UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’nde yapımı süren Ziyaretçi Karşılama Merkezi projesi, siyaset ve kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. CHP İzmir Milletvekili ve CAO Kültür-Turizm Politika Başkanı Seda Kaya Ösen, projenin birinci derece arkeolojik SİT alanı içerisinde yürütülmesine sert sözlerle karşı çıktı. Ösen, devam eden çalışmaların “koruma” adı altında yürütülen bir ticari rant projesi olduğunu savunarak, “Efes’e ihanetin belgesi ortadadır” dedi.

Whatsapp Image 2026 02 08 At 10.16.31

Tahtalı nefes aldı: Barajda doluluk artıyor
Tahtalı nefes aldı: Barajda doluluk artıyor
İçeriği Görüntüle

“Efes tüm insanlığın ortak mirasıdır”

Projeye ilişkin yazılı ve görsel verileri kamuoyuyla paylaşan Ösen, Efes’in yalnızca Türkiye’nin değil, tüm insanlığın ortak kültürel mirası olduğuna dikkat çekti. Dünya mirası statüsündeki bir alanda hafriyat, kazı ve betonarme unsurların kabul edilemez olduğunu vurgulayan Ösen, “Bu alanın her santimetresi tarih barındırıyor. Burada yapılacak en küçük müdahale bile geri dönülmez zararlara yol açabilir” ifadelerini kullandı.

“Birinci derece arkeolojik SİT alanı inşaata açılıyor”

Ösen’in en sert eleştirilerinden biri, projenin konumuna yönelik oldu. Birinci derece arkeolojik SİT alanında inşaat faaliyetinin yürütüldüğünü belirten Ösen, “2863 sayılı yasa bu alanlarda çivi çakılmasını dahi yasaklıyor. Buna rağmen Efes’in kalbinde hafriyat yapılıyor, zeminler kazılıyor” diyerek yetkililere tepki gösterdi. Ösen’e göre proje, koruma ilkesinden çok, ticari kazanç odaklı bir anlayışla şekillendirildi.

Selçuk Belediyesi raporu dikkat çekiyor

Açıklamasında Selçuk Belediyesi tarafından hazırlanan rapora da atıfta bulunan Ösen, projeye dair çarpıcı detayların bu raporda açıkça yer aldığını söyledi. Rapora göre, karşılama merkezi için belirlenen alanların, bakanlık projesiyle imar planına yansıtılmadan değiştirildiğini ifade eden Ösen, yaklaşık 150 bin metrekarelik alanın proje sahası olarak belirlendiğini vurguladı. Bu alanın büyüklüğünün, basit bir karşılama merkeziyle açıklanamayacak ölçekte olduğunu dile getirdi.

“Otopark, çarşı, ticari birimler planlanıyor”

Raporda yer alan bilgilere göre, proje kapsamında 33 bin metrekarelik bir alanda hafriyat yapılması ve 180 otobüslük bir otopark inşa edilmesi öngörülüyor. Bunun yanı sıra 5 bin 200 metrekarelik alanda çarşı alanı planlandığını, gişe ve çevre düzenlemesiyle birlikte toplamda 44 bin 200 metrekarelik alanın yapılaşmaya açılacağını belirten Ösen, “Bu tablo, masum bir ziyaretçi karşılama merkezini değil, devasa bir ticari kompleksi işaret ediyor” dedi. Ayrıca projede 61 adet ticari birim öngörülmesinin, rant iddialarını güçlendirdiğini savundu.

Whatsapp Image 2026 02 08 At 10.16.32

“Mayıs ayında beton dökme görüntüsü var”

Ösen, kamuoyunda yapılan “betonarme yapı yok” açıklamalarına da sert çıktı. Alandan gelen görüntülerin iddiaları boşa çıkardığını söyleyen Ösen, “20 Mayıs 2025 tarihli beton dökme görüntüleri ortadadır. Bu tek başına bile yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığını gösteriyor” dedi. Beton kullanılmadığı iddia edilse dahi, altyapı için yapılan kazı, dolgu ve drenaj çalışmalarının bile arkeolojik dokuya zarar verme riski taşıdığını vurguladı.

“Arkeolojik sondajlar tamamlanmadan nasıl başlanır?”

Projeye yönelik en önemli eleştirilerden biri de bilimsel süreçlerin işletilmemesi oldu. Ösen, altyapı ve üstyapı çalışmaları kapsamında yapılacak yağmur suyu drenajı, kazı ve dolgu işlemlerinin arkeolojik değerlere etkisinin araştırılmadığını savundu. Ayrıca, bu ölçekte bir projeye başlanmadan önce yapılması gereken arkeolojik sondaj çalışmalarının tamamlanmadığını ifade ederek, “Bilimsel raporlar olmadan bu kadar büyük bir müdahale nasıl yapılır?” sorusunu yöneltti.

“Artemis Tapınağı’nın dibinde prefabrik yapı”

Ösen’in dikkat çektiği bir diğer nokta ise Artemis Tapınağı çevresindeki uygulamalar oldu. Tapınağın hemen yakınına yerleştirilen prefabrik bir yapının zemininin betonla kaplandığını belirten Ösen, “Yapının prefabrik olması masumiyet sağlamaz. Beton zemini olan her yapı, bu alan için tehdittir” dedi. Birinci binyıla uzanan yerleşim, kilise ve tapınak kalıntılarının bulunduğu bu bölgede her türlü yapılaşmanın risk taşıdığını dile getirdi.

“Projeyi Efes’in kapısına kim kaydırdı?”

Açıklamasının en çarpıcı bölümünde Ösen, projenin neden Efes’in girişine bu kadar yakın bir noktaya taşındığını sorguladı. Alan yönetim planında karşılama merkezinin çok daha uzakta konumlandırılmasının öngörüldüğünü hatırlatan Ösen, “Bu proje başlangıçta başka bir noktadaydı. Kim, hangi gerekçeyle bu yapıyı Efes’in kapısına kaydırdı?” sorusunu yöneltti. Bu değişikliğin arkasındaki karar mekanizmalarının açıklanması gerektiğini söyledi.

“Bu sadece bugünün değil, geleceğin meselesi”

Ösen, açıklamasını Efes’in korunmasının yalnızca bugünkü kuşakların değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu vurgulayarak tamamladı. “Efes’te atılan her adım, binlerce yıllık bir tarihe dokunuyor. Bu mirası ticari hesaplara kurban edemeyiz” diyen Ösen, konunun takipçisi olacaklarını ve gerekli tüm hukuki ve siyasi adımların atılacağını belirtti.

Kaynak: Haber Bülteni