İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu'nun açıklamalarından önce çıkanlar şöyle:

"İYİ Parti'nin, Türkiye’nin gündemine dayatılan, yeni anayasa ile ilgili duruşu son derece açıktır. Biz artık miadı dolmuş bu hükümete can suyu olacak ve tek adam rejimini tahkim edecek her türlü anayasa değişikliğinin karşısında duracağız.

Romanya Başbakanı, Ankara'da Romanya Başbakanı, Ankara'da

YENİ ANAYASA DEĞERLENDİRMESİ


Sayın Erdoğan istediği için 2010 yılında anayasa değişikliği yapıldı. Hükumet 'yetmez ama evetçilerle' birlikte gerçekleşen o anayasa değişikliğiyle Türk yargısını FETÖ’ye teslim etti. Sayın Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyeri öyle gerektirdiği için, 2017 yılında bir anayasa değişikliği daha yapıldı.

Ve tek adam rejiminin anayasal çerçevesi olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye’nin ve Türk milletinin başına bela edildi. Şimdi 2024 yılında, Sayın Erdoğan bir kez daha öyle istiyor diye, bir kez daha aday olabilsin diye tek adam rejiminin raf ömrünü uzatacak hiçbir anayasa değişikliğini desteklemeyeceğiz.

Şimdi gelin bir bakalım, Yargı Reformu diye pazarladıkları paket neleri içeriyor. Dillerinin ve zihinlerinin arkasında ne varmış. Hep birlikte bir görelim. Kanun teklifinin gerekçesinde diyorlar ki; '5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 339. Maddesine ekleme yapılarak casusluk suçu kapsamında değişikliğe gidilmektedir.”

Şimdi bu cümleyi sarf edince, sanılmasın ki bekadan, güvenlikten ve vatandan bahsedilmektedir. AK Parti’nin nabız yoklamasından bahsedilmektedir. Kendi kökünü dışarıda bulmuş olanların, işi kendinden bilmesinden bahsedilmektedir.

Yine, maddeyle 'diğer faaliyetler' adı altında yeni bir suç kabul edilerek, devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine, yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen bazı fiillerin yaptırıma bağlanması amaçlanmaktadır.

KAMUDA TASARRUF PAKETİ AÇIKLAMASI


Burada kafanız sakın ha sakın karışmasın. Buraya 'Devletin güvenliği' yerine, 'İktidardakilerin güvenliği' cümlesini koyduğunuzda, konu daha anlaşılır hale gelebilir. Devam ediyor gerekçe: 'Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi diğer yararlar da, devletin iç veya dış siyasal yararları kavramı içinde kabul edilecektir. Dolayısıyla bu gibi yararlar aleyhine gerçekleştirilen faaliyetler de suçun konusunu oluşturabilecektir.

Açıkçası bu satırları okuduğumda aklıma birçok şey geldi. İlk önce de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı iken, büyük Ortadoğu projesi eş başkanı olduğunu, bu ülkenin meydanlarında gururla haykırmaktan geri durmayan Sayın Recep Tayyip Erdoğan geldi. Şimdi biz o dönemleri ve yaşananları sorgularsak, acaba hangi sıfatlarla anılacağız endişesine kapıldım.

Değerli dava arkadaşlarım biliyorsunuz iktidar, nihayet işlerin kötüye gittiğini itiraf ederek, Orta Vadeli Program kapsamında, bir tasarruf tedbirleri paketi açıkladı. Bakın size bir hatırlatma daha yapayım. AK Parti iktidarlarında ne zaman bir anayasa konusu açılsa, peşi sıra ne gelir biliyor musunuz? Tasarruf tedbirleri. Her değişiklikle artan şatafatlarını perdelemek için, anayasa tartışması başladığında, hemen tasarruf tedbirlerini gündeme getirirler. İnanmıyorsanız arşivlere girin bakın. Her defasında aynı numaraya başvurdular. Tıpkı bugünlerde olduğu gibi."

Kaynak: BÜLTEN