banner112
banner111

TÜSİAD, İzmir’den 10 öneri sıraladı

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, temel önceliğin ekonomi ile mücadele olması gerektiğini  gerekirse bunun için büyümeden taviz verilebileceğini söyleyerek, ekonomik gelişim için 10 madde sıraladı.

TÜSİAD, İzmir’den 10 öneri sıraladı

Haber / Murat ERVİN

Ege Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından düzenlenen ESİAD Yatırım Zirvesi’nin açılışında konuşan Türkiye Sanayici ve iş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, küresel boyutta yaşanan salgın ve ardından Rusya-Ukrayna savaşı ile global çapta gıda ve lojistik krizi başladığını açıkladı. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ise bundan çok daha fazla etkilendiğine dikkat çeken Turan, bunun aşılması için yüksek katma değerli üretime yönelmek gerektiğini ayrıca enflasyonla mücadelenin gerekirse büyümeden taviz verilerek yapılması gerektiğinin altını çizdi. Pandemi ile geçen zorlu dönem tamamlarken şimdi de savaşa şahit olunduğunu söyleyen Turan, “Enerji sorunu, arz zincirindeki bozulma ve gıda arzı sıkıntısı her geçen gün büyümekte. Tedarik zincirindeki değişim ve kopma, pandemi öncesinde başlamıştı. Rusya-Ukrayna saldırı ve Çin’deki radikal tedbirler ile önemli bir kırılma yaşandı. Bir de buna ek olarak 2008 krizinden sonra şahit olduğumuz rekor parasal genişleme ve düşük faiz politikası sona eriyor. Enflasyonla mücadele artık temel öncelik ve bunun için gerekirse büyümeden taviz verileceği bir döneme giriyoruz” dedi.

‘AVANTAJI KAYBETMEK ÜZEREYİZ’

Tüm dünyada finansal koşullar zorlanırken ülkemizin ekonomisinde de on 10 yılda yapısal kırılganlıklarımızın arttığını kaydeden Turan, “Potansiyelimiz yüksek, reel kesimimiz de krizlere karşı esnek. Bu nedenle emsal ülkelerden ayrışıyoruz. Enflasyon, kur ve faiz döngüsünden çıkamadığımız için fırsatları değerlendiremiyoruz. Rekabetçi kur ile yakaladığımız avantajlı konumu kaybetmek üzereyiz. Artık yüksek nitelikli işgücü ve yüksek katma değerli üretimler dünya genelinde öne çıkıyor. Bunu başaran küresel ekonomide önem kazanacak. Türkiye stratejik konumu, lojistik alt yapısı ile önemli bir ülke. Özel ve kamu ile yapılan yatırımların biran önce tamamlaması bu açıdan önemli” diye konuştu.

‘İNSANI TEMEL ALIRSAK 30 BİN DOLAR HAYAL DEĞİL’

Ekonomimizin gelişimi için hukukun üstünlüğü, kurumların güçlenmesi, para ve mali politikalarındaki istikrar, eğitim ve işgücü alanında da doğru adımlar atılması gerektiğini açıklayan Turan şöyle konuştu: “Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya hem zorlu hem de iktisadi açıdan muazzam potansiyeller barındırmakta. Son 2 yılda Türkiye’de girişimcilik eko sistemi önemli bir ivme kazandı. Ama bizim gelecek için umutlarımızı taze tutabilmek adına yol haritasına ihtiyacımız var. Kalkınmanın ana unsurları insan, bilim ve kurumlardır. İnsanı temel alan konular hayata geçirilmeli. Nitelikli eleman yetiştirip bilim, teknoloji ve inovasyona yatırım yapmalıyız. Ekonomiden demokrasiye kadar tüm alanlarda kapsayıcı kuralları hayata geçirmeliyiz. Eğer bunu yaparsak kişi başı milli gelirimiz 30 bin dolara ulaşır. Ancak o zaman saygın, zengin, gelişmiş ve adil bir ülke olabiliriz. İstihdam yaratan. Gelişmiş bir Türkiye varmayı arzu ettiğimiz bir ekonomik boyuttur.”

‘ADİL BİR ÜLKE OLMAYI BENİMSİYORUZ’

Uluslararası ekonomide saygın bir Türkiye’yi önemsediklerini de sözlerine ekleyen Orhan Turan, “Gelir adaletini tesis eden, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan, din mezhep dil ırk ayrılığı yaşamadan kimseyi kalkınma sürecinde geride bırakmayan adil bir ülkeyi benimsiyoruz. Bunları başarırsak gençler potansiyellerini ortaya koyabilir ve beyin göçünü önleyebiliriz.İçinden geçtiğimiz süreç kolay değil ala fırsatlara ve orta vadeli konulara konsantre olmalıyız” ifadelerini kullandı.  

TL DEĞER KAYBETTİ, YABANCI SEVİNDİ

ESİAD Başkanı Mustafa Karabağlı ise sürdürülebilir kalkınma ve küresel rekabet gücünün artırılmasının iş dünyası için önemli olduğunu aktardı. Bunun için de yatırımların artması gerektiğini vurgulayan Karabağlı, “Yatırım ortamına baktığımızda daralma ve tedarik zincirinde kırılmalar yaşandı. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurum daha da arttı. Artık hammadde savaşları başladı. Biz ise yatırımların artması gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz. Bu süreci hızlandırmak ve arz ile talep tarafını bir araya getirmek için bu Zirve’yi düzenledik. Bu Zirve’de finans kuruluşları, finans piyasasının aracı kurumları, kalkınma bankası temsilcileri, sanayici ve iş insanları aramızda. Türk Lirası’nın değer kaybı,  yabancıların ülkemize yatırım iştahını da arttı. Yabancı sermaye önümüzdeki süreçte akın akın ülkemize gelecektir. Buna hazır olmamız gerek“  dedi.

İŞTE 10 ÖNERİ

1-      Temel öncelik ekonomi ile mücadele olmalı, bunun için gerekirse büyümeden taviz verilmeli

2-      Enflasyon, kur ve faiz döngüsünden çıkıp fırsatları değerlendirmeyi başarmalıyız. Çünkü rekabetçi kur ile yakaladığımız avantajlı konumu kaybetmek üzereyiz.

3-      Artık yüksek nitelikli işgücü ve yüksek katma değerli üretim küresel piyasalarda öne çıkıyor. Bunu başaran küresel ekonomide alan kazanacak. Türkiye de, bu konudaki özel ve kamu yatırımlarını biran önce tamamlamalı.

4-      Ekonomide büyümemizin ve gelişimimizin artması için hukukun üstünlüğü sağlanmalı; kurumların güçlenmesi, para ve mali politikalarındaki istikrarın sağlanması, eğitim ve işgücü alanında doğru adımların atılması sağlanmalı.

5-      Gelecek için umutlarımızı taze tutabilmek için girişimciliğe ve finansmana yönelik yol haritası belirlenmeli.

6-      Kalkınmanın ana unsurları insan, bilim ve kurumlardır. Bu unsurların temel alan konular hayata geçirilmeli.

7-      Nitelikli eleman yetiştirip bilim, teknoloji ve inovasyona yatırım yapmalıyız.

8-      Ekonomiden demokrasiye kadar tüm alanlarda kapsayıcı kuralları hayata geçirmeliyiz. Eğer bunu yaparsak kişi başı milli gelirimiz 30 bin dolara ulaşır. Ancak o zaman saygın, zengin, gelişmiş ve adil bir ülke olabiliriz.

9-      İstihdam yaratan, gelişmiş bir Türkiye’ye ulaşmalıyız. Uluslararası ekonomilerde kendine saygın bir edinmiş Türkiye’yi önemsiyoruz. Gelir adaletini tesis eden, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan, din, dil, mezhep, ırk ayrılığı yaşamadan, kimseyi kalkınma sürecinde geride bırakmayan adil bir ülkeyi benimsiyoruz. Bunları başarırsak gençler potansiyellerini ortaya koyabilir ve beyin göçünü önleyebiliriz.

10-   İçinden geçtiğimiz süreci fırsatlara çevirip orta ve uzun vadeli konulara konsantre olmalıyız.  

banner123
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner101

banner100