Rojda DOLGUN/ İzmir’de emekliler, artan hayat pahalılığına ve en düşük emekli aylığının 20 bin TL’ye çıkarılmasına karşı Konak’ta ses yükseltti. Tüm Emeklilerin Sendikası tarafından düzenlenen basın açıklamasında, komisyondan geçen düzenlemenin “müjde” değil, emeklileri yoksullukta tutan bir oyalama olduğu vurgulandı. Sendika, emeklilerin insanca yaşam hakkının her geçen gün daha da aşındırıldığını belirterek, sadaka değil hak talep ettiklerini ilan etti.

“Bu açıkça hak gaspıdır”

Tüm Emekliler Sendikası Karşıyaka Şube Başkanı Ertunç Akpınar tarafından okunan açıklama şu şekilde:

“En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu, dediler… Peki emekli bu parayla yaşayabilecek mi? TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda en düşük emekli aylığını 20 bin TL’ye çıkaran düzenleme kabul edildi. İktidar yine çıktı, yine “müjde” diye anlattı. Ama biz biliyoruz: Bu bir müjde değil! Bu, yoksulluğu kalıcılaştıran yeni bir makyaj operasyonudur!

Bugün emekliye reva görülen şey, insanca yaşam değil; hayatta kalma mücadelesidir. Bugün emekliye dayatılan şey, hak değil; sadaka düzenidir!
20 bin TL: Yaşam mı, oyalama mı? Bu ülkede kiralar uçmuş, gıda fiyatları kontrolden çıkmış, elektrik-su-doğalgaz faturaları emeklinin boğazına çökmüşken; 20 bin TL, emeklinin derdine çare değil, yaraya tuz basmaktır. Emekli pazarda fileyi dolduramıyor. Eczanede ilacını alamıyor. Torununa harçlık veremiyor. Kış gelince kombiyi yakamıyor. İşte gerçek budur!

3-252

Bugün emekli, en temel ihtiyaçlarını bile kısmaya zorlanıyor. Bu düzende emekli, “yaşlılık” hakkını değil; yoksulluk cezasını yaşıyor. Komisyonda kabul edildi… Peki emeklinin sofrasında ne değişti? Komisyonda kabul edilen düzenleme, en düşük emekli aylığını 16.881 TL’den 20.000 TL’ye çıkarıyor. Kağıt üzerinde artış var gibi görünüyor. Ama biz soruyoruz: Bu artış hangi hayatı kurtarıyor? Hangi kirayı ödüyor? Hangi mutfak masrafını karşılıyor? Hangi sağlık giderine yetiyor? Bu artış, emekliyi refaha taşımıyor. Bu artış, emekliyi açlıktan kurtarmıyor. Bu artış sadece şunu yapıyor: Emekliyi bir süre daha susturmaya, oyalamaya çalışıyor!

En dipte eşitleme politikası: “Herkes yoksul olsun, kimse ses çıkarmasın!” Bugün yapılan şey şudur: Emekliler yıllarca çalışmış, prim ödemiş, üretmiş, ülkeyi ayakta tutmuş… Şimdi ise milyonlarca emekli, en düşükte eşitleniyor! Bu, adalet değildir. Bu, sosyal devlet değildir. Bu, açıkça hak gasbıdır! Bir ülkede emekli; “Çocuklarıma yük olmayayım” diye ağlıyorsa, “Pazardan artık akşamüstü artıkları topluyorum” diyorsa, “Et alamıyorum, süt alamıyorum” diyorsa… Orada sorun emeklilerde değil! Orada sorun bu düzenin kendisindedir! Emeklilerin alın teriyle oynuyorsunuz! İktidar yıllardır aynı oyunu oynuyor: Enflasyonu patlatıyor. Hayatı pahalılaştırıyor. Sonra “artış yaptık” diye propaganda yapıyor. Ama gerçek şudur: Emeklinin maaşı artmıyor, eriyor!

Emeklinin geliri yükselmiyor, çalınıyor! Emeklinin cebinden her gün biraz daha alınıyor. Bu bir ekonomik kriz değil sadece… Bu, emekliye karşı yürütülen bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır! Tüm Emeklilerin Sendikası’nın sözü nettir: Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz! Biz bu ülkenin “yükü” değiliz. Biz bu ülkenin emeğiyiz, geçmişiyiz, onuruyuz! Ve buradan ilan ediyoruz:

2-423

TÜM EMEKLİLERİN SENDİKASI’NIN TALEPLERİ

1) En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur maaşına eşitlensin! Emekliler açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilemez. Bu nedenle en düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur maaşı düzeyine yükseltilmeli ve bu seviye yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

2) Tüm emeklilere 20.000 TL seyyanen artış yapılsın! Sadece en düşük aylığı değil, tüm emekli aylıklarını kapsayacak şekilde 20.000 TL seyyanen zam derhal uygulanmalıdır. Emekliler “en dipte eşitlenmeye” değil, insanca yaşamaya layıktır.

3) Aylık bağlama oranları ve katsayılar adil biçimde yeniden düzenlensin! Emekli aylıklarını eriten sistem değiştirilmelidir. 5510 sayılı yasa emeklileri yoksullaştıran yönleriyle yeniden ele alınmalı; aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayıları emeklinin aleyhine değil, lehine düzenlenmelidir.

4) Emekli maaşları gerçek enflasyona göre güncellensin! Emekli aylıkları, gerçek hayat pahalılığı karşısında korunmalıdır. Maaş artışları kağıt üzerinde değil, pazarda ve mutfakta hissedilmelidir.

5) Sağlık hizmetleri ücretsiz ve erişilebilir olsun! Katkı payları, muayene ücretleri, ilaç farkları emekliyi tüketiyor. Sağlık haktır, parayla ölçülemez! Emeklinin tedavisi lütuf değil, kamusal görevdir.

6) Barınma krizi emeklileri yıkıma sürüklüyor: Kira ve faturalar denetlensin! Emekliler kira ödeyemiyor, faturaları karşılayamıyor. Barınma ve temel yaşam giderleri için emeklilere doğrudan destek sağlanmalıdır.

7) Emeklilerin sendikal hakları tanınsın, kapatma tehditleri kaldırılsın! Emeklilerin örgütlenmesi anayasal haktır. Sendikamız üzerindeki baskılar, kapatma girişimleri ve fiili engeller kaldırılmalıdır. Emekliler sendikasız bırakılamaz!

Maden emekçilerinden baretli eylem
Maden emekçilerinden baretli eylem
İçeriği Görüntüle

8) Sadaka düzeni değil, sosyal devlet istiyoruz! Emeklilere yapılan her düzenleme “bütçe disiplini” bahanesiyle değil; sosyal devletin, anayasal güvencenin ve emeğin kazanımlarının gereği olarak yapılmalıdır.

Bu haklar siyasi tercihlere feda edilemez! Bu düzen değişecek! Biz susmayacağız! Biz geri çekilmeyeceğiz! Biz evlerimize kapanmayacağız! Emekli açlığa mahkûm ediliyorsa, sokak bizimdir! Emekli yok sayılıyorsa, meydan bizimdir! Emekli küçümseniyorsa, mücadele bizimdir! Bugün komisyondan geçen bu düzenleme, emeklinin öfkesini dindirmeye yetmez! Çünkü bu ülkede emekliler artık şunu biliyor: Hak verilmez, alınır! Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”

Muhabir: Rojda Dolgun