ESAT ERÇETİNGÖÇ/ Atatürk İl Halk Kütüphanesinde devam eden Edebiyat Sohbetlerini bugünkü konuğu edebi yolculuğunun 60 yılını ardında bırakmış şair, yazar, gazeteci, Trt’ de bir çok kültür programını özenle hazırlamış olan sevgili ağabeyim Oğuz Tümbaş'tı. Proğramın yürütücüsü Zerrin Keskin söyleşiye Oğuz Tümbaş'ın yazın hayatından ve bugünlere nasıl geldiğinin bencesinden bahsederek başladı. "Her büyük aşkın başlangıcında küçük bir kıvılcım vardır. Tümbaş için bu kıvılcım, ağabeyi Yaşar Tümbaş’ın 1962’de yayımladığı *Ah Bu Kızlar* adlı şiir kitabıdır." diyen Keskin bakın neler söyledi: "Özenme, öykünme yada adına ne derseniz...Aldığı o ilk ilhamın uyandırdığı duygularla şiirin “hayatına dahil” oluşu ve bugün tanıdığımız, sayısız bir çok başarılı işe ve projeye imzasını atmış Oğuz Tümbaş’a dönüşümünün hikayesini konuşacağız sizlerle. Urfa Lisesi’ n de öğrenciyken toplumsal içerikli bir şiiriyle yarışmada derece alması, dergilerde ilk şiirlerinin çıkması, onu adım adım şiire bağlayan bir süreç. *”Şiir aşkı bir geldi, pir girdi içime”* derken bu uzun ve sadık ilişkiyi özetliyor; pişmanlık değil, minnet duygusuyla.639718939 3316892545136818 2601971570622137078 NŞiir ona göre bir anlık heves değil, olgunlaşarak kazanılan bir erdemi gerektirir. *”Geçici bir heves, tutku insanı gerçek şair yapmaz”* derken, hem kendi yolculuğuna bakıyor hem de bugün hızla kitap çıkaran genç nesillere bir uyarı yapıyor. Tümbaş’ın poetikasının belkemiğini dil meselesi oluşturuyor. Bunu basit bir tercih olarak değil, neredeyse ahlaki bir tutum olarak benimsiyor. ”Adamın adam gibi olması saygınlığını artırırsa, şiirin de şanına, ününe yakışırcasına şiir gibi olmasını beklerim”* diyor. Bu cümle sıradan bir beğeni ifadesi değil; bir şiir felsefesinin özeti. Şiirin kim olduğunu bilmesi gerekir, kim olduğuna layık bir dil taşıması gerekir. Günlük dilin şiire girdiğinde dönüşmesi gerektiğine inanır. Ama bu dönüşüm, dilin karmaşıklaştırılması ya da yabancılaştırılmasıyla değil; *”yoğunlaştırılmasıyla”* gerçekleşir. *”Şair dilini günlük sözcük kalıplarından çıkarıp yeni birleşimlerle kurar”* derken kastettiği şey budur: sözcükler aynı sözcükler olabilir, ama yan yana gelişleri, taşıdıkları ağırlık değişmiştir artık. *Bellek Pazarı* şiirindeki o dizeler bunu gözler önüne serer: *”Söz uçar gökte sözlenir / Us ekinde gür / Dil şiirde usta”*. Şiirin kendi dilini nasıl sahiplendiğinin en güzel tanığı.

639569442 3316892248470181 507800807858608230 NTümbaş, arı duru Türkçeden yana tavır alıyor; bunu inatla ve açıkça söylüyor. Arapçanın, Farsçanın, Osmanlıcanın *”ağdalı, yürürlükten kalkan yaban ve yavan sözcüklerini”* şiirde görmek onu üzüyor. Bu bir tutuculuk değil; Türkçenin kendi içindeki olanaklara duyulan bir güven ve bu olanaklara gösterilen özen. Halk ozanlarının *”sıcak, içten, aydınlık, duru”* dilini bir miras ve bir ölçüt olarak görüyor. Ancak bu yaklaşım katı bir dil milliyetçiliğine dönüşmüyor. Ses değeri, akış, ezgi... Şiiri besleyen bir sözcük gerektiğinde, kökenine fazla takılmadan onu şiire davet edebilir. Koşul bellidir: *”Güzel Türkçemizde şiire renk katacak, duru görüntüler yaratacak, güzel sesler verecek sözcüklerimize öncelik tanımak koşuluyla.”* Ses ile anlam, köken ile işlev arasındaki bu ince denge, onun şiir dilini hem temkinli hem de canlı kılar.

637981112 3316891661803573 3312116077663587345 N

Şiirin Kaynağı için

”Önce insan elbette” diyor Tümbaş, şiirini besleyen unsurları sıralarken sevgiyi, yalnızlığı, umudu, hüznü, duygusal açmazları, bireysel ve toplumsal savaşımı da ekliyor. İnsanın iç dünyasının bütün katmanları şiirine malzeme olurken. Doğa da şiirinin ayrılmaz bir parçasına dönüşmüş: çiçekler, ağaçlar, kuşlar.... *Kuş Övgüsü* şiirinde *”Hacı leylekler”*den kırlangıçlara, üveyiklerden kumrulara uzanan o sıcak dizi, doğaya bakışının ne kadar içten ve gözlemci olduğunu gösteriyor. Toplumsal duyarlılık da slogancılığa düşmemeye özen gösterir. *”Toplumcu şiir yazarken de şair, şiirin kendine özgü duyarlığını, açılımını, söylemini elden bırakmamalı”* diyor. Şiirin gözünü hayattan, toplumdan kapayan bir estetizmine inanmıyor.

637656881 3316892325136840 5291560712512332311 N*Sırma Su* şiirinde; *”Damarıma basan öfke / Suyumu bulandırır / Ayaklanır içimdeki / Çok ezilmiş çocuk.”* Hem bireysel bir ses hem toplumsal bir hafıza, hem lirik bir imge hem politik bir uyanış dikkat çekiyor. Tümbaş, şiire 1962’de başlamış; ilk kitabı *Bellek Pazarı*’nı ise çok sonra yayımlamıştır. Bu uzun aralık, bir ertelenmenin değil, bilinçli bir olgunlaşma sürecinin ürünüdür. *”Kendimi yeterli bulmadım, şiirimin daha olgunlaşması gerektiğini düşündüm”* diyor. Bugün bir yıl içinde kitap çıkaran genç şairlere bakışı da bu perspektiften şekilleniyor: Dergilerde görünmeden, özeleştiri yapmadan, eleştirilere açık olmadan kitap çıkarmak *”çok yanlış”* görüşünde.

637869275 3316892708470135 8648489197541647878 NTümbaş, şiir anlayışlarının zamanla değiştiğini kabul ediyor; bunu bir kayıp olarak değil, bir kazanım olarak görüyor. Okumak, yaşamak, ilişkilenmek... Bunlar şiire bakışını dönüştürüyor. Ama geçmişe yüz çevirmek ilericilik değil ona göre. Ahmet Haşim’den Nazım’a, Attila İlhan’dan Cahit Sıtkı’ya, Orhan Veli’den Can Yücel’e uzanan geniş okuma yelpazesi, hem gelenekle hem modernlikle kurduğu o iki yönlü ilişkiyi yansıtıyor. Dergiler bu yolculukta özel bir yer tutuyor. *Çele*, *Meltem*, *Ünlem*, *Alaz*... Hem yazan hem yönetim kurulunda yer alan biri olarak dergiciliği sevmiş; dergiyi bir okul, bir topluluk, bir sorumluluk alanı olarak görmüştür. Bugün sayıları artan dergileri olumlu buluyor; ama gözü hâlâ *Varlık*’ta, *Yeni Dergi*’de, *Papirüs*’te. *”Hâlâ özlediğim, aradığım dergiler var içlerinde”* derken nostalji değil, bir kalite özlemi dile getiriyor.

636663102 3316891741803565 808075251463151991 NTümbaş poetikasında Dil sade ama imgeler zengin, ses yumuşak ama anlam katmanlı. Renk, koku, coğrafya, umut ve gerçeklik iç içe geçmiş. Düş ile gerçeğin, özel ile evrensel olanın o ince sınırda buluşması, Tümbaş’ın şiirine özgü bir nitelik. Şiir onun için sevginin, barışın, kardeşliğin ve toplumsal hafızanın taşıyıcısıdır. Ama bütün bu ağır yükü taşırken dili inceltmekten, sesi güzelleştirmekten, sözcüğü özenle seçmekten vazgeçmeyen naif bir insan.

636547802 3316891845136888 6094096121240736562 N

Kendi deyimiyle şair

İzmir Büyükşehir Belediyesi ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu
İzmir Büyükşehir Belediyesi ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu
İçeriği Görüntüle

*”Adam gibi şiir yazmanın bilincine varmalı.”* Bu bilinç; dile saygıyı, olgunlaşmaya sabrı, geleneği tanımayı, topluma karşı duyarlı olmayı ve her şeyden önce şiirin kendine özgü sesine sadık kalmayı içerir. Hüznü kumral bir eski çocuk olarak başladığı bu yolda, Tümbaş; şiiri, edebiyatın farklı yüzlerini insan olmanın en dürüst biçimlerinden biri olarak benimsedi. Ve bu benimseyişle, kültür ve sanat dünyasında kendini var edişinin çabasını elli yıldır azimle sürdürmekte." Bu konuşmadan sonra Tümbaş, 1977 yılında geldiği ve sevdalandığı İzmir'deki edebi yolculuğunu, kitaplarındaki şiirlerle anlattı. Gençleri şiir yazmaya bunları edebiyat dergilerde paylaşmaya çağırdı. Tümbaş'ı aralarında benim de olduğum "Kadim Dostları" da yalnız bırakmadı bugün. Söyleşi zaman zaman katılımcılara sohbete dönüşecek interaktif hale geldi sonunda.

636320584 3316892101803529 2170936130342808297 N

İki saat nasıl geçti anlamadık inanın ve söyleşi Atatürk İl Halk Kütüphanesi Müdürü Veli Caner'in Tümbal'a ve Keskin katılım beratlarını taktim etmesi ile sona erdi. Günün anısına fotoğraf çekilmeyi ve çektirmeyi de unutmadık tabiki.

Teşekkürler Oğuz Tümbaş,

Teşekkürler Zerrin Keskin,

Teşekkürler Veli Caner...

Kaynak: HABER MERKEZİ