Avrupa Bölgeler Komitesi tarafından demokrasi ve insan onuruna katkı sağlayan kişi ve kurumlara verilen Paweł Adamowicz Ödülü, bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verildi. Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen törende İmamoğlu adına ödülü İBB Başkanvekili Nuri Aslan aldı.
Törende Aslan, İmamoğlu’nun gönderdiği mesajı da kürsüden okudu. Mesaj, salonda bulunan Avrupalı parlamenterler ve davetliler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“Özgürlüğüm kısıtlı olabilir ama umudum özgür”
İmamoğlu mesajında törende bulunamamaktan duyduğu üzüntüyü dile getirirken, Avrupa’dan gelen dayanışma mesajlarının kendisi için büyük anlam taşıdığını ifade etti.
Mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün çok istememe rağmen aranızda değilim. Ancak sizlerin, yani demokrasiye inanan dostların gösterdiği dayanışma en az bu ödül kadar anlamlı ve kıymetli. Dayanışmamız, sınırları aşan ortak vicdanımıza ve bu vicdanın yön verdiği adalete işaret ediyor. Bunu hissediyor ve biliyorum.”
İmamoğlu, Türkiye’deki mevcut koşullara değinerek, “Bugün ülkemin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle özgürlüğüm kısıtlı olabilir ama umudum özgür, iradem özgür. Daha da önemlisi milletimin iradesi hâlâ özgür. Türk halkının iradesini savunmaya, bana getirilen tüm kısıtlamalara rağmen devam edeceğim” dedi.
“Seçilmişlere baskının hedefi seçmenin iradesi”
Mesajında Türkiye’de yaşanan demokratik gerilemeye dikkat çeken İmamoğlu, muhalefetin elinde bulunan yerel yönetimlerin hedef alındığını ifade etti.
“Ne yazık ki ülkemde iktidar yıllardır devleti ve milleti tekeline almaya çalışıyor. Muhalefeti, eleştiriyi hatta bazen sadece farklılığı bile hedefe koyabiliyor” diyen İmamoğlu, farklı görüşlere saygının yalnızca iyi yönetişim meselesi değil, toplumsal istikrarın da temel şartı olduğunu vurguladı.
Seçilmiş yerel yöneticilere yönelik baskıların yalnızca belediyeleri değil doğrudan seçmen iradesini hedef aldığını belirten İmamoğlu, adil ve tutuksuz yargılanma hakkının demokratik toplumların ortak zemini olması gerektiğini dile getirdi.
İmamoğlu, 19 Mart 2025’te başlayan tutukluluğunun birinci yılına günler kala düzenlenen törenin ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, kendisine yöneltilen suçlamaların hukuki temelden yoksun olduğunu savundu.
Ödülü demokrasi mücadelesi verenlere adadı
İmamoğlu, konuşmasında dünyada da demokratik gerilemenin arttığına dikkat çekerek, muhalefetin baskılandığı, basının zayıflatıldığı ve yargının siyasallaştığı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu ifade etti.
Buna rağmen demokrasiye sahip çıkan kesimlerin güçlenmeye devam ettiğini belirten İmamoğlu, “Ben kendimi millete emanet ettiğim gün ‘milletime güveniyorum’ demiştim. Bugün de aynı yerdeyim. Umudumuz sapasağlam yerinde” ifadelerini kullandı.
Avrupalı kurumlara da çağrıda bulunan İmamoğlu, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalınmaması gerektiğini söyledi.
“Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları hepimizin hak ettiği değerlerdir. Bu değerlerin ihlal edildiği dönemlerde sessiz kalmak suça ortak olmaktır” diyen İmamoğlu, Avrupa kurumlarının yerel demokrasiyi korumada önemli bir rol üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.
İmamoğlu kendisine verilen ödülü Türkiye’de demokrasiyi savunan herkese adadığını belirterek, seçilmiş belediye başkanlarına, gençlere, hukukçulara, gazetecilere, sivil topluma ve sandığa sahip çıkan vatandaşlara ithaf etti.
Mesajını Nazım Hikmet’in umut dolu dizelerinden esinlenerek yazdığı bir dörtlükle tamamlayan İmamoğlu, Türkiye’nin yeniden güçlü bir hukuk devleti olacağına olan inancını dile getirdi.




