadar iğneden ipliğe her kaleme yansıyan yüksek enflasyon ve geçim sıkıntısı, bu sabit gelirli kesimin belini tam anlamıyla bükmüş durumda. Sahadan yükselen feryatları ve giderek derinleşen yoksulluk krizini çözüme kavuşturmak amacıyla TBMM çatısı altında oldukça kritik bir yasal adım atıldı. Sunulan kanun teklifi, dar boğazdaki milyonlarca insanın dertlerine derman olmayı hedefliyor.
Yirmi bin liralık gelirle mucize yaratmaya çalışanlar
Günümüz ekonomik koşullarında büyükşehirler bir yana, Anadolu'nun en ücra köşelerinde bile ev kiralarının asgari ücretle yarıştığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Cüzdanına giren kısıtlı bütçeyle hem mutfak masraflarını karşılamak hem de barınma ihtiyacını gidermek zorunda kalan vatandaş, deyim yerindeyse her ay yeni bir mucize yaratmaya zorlanıyor. Bu devasa sorunun ortadan kaldırılması ve insan onuruna yaraşır bir yaşam standardının tesis edilmesi adına meclis başkanlığına sunulan tarihi tasarı, oldukça net maddeler içeriyor. Eğer ilgili komisyonlardan geçip genel kurulda yasalaşma şansı bulursa, evi olmayan veya kirada oturan emeklilere net asgari ücretin tam yarısı oranında karşılıksız kira desteği bağlanacak. Bununla da yetinilmeyen tasarıda, çetin kış şartlarında doğalgaz ve kömür faturaları altında ezilenler için de her ay düzenli olarak 5 bin lira tutarında yakacak yardımı verilmesi planlanıyor.
Anayasanın sosyal devlet ilkesi raflardan iniyor
Meclis komisyonuna sevk edilen taslağın gerekçe metni, adeta son yirmi yılın ekonomi ve sosyal güvenlik politikalarının ağır bir röntgenini çekiyor. Metinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ikinci maddesinde açıkça belirtilen "sosyal devlet" vurgusuna atıf yapılarak, devletin yaşlısını koruma ve ona onurlu bir hayat sunma yükümlülüğü hatırlatıldı. Anayasanın 61. maddesindeki bağlayıcı hükümlerin altı kalın çizgilerle çizilirken, iktidarın çeyrek asra yaklaşan yönetim sürecinde bu anayasal güvencelerin fiilen ortadan kalktığı ve ileri yaştaki bireylerin toplumun en mağdur kesimine dönüştürüldüğü savunuldu. Gerekçe metninin en can alıcı noktalarından birini ise 2008 yılında uygulamaya konulan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu oluşturdu. Bu milat niteliğindeki düzenlemeyle birlikte aylık bağlama oranlarının yüzde 70 seviyelerinden kademeli olarak yüzde 28 bandına kadar çekildiği, böylece prim gün sayısını doldurmak için daha çok ter döken işçinin emekliliğinde cezalandırıldığı adaletsiz bir sistemin inşa edildiği sert bir dille vurgulandı.
Büyümeden pay alamayan yoksullaşmış kitleler
Hazırlanan dosyanın satır aralarında, milli gelirin tabana yayılmamasından kaynaklanan büyük gelir adaletsizliğine de geniş bir yer ayrıldı. Ülkenin ekonomik büyüme rakamları her açıklandığında istatistiksel rekorlardan bahsedilirken, emekli maaşı hesaplamalarındaki büyüme payının yüzde 100 oranından yüzde 30'a kadar düşürülmesinin, bu devasa kitleyi ülkenin refah artışından tamamen dışladığı belirtiliyor. Yıllarca fabrikalarda, tarlalarda, kamu dairelerinde dirsek çürüterek ülke ekonomisine omuz veren insanların, hayatlarının son demlerinde ekonomik bir yıkımın ortasında yalnızlığa terk edildiği ifade ediliyor. Bu acı tablonun artık sürdürülemez bir boyuta ulaştığını kaydeden yasa hazırlayıcıları, mutfaklardaki yangının sözlerle değil, doğrudan nakdi dokunuşlarla söndürülmesi gerektiğine inanıyor.
Gerekçede yer alan, piyasacı ve ranta dayalı anlayışın dar gelirli kesimin sofrasındaki ekmeği her geçen gün biraz daha küçülttüğüne dair ifadeler, durumun vahametini bir kez daha gözler önüne seriyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer tarafından büyük bir titizlikle hazırlanarak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi adıyla komisyona gönderilen bu çalışma, sıradan bir sosyal yardım paketi olarak görülmüyor. Deneyimli siyasetçi bu adımı, iktidar eliyle vatandaştan çalınan refahın yasal yollarla yeniden sahibine iadesi olarak tanımlıyor. Hayata geçirilmesi halinde mülksüz ve kiracı durumundaki ileri yaşlı vatandaşların barınma krizine merhem olacak, kış aylarındaki dondurucu soğuklarda doğalgaz peteklerinin çaresizce kısılmasını engelleyecek olan bu kritik yasal düzenleme, şimdiden milyonlarca ailenin umut ışığı oldu. Bütün gözler, dar gelirliye bir nebze olsun nefes aldıracak bu tasarının meclis koridorlarındaki zorlu serüvenine çevrilmiş durumda.





