
İstanbul, 25 Şubat 2026 – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ülke genelinde sürdürdüğü "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" miting serisine İstanbul'un üçüncü bölgesinde hız kesmeden devam ediyor. Serinin 92'nci durağı olan Bakırköy mitingi, bu akşam Bakırköy Cumhuriyet (Özgürlük) Meydanı'nda gerçekleşti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in liderliğinde düzenlenecek miting, İstanbul'un 39 ilçesinde tamamlanan ilçe buluşmalarının ardından başlayan bölge mitinglerinin ilki olma özelliğini taşıyor. Dondurucu soğuklara rağmen halkın yoğun katılım gösterdiği önceki mitinglerin ardından, Bakırköy'de de büyük bir kalabalık toplandı.

ÖZGÜR ÖZEL KONUŞTU
Silivri Marmara Cezaevi’ndeki Ekrem İmamoğlu ziyareti sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bakırköy Meydanı’nda kalabalığa seslendi. AKP toplantısında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kabe'de hacılar hu der Allah" ilahisi için açıklama yaptı. Erdoğan, "Kabe'de hacılar hu der Allah... Bu ilahiyi yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum" dedi. Özel Erdoğan'ın "ilahi" sözlerine miting meydanından yanıt verdi. Özel, "Bugün çıkmış grup toplantısında ilahi okuyor. O ilahi okuyanların ağzına yakışır, ayrı konu. Ama siyasetin konusu değildir. Sen kürsüye çıkınca Erdoğan, orada ilahi okumayacaksın, yoksulluğu bitirmeyi konuşacaksın, işsizliği konuşacaksın, kuru ekmekle sahur yapanları konuşacaksın, sosyal yardımla iftar yapanları konuşacaksın, işsizliği bitiyor musun onu konuşacaksın" ifadelerini kullandı.
Sözlerine 19 Mart 2025'ten bu yana yaşananları hatırlatarak başlayan Özel'in konuşmasından öne çıkanlar: "343 gün önce, birileri İstanbul'a dedi ki 'sen bilmezsin ben bilirim, oy ver dedim verdin, aday gösterdim seçtin, bundan sonra da öyle olacak, kimin yöneteceğine ben karar vereceğim, benim istediğim olacak' dedi. O gün kendi geçmişinde, kendi tarihinde 3 aylık bir hapis cezası olan, o cezayı alana kadar rüşvetle, irtikapla, terör örgütüne destekle suçlanan, ama evine bir gün polis gelmeyen, bir gün tutuklu yargılanmayan, cezası Yargıtay'da kesinleşene kadar görevinin başında kalan, cezaevine davulla zurnayla mitingle giden, koğuş arkadaşını bile kendi seçen, içeride şiir kasedi bile çıkaran birisi, kendisiyle aynı görevde olan, kendisine karşı yapılan suçlamaları kopyala yapıştır yapıp yapıştırdığı kişi tarihin en büyük iftirasıyla karşımıza çıktı.

Bir gece bir ailenin iftar sofrasındayken diploması iptal edildi. Ertesi gün sabahın köründe evine polisler geldi. Aldılar götürdüler. 'Teröre yardım ettin' dediler, 'Sen ajanlık yaptın, buradan da dosyan var,' dediler, uçak buldular 'bu senin' dediler. Eşine, eşinin kardeşine kadar türlü türlü iftiralar attılar. 343 boyunca terör dediler yalan çıktı, ajan dediler yalan çıktı, casus dediler yalan çıktı, kasalarda para var dediler mühür çıktı, bavulda para var dediler, jammer çıktı, İBB'nin altında milyon dolarlar var dediler bu da yalan çıktı, yalan atanlar yüzsüz çıktı.

'Bu bir darbe girişimidir. Her darbe mutlaka iktidara olur. Bu darbe iktidarın muhatap olduğu değil fail olduğu darbedir. Darbenin muhatabı ise bir sonraki iktidardır. Teslim olamayız. Sembol Saraçhane'dir orayı teslim edemeyiz. Hepiniz buraya gelin' dedik. Ne oldu? Apar topar İstanbul'da 3 kişi bir araya gelmek, toplanma yasak, eylem yasak dediler. Vatan önünde 4 bin partilimiz vardı önlerine bariyer çektiler. Beyazıt'ta gençlerin önüne barikat çektiler. Otobüsleri yasakladılar, köprüleri kaldırdılar, metroları yasakladılar, vapurları bağladılar ve o gün, o darbenin ilk saatlerinde arkadaşlara 'hiç korkmayın, ne olacaksa bu akşam olacak, inceldiği yerden kopacak, ya O kazanacak ya İstanbul kazanacak' dedim. Türkiye'nnin kurucu iradesi işgal kuvvetlerine nasıl direndiyse İstanbul Üniversitesi geleneğine sahip çıkarak, önündeki bariyerleri yıkarken öyle direndi.
"SARAÇHANE'DE MİLYONLAR OLACAĞIZ"
Saraçhane'de 7 gün 7 gece kaldık. 110 bin kişiyle başladık 550 bin kişilik 23 Mart akşamını yaşadık. 26'sında kayyum atamaya cesaret edemediler. 'İlk birkaç mitigin yaparsınız savsar mitingleriniz' dediler, 'kimi bulacaksınız' dediler. Dedik ki bu dediğiniz şartlarda miting yapılmaz. Miting için hesap kitap yapılır. 'Ama biz ne Anadolu'ya ne de geceleri İstanbul'a mitinge gelmeyeceğiz, eyleme geleceğiz' dedik. O gün bugün hiç ara vermeden 39 ilçemizi tek tek dolaştık. İlçe mitinglerine Şişli ile başladık geçen hafta Ataşehir'de noktaladık. 3 hafta var buradan geri sarıyoruz. 3. Bölge'den başlıyor, 19 Mart'a kadar geri sayıyoruz dedik. Çarşamba akşamları meydanları boş bırakmadan, mücadeleyi yarım bırakmadan, meydanlarda adaletin sesini haykırarak devam ediyoruz ve darbenin yıl dönümünde tarihi bir eylemde Saraçhane'de milyonlar olacağız.

Sizin azminizle bir devir kapanıyor, bir devir açılıyor. Bakan evlatlarının devri gidiyor, vatan evlatlarının devri geliyor. Emeklinin sorunlarını çözemiyorlar, emeğin hakkını veremiyorlar, çiftçiler kölelik sistemine sürükleniyor buna karşı çıkamıyorlar. 4 gençten 3'ü yabancı ülkeye yerleşmek istiyor, gençler yabancı ülke hayalleri kuruyor. 19 Mart darbesi büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk dalgası yaratacak diye beklenirken, bizi mücadeleden düşürmesi beklenirken, sorumluluğumuzu bilerek büyük bir umuda dönüştü. Gevşemeden, azalmadan mücadeleye devam etme zamanı. Yalanlarla boğuştuk, dimdik ayakta durduk. İddianameyi getirin yargılanmaya değil yargılamaya başlayacağız dedik.
'DAVALAR CANLI YAYIMLANSIN'
9 Mart'ta dava başlıyor. Herkesi sözünün arkasına durmaya davet ediyorum. Devlet Bahçeli ve Erdoğan'ın 'Dava TRT'de yayımlansın' sözlerini söylemişlerdi. İddianame çıktı, canlı yayın lafını eden yok. Haklılar, gerçekler ve iftiralarını çürütenler duyulmasın istiyorlar. Hem Devlet Bey'e hem Tayyip Bey'e sesleniyorum, savcınıza, iddialara, iftiracı yapılanlara güveniyorsanız biz buradayız, davaları canlı yayınlayın, millet iddiayı da duysun cevaplarını da duysun. 'Eyvah hiçbir şey bulamadılar, bunlar duyulmasın' diyorsanız arkadaşlarımızı bırakın tutuksuz yargılansın. Aylardır bir iddianame yazamıyorlar. Kimi arkadaşımızın dosyasında tek kişi var, iddianame yok. Sebebi ne? Bayrampaşa'yı kurayla hileyle AKP'ye kazandırmaya çalıştılar. Gaziosmanpaşa'da türlü iftiralar attılar belediye meclis üyesi çoğunluğu onlarda diye. Arkadaşlarımızı bıraksalar Tayyip Bey'in cakası yere düşecek, ondan bırakmıyorlar. Ne bulduysanız yazın artık, iftiralarınız çöksün, arkadaşlarımız çıksın. Bütün evlerin bahçelerini kazdılar, kuyularını kazdılar, onlarca denetçi geldi gitti, tek bir delik para bile bulamadılar delil olacak.

'DİPLOMASIZ ERDOĞAN SLOGANI'
Mitinglerde 'diplomasız Erdoğan' dendi diye Cuhmrubaşkanı bana dava açtı. Avukatım mahkemeye gitti, yerini aldı, karşısına da Cumhurbaşkanı'nın avukatları oturdu. Erdoğan'ın avukatı diyor ki 'Özgür Özel müvekkilimin diplomasının olmadığını iddia ederek kendisine iftira ve hakarette bulunmuştur.' Benim avukat da şöyle diyor 'Peki, diplomanız var mı?' Diyorlar ki 'var tabii.' Benim avukat diyor ki 'dosyaya sunun o zaman.' Buradaki avukat diyor ki 'Sunmaya gerek yok.' Hakim diyor ki 'Nasıl yok? Diplomasız dedi diye dava açıyorsun, varsa diplomayı dosyaya niye sunmuyorsun?' Hakim bunu deyince Erdoğan'ın avukatı reddi hakim dilekçesi yazmış. Dilekçede 'bu hakim müvekkilimin diplomasıyla özel olarak ilgilendiğinden, diplomanın olmadığını düşündüğünden bunu değil başka hakimi istiyoruz' demiş. Erdoğan o diplomayı varsa bul ortaya çıkar yoksa gece rüyanda bile 'diplomasız Erdoğan' dendiğini duyarsın.

'MİLLETİN KÖPRÜSÜNÜ SANA SATTIRMAYIZ'
Erdoğan'ın köprüleri ve otoyolları satmaya niyetlendiğine dair belgeler var. Buradan soruyorum, bu köprülerden otoyollardan 59 liraya geçilen köprü 350 lira olacak. Bugünkü fiyatıyla bile yılda 600 milyon dolar gelir getiriyor. Sen bunu 3 milyar dolara satmaya kalkıyorsun. Yani 5 yıllık kirasına 25 yıllığına köprüyü veriyorsun. Altın yumurtlayan tavuk satılmaz. Babandan kalsa satmayacağın paraya milletin köprüsünü sattırmayız sana. Sana soruyorum Erdoğan sen bu köprüleri satmaya niyetli misin, değil misin? 10 yıl önce köprülere 7 milyar istiyordu, 5,5 milyar verdiler, 7'den aşağı satmak vatan hainliğidir dedi. Şimdi 3,5 milyara satmaya niyetleniyor. Vatan hainliğine tur bindiriyor.

'FERDİ ZEYREK'İN SEVDİĞİ BİR ANI VARDI...'
Bir tane video var, grup toplantısındayız, Manisalılar da gelmiş, 18 belediyenin 15'ini almışız, ben bunu anlatmaya başlayınca Ferdi Başkan ayağa kalkıp alkışlamaya başlıyor. Her fırsatta 'Genel Başkanım çok güzel anlatıyon bir daha anlatsana' diyordu. Bir de buradan anlatayım. 2009 yılında Manisa'da adayımız kalp krizi geçirdi. Rahmetli Deniz Bey aradı dedi ki 'böyle böyle bir görev var,' ben de Türk Eczacıları Birliği'nde bir görevdeyim. 'Sayın Genel Başkanım olmaz, geç kaldık olmaz, vaktiyle yapacaktık olmaz' dedim. O da dedi ki 'Sen bu seçimi gidip alacaksın.' Dedim 'olmaz.' Dedi 'olur, bugün olmazsa bir gün alacaksın o Manisa'yı.' Partinin bayrağı bırakılmaz, aldık gittik, %14 aldık. 2014'te büyükşehir oldu %19 aldık, 18'de sıfır yaptık. Yüzde 6, 13, 19, 23, 26, 29 derken, Genel Başkan olduk, doğru adayı bulduk, bu esnada Ferdi ayağa kalkıyor, 'aha bu arkadaşlarla 20 yıl çalıştık, %6 aldığımız yerde %60 aldık' diyorum. O yüzden hiç kimsenin umutsuzluğa kapılmasına gerek yok. Halktan güçlü kimse yok. Millete güvenmekten başka çare yok. Darbeciye geçit yok. Milletle birlikte biz kazanacağız.

YUSUF TEKİN VE RAMAZAN GENELGESİ KONUSU
Bu ülkede kimsenin dinine, inancına, giyimine kuşamına kimsenin karışmaya niyeti yok. İnanç özgürlüğünün, kimsenin kimseye karışmamasının, Türkiye'nin kardeşliğinin teminatıyız. Sabiciklere, 4 yaşında 5 yaşında çocuklara ailesi karışır ailesi. Sen ne orucuna karışırsın ne namazına... Ailesi karışır. Çocuklar arasında ayrım çıkarmaya, çocukları birbirinden ayrıştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu ülke birdir, beraberdir, bu kutuplaştırıcı bile bile kriz çıkarmaya çalışan Milli eğitim Bakanı'na da onu atayan patronuna da geçit vermeyecektir.
Bugün çıkmış grup toplantısında ilahi okuyor. O ilahi okuyanların ağzına yakışır, ayrı konu. Ama siyasetin konusu değildir. Sen kürsüye çıkınca Erdoğan, orada ilahi okumayacaksın, yoksulluğu bitirmeyi konuşacaksın, işsizliği konuşacaksın, kuru ekmekle sahur yapanları konuşacaksın, sosyal yardımla iftar yapanları konuşacaksın, işsizliği bitiyor musun onu konuşacaksın.

İMAMOĞLU SİLİVRİ'DEKİ HÜCRESİNDEN MEYDANA SESLENDİ
340 gündür Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bakırköy'de bir araya gelen vatandaşlara bir mektup gönderdi.
İmamoğlu'nun Marmara 1 No.lu Cezaevi'ndeki hücresinden yazdığı mektup, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tarafından seslendirildi. İmamoğlu, Çelik tarafından okunan mektubunda şunları söyledi: “Güzel Bakırköy’ün, güzel insanları… Benim mert, cesur hemşerilerim… Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, koca yürekli çocuklar, başı dik, onurlu gençler… Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Her birinize hasretle, teker teker kucaklıyorum. Bugün bu meydanda, Ayşegül Ovalıoğlu Başkanımla birliktesiniz. Tüm İstanbul’da sergilediğimiz halkçı ve icraatçı uygulamaların en güzel örneklerini Bakırköy’de hayata geçirdiği için, Ayşegül Başkanımıza ve tüm mesai arkadaşlarına kez daha teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Göreve geldiğimiz günden bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak canla başla çalışıyoruz. İstanbul’un her bir ilçesini, her mahallesini ve her sokağını eşit görüyor, ayrım yapmadan hizmet ediyoruz.”
“GÖNÜL RAHATLIĞIYLA SÖYLÜYORUM Kİ; BAKIRKÖY- BAHÇELİEVLER-KİRAZLI HATTINI DA BİZ HİZMETE SUNDUK”
“Bakırköy’ün de ulaşım, sosyal destek, yeşil alan, altyapı gibi pek çok alandaki sorunlarına çözümler ürettik. Dünyanın aynı anda 10 hatta metro inşaatı yapan tek şehri olarak, Bakırköy’ün ulaşımını kolaylaştıracak Ataköy-İkitelli metro hattını açtık. Gönül rahatlığıyla söylüyorum ki; Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı metro hattını da biz hizmete sunduk. Daha önce Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yapmasına karar verilen bu hatta neler olduğunu bir hatırlarsınız. Bakanlığın yapıp, işletmesi için idaremize devrettiği bu hattın tüm yapım maliyeti, 2019 Mayıs ayında değiştirilen mevzuatla, 1 yıldan kısa sürede İBB’den kesilmiştir. Hatta, hattın metro araçlarını da almadılar. Bu araçları da İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, biz alacağız. Çünkü biz millete hizmet etmeye, onlar ise millete hizmet edeni engellemeye odaklılar.”

“ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN ÇALIŞMAYA, ÜRETMEYE, ÇÖZÜM BULMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
“Bakırköy’e, 4 kreş kazandırdık. 2 yeni kreşimizin yapımına da devam ediyoruz. Ayamama Deresi'ni ıslah ettik ve çevresine Ayamama Yaşam Vadisi'ni kurduk. Böylelikle İstanbul'a 1 milyon metrekare daha yeşil alan kazandırmış olduk. Florya Su Sporları Merkezi’ni hizmete açtık. Cumhuriyet Meydanı'nı düzenledik. Baruthaneyi restore ederek, müze, kütüphane, kafe ve sosyal mekanların olduğu bir yaşam alanına çevirdik. Durmayız, durmayacağız. Kentsel dönüşüm projemiz KİPTAŞ Bakırköy İş Bankası Mensupları Sitesi’ni yakında tamamlıyoruz. Ayamama Yaşam Vadisi’nin 1. etap 2. kısmı için var gücümüzle çalışıyoruz. Bizi bu şehre, bu ülkeye hizmet etmekten alıkoyacak güç yoktur. Milletimiz bize sevgisini, takdirini gösterdiği sürece, şartlar ne olursa olsun çalışmaya, üretmeye, çözüm bulmaya devam edeceğiz.”
“BU HAYATİ VAZİFEDE YAN YANA GELEMEYENLER, BİRLİKTE MÜCADELE EDEMEYENLER, MİLLETE HESAP VEREMEZLER”
“Biz, azim ve kararlılığımızı, bu güzel vatana, bu aziz millete, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan derin sevgi ve bağlılığımızdan alıyoruz. Hep birlikte çıktığımız bu yol, hiçbir zaman kolay değildi. Bundan sonra da kolay olmayacak. Ama hiçbir zaman zorluklara teslim olmadık; olmayacağız. Yılgınlığa, umutsuzluğa düşmedik; düşmeyeceğiz. Hep birlikte Türkiye’ye sahip çıkmak zorundayız. Bu; Cumhuriyet ve demokrasiye inanan, laikliği, hukukun üstünlüğünü, sosyal adaleti ‘olmazsa olmaz’ kabul eden herkesin en acil, en önemli vazifesidir. Bu hayati vazifede yan yana gelmeyenler, birlikte mücadele edemeyenler, millete hesap veremezler. Toplumsal birliği ve bütünlüğü sağlamak, her türlü partizan ön yargı ve refleksten kurtulmakla başlar. İstikrarlı ve adaletli bir refaha kavuşmuş, özgür ve mutlu bir ülke inşa etmek için, Türkiye kadar büyük, Türkiye kadar renkli, Türkiye kadar bereketli bir büyük buluşmaya ihtiyacımız var.”

“BU GÜÇLÜ UZLAŞMANIN PUSULASI MİLLETİMİZİN SAĞDUYUSUDUR, VİCDANIDIR”
“Bu büyük buluşmanın, bu güçlü uzlaşmanın pusulası milletimizin sağduyusudur, vicdanıdır. Her şeyden önce, seçimlerin adil, eşit ve güvenli bir ortamda yapılması için sorumluluk duygusuyla çalışmak, muhalefet olarak hepimizin tarihi sorumluluğudur. Milletin iradesinin hiçbir baskı ve kuşku içermeyecek bir biçimde şekillenip sandıktan çıkmasını, yani ‘seçimde adaleti’ sağlamadan, ülkemizdeki diğer adaletsizlikleri ortadan kaldıramayız. Ben, milletimizin olgunluğuna, ferasetine yürekten inanıyorum. Bir pazar günü, milletçe sandığa coşkuyla, sevgiyle, sulh içinde gidecek ve ülkemizi bu karanlığın içinden hep birlikte çekip çıkaracağız. İnsanca ve hakça bir düzen kuracak, adalete ve hürriyete, refaha ve berekete, birlik ve kardeşliğe ulaşacağız. Hak yerini bulacak, her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

“Biz, azim ve kararlılığımızı, bu güzel vatana, bu aziz millete, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan derin sevgi ve bağlılığımızdan alıyoruz. Hep birlikte çıktığımız bu yol, hiçbir zaman kolay değildi. Bundan sonra da kolay olmayacak. Ama hiçbir zaman zorluklara teslim olmadık; olmayacağız. Yılgınlığa, umutsuzluğa düşmedik; düşmeyeceğiz. Hep birlikte Türkiye’ye sahip çıkmak zorundayız. Bu; Cumhuriyet ve demokrasiye inanan, laikliği, hukukun üstünlüğünü, sosyal adaleti ‘olmazsa olmaz’ kabul eden herkesin en acil, en önemli vazifesidir. Bu hayati vazifede yan yana gelmeyenler, birlikte mücadele edemeyenler, millete hesap veremezler. Toplumsal birliği ve bütünlüğü sağlamak, her türlü partizan ön yargı ve refleksten kurtulmakla başlar. İstikrarlı ve adaletli bir refaha kavuşmuş, özgür ve mutlu bir ülke inşa etmek için, Türkiye kadar büyük, Türkiye kadar renkli, Türkiye kadar bereketli bir büyük buluşmaya ihtiyacımız var.”

“Bu büyük buluşmanın, bu güçlü uzlaşmanın pusulası milletimizin sağduyusudur, vicdanıdır. Her şeyden önce, seçimlerin adil, eşit ve güvenli bir ortamda yapılması için sorumluluk duygusuyla çalışmak, muhalefet olarak hepimizin tarihi sorumluluğudur. Milletin iradesinin hiçbir baskı ve kuşku içermeyecek bir biçimde şekillenip sandıktan çıkmasını, yani ‘seçimde adaleti’ sağlamadan, ülkemizdeki diğer adaletsizlikleri ortadan kaldıramayız. Ben, milletimizin olgunluğuna, ferasetine yürekten inanıyorum. Bir pazar günü, milletçe sandığa coşkuyla, sevgiyle, sulh içinde gidecek ve ülkemizi bu karanlığın içinden hep birlikte çekip çıkaracağız. İnsanca ve hakça bir düzen kuracak, adalete ve hürriyete, refaha ve berekete, birlik ve kardeşliğe ulaşacağız. Hak yerini bulacak, her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

Özgür Özel, miting öncesi sosyal medya hesabından yaptığı çağrıda şu ifadeleri kullandı:
"Meydanlar Türkiye’nin dört bir yanında tek bir şey söylüyor: Seçim! Seçim! Seçim! O sandığı getirecek, bu milletin yakasından düşeceksiniz! Bu akşam 92’nci eylemimizde İstanbul 3’üncü bölgedeyiz. 25 Şubat Çarşamba, saat 20.30, Bakırköy Cumhuriyet (Özgürlük) Meydanı."




