Erzincan’daki deprem sonrası Naci Görür uyardı: Deprem kritik yerde
Erzincan’daki deprem sonrası Naci Görür uyardı: Deprem kritik yerde
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin en sancılı gerçeği olan deprem felaketi ve güvenli yapılaşma sorunu, İzmir’de düzenlenen kritik bir panelde masaya yatırıldı. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) tarafından Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen "2. Deprem ve Yapı Bilimi Günleri", sektörün önde gelen isimlerini ve akademisyenleri bir araya getirdi. 6 Şubat 2023 tarihinde 11 ilimizi yerle bir eden ve "asrın felaketi" olarak hafızalara kazınan büyük yıkımın ardından, dirençli kentlerin nasıl inşa edileceği sorusuna yanıt arandı. Panelde söz alan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Öğretim Görevlisi ve İnşaat Mühendisi Şeref Alpago, mevcut sistemdeki çok başlılığa ve denetimsizliğe dikkat çekerek radikal çözüm önerileri sundu. Alpago’nun özellikle müteahhitlik sistemi ve uygulama standartları üzerine yaptığı tespitler, salondakiler tarafından dikkatle takip edildi.

İnşaatta kafa karışıklığı bitmeli tek bir anayasa yazılmalı

Sektördeki en büyük handikaplardan birinin standartlar karmaşası olduğunu vurgulayan Şeref Alpago, sahadaki mühendislerin ve mimarların işini zorlaştıran prosedürlerin sadeleştirilmesi gerektiğini savundu. Bugün bir inşaat projesi hayata geçirilirken çok sayıda farklı yönetmelik ve şartnameye bakılmak zorunda kalındığını belirten Alpago, bu durumun uygulama hatalarına kapı araladığını ifade etti. Yeni mezun bir mühendisin, basit bir konuda bile 5-6 farklı kaynağı taramak zorunda kaldığına dikkat çeken Alpago, "Sektör olarak tek bir lisanla konuşmamız şart. Yıkılan binaları incelediğimizde, sorunun projeden ziyade neredeyse tamamen uygulama hatalarından kaynaklandığını görüyoruz. Bu hataların önüne geçebilmek için tüm standartları kapsayan, herkesin anlayabileceği tek bir uygulama el kitabı, yani bir 'inşaat şartnamesi' hazırlanmalı" ifadelerini kullandı. Alpago’ya göre, demirin nasıl bağlanacağından betonun nasıl döküleceğine kadar her detayın tek bir metotla belirlenmesi, sahadaki keyfiyeti ortadan kaldıracak en önemli adım olacak.

Amerika modeli önerisi: Sadece parası olan müteahhit olmamalı

Panelin en çarpıcı çıkışlarından biri de müteahhitlik mesleğinin icrasına yönelik getirilen eleştiriler oldu. Türkiye’de müteahhit olmanın prosedür açısından çok kolay olduğunu belirten Alpago, liyakatin esas alınması gerektiğinin altını çizdi. Örnek olarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sistemi gösteren deneyimli mühendis, "Amerika’da müteahhit olmak istediğinizde önünüze 24 kitaptan oluşan ağır bir müfredat ve geçmeniz gereken zorlu bir sınav konuluyor. Bizde ise Ticaret Odası’na kayıt yaptırmak veya geçici müteahhitlik belgesi almak çoğu zaman yetiyor" diyerek sistemdeki açığı gözler önüne serdi. Sadece müteahhitler için değil, şantiye şefleri için de benzer bir sınav ve yeterlilik sistemi getirilmesi gerektiğini savunan Alpago, bu sayede şantiyelerde meslektaşlarına yönelik artan şiddet olaylarının da önüne geçilebileceğine, çünkü kuralların kişilerin inisiyatifinden çıkıp net bir zemine oturacağına inandığını belirtti.

İzmir’in yapı karnesi alarm veriyor: Yüzde 35 risk altında

Toplantıda kentin mevcut durumuna dair verileri paylaşan İMO İzmir Şube Başkanı Bengi Atak ise endişe verici bir tablo çizdi. İzmir’in deprem master planı hazırlama konusunda öncü bir şehir olmasına rağmen, yapı stokunun durumunun hiç de iç açıcı olmadığını dile getirdi. Oda olarak Karşıyaka bölgesinde yürüttükleri envanter çalışmasına değinen Atak, yaklaşık 22 bin binanın tek tek tarandığını ve sonuçların yakında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile paylaşılacağını aktardı. Henüz tüm kentin röntgeni çekilmemiş olsa da akademik projeksiyonların korkutucu bir gerçeği işaret ettiğini belirten Atak, "Mevcut veriler ve bilimsel değerlendirmeler ışığında, İzmir’deki her 100 binadan 35’inin riskli kategoride olduğunu ve acilen detaylı incelemeye alınması gerektiğini söyleyebiliriz" dedi.

Bilinçsiz tadilatlar binaları mezara çeviriyor

Bengi Atak’ın dikkat çektiği bir diğer hayati konu ise binaların yaşlanması ve kontrolsüz müdahaleler oldu. Eski yönetmeliklere göre yapılmış, malzeme yorgunluğu olan binaların zaten kırılgan bir yapıda olduğunu belirten Atak, bunun üzerine eklenen bilinçsiz tadilatların faciaya davetiye çıkardığını vurguladı. Vatandaşların evlerinde veya iş yerlerinde "yenileme" adı altında yaptıkları bazı işlemlerin, binanın ayakta durmasını sağlayan taşıyıcı sistem elemanlarına zarar verdiğini hatırlatan Atak, "Ne yazık ki ülkemizde binaların periyodik olarak sağlık kontrolünden geçirildiği bir sistem yok. Kolon kesme veya kiriş delme gibi faaliyetler, binanın deprem direncini sıfıra indiriyor. Amacımız, projesine aykırı bu tip yapıları tespit edip, öncelikli olarak dönüştürülmesi gerekenleri belirlemek" diyerek denetim mekanizmasının önemine vurgu yaptı. Uzmanlar, ortak akılla hareket edilmezse, olası bir depremde bedelin çok ağır olacağı konusunda hemfikir kaldı.

Kaynak: DHA