POLİTİKA

CHP'den Buca Cezaevi önünde adalet isyanı: İki yıldır hazırlanamayan iddianameye sert tepki

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ve Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Buca Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu'nu ziyaret etti. Ziyaretin ardından açıklama yapan Güç, sürecin tamamen siyasi bir kumpas olduğunu belirterek, tahliye beklerken açılan ikinci soruşturmanın iddianamesinin iki yıldır yazılamamasına isyan etti.

Abone Ol

Türkiye'nin siyasi gündemini derinden sarsan tutuklamalar ve ardı arkası kesilmeyen yargı süreçleri, muhalefet cephesinde büyük bir tepkiyle karşılanmaya hız kesmeden devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir teşkilatının en üst düzey isimleri, partinin sembolik isimlerine destek vermek ve yaşanan hukuki tıkanıklığı kamuoyunun vicdanına sunmak amacıyla önemli bir buluşma gerçekleştirdi. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, beraberindeki Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ile birlikte rotasını sabahın erken saatlerinde Buca Cezaevi'ne çevirdi. Demir parmaklıklar ardında adaleti bekleyen önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve önceki dönem İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile yapılan bu kritik görüşme, parti tabanına güçlü bir birlik mesajı verirken, yargı sistemindeki aksaklıklara ve adaletsizliklere de ayna tuttu.

Tahliye beklenirken devreye sokulan ikinci perde

Gerçekleşen kritik cezaevi ziyaretinin hemen ardından demir kapıların önünde kameraların karşısına geçen İl Başkanı Çağatay Güç, içerideki atmosferi, tutuklu siyasetçilerin moral durumunu ve yürüttükleri kararlı duruşu basın mensuplarıyla detaylı bir şekilde paylaştı. Sürecin her iki taraf için de oldukça yıpratıcı ve tahammül sınırlarını zorlayan bir hal aldığını gizlemeyen Güç, meselenin sıradan bir adli vakadan ziyade aleni bir siyasi süreç olduğunun altını kalın çizgilerle çizdi. Özellikle ilk soruşturma dosyasında somut delil bulunamaması üzerine tahliye adımlarının atılmasının beklendiği o umutlu anda, hukuki hiçbir yeni ve tutarlı delil sunulmadan tamamen benzer iddialarla ikinci bir soruşturmanın başlatılması parti içinde büyük bir infial ve öfke yaratmıştı. Güç, bu arka arkaya gelen hamlelerin tutukluluğu zorlama bir şekilde, adeta bir cezalandırma yöntemi olarak uzatmak için tasarlandığını belirterek, yaşananların tam anlamıyla organize bir hukuksuzluk örneği olduğunu ifade etti.

İki yılda bulunamayan deliller

Açıklamaların en çarpıcı ve düşündürücü noktası ise adalet mekanizmasının işleyiş hızına ve niyetine yönelik yapılan sert eleştiriler oldu. Tutuklu bulunan tecrübeli siyasetçiler Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu'nun mevcut durumdaki en büyük ve en insani beklentisinin, aylar önce başlatılan bu ikinci ve gölge soruşturmaya ait iddianame dosyasının artık bir an evvel mahkeme heyetine sunulması olduğu vurgulandı. Birinci soruşturmanın başlatılmasının üzerinden tam iki koca yıl geçmesine rağmen, yargı makamlarının hala elleri boş bir şekilde beklediğine dikkat çeken Güç, "İki yılda neyi bulamadılar ki bu ikinci soruşturmadaki iddianameyi hazırlayamıyorlar?" diyerek yargının içine düştüğü duruma isyan etti. Adil yargılanma hakkının en temel evrensel prensibi olan savunma hakkının bile isteye kullandırılmaması, sürecin hukuki bir arayıştan çıkıp siyasi bir cezalandırma aracına dönüştüğünün en büyük kanıtı olarak kamuoyuna gösterildi.

İktidar yolunda kurulan tuzaklara karşı omuz omuza

Söz konusu operasyonların, bitmek bilmeyen soruşturmaların ve uzatılan tutuklamaların zamanlaması da Cumhuriyet Halk Partisi kurmayları tarafından son derece manidar bulunuyor. İl Başkanı Çağatay Güç, kurgulanan bu hukuki cenderenin asıl amacının sadece eski büyükşehir belediye başkanını ve eski il başkanını şahsi olarak demir parmaklıklar ardında zor durumda bırakmak olmadığını, asıl hedefin partinin kurumsal kimliğine ve toplumsal algısına zarar vermek olduğunu net bir dille ifade etti. Kararlılıkla iktidara yürüyen bir siyasi hareketin önünün bu tarz asılsız dosyalarla, kumpas davalarıyla ve medya üzerinden yürütülen algı operasyonlarıyla kesilmeye çalışıldığını belirten Güç, örgüt olarak kurulan bu şeffaf oyunların tamamen farkında olduklarını söyledi. Türkiye'nin oldukça zorlu ve virajlı bir siyasi iklimden geçtiğini kabul eden İzmir İl Başkanı, tüm bu baskı mekanizmalarına ve yıldırma politikalarına rağmen parti örgütünün bütünsel anlamda bir arada durmaya, omuz omuza mücadele etmeye ve sokak sokak kenetlenmeye devam edeceğini gür bir sesle haykırdı.

Adalet tecelli edene kadar mücadele sürecek

Kurumsal olarak hukuk sistemine olan inançlarını tamamen yitirmediklerini ancak sürecin bu kadar hantal, önyargılı ve taraflı işlemesinin demokratik bir hukuk devleti normlarında asla kabul edilemez olduğunu belirten parti yönetimi, uzman avukat ordusuyla birlikte dosyanın her satırını titizlikle inceliyor. Hukukçuların ve partili uzmanların ortak görüşü ise, şişirilmiş dosyalardan, soyut suçlamalardan ve tekrar eden benzer iddialardan oluşan bu soruşturmaların sonucunda adaletin terazisinde hiçbir hukuki karşılık çıkmayacağı yönünde. Gökçe Gökçen'in de bizzat tanıklık ettiği ve genel merkez düzeyinde destek verdiği bu dayanışma ziyareti, sadece tutuklu isimlere bir moral aşısı değil, aynı zamanda haksızlığa karşı topyekûn bir meydan okuma niteliği taşıyordu. Çağatay Güç, açıklamalarının son bölümünde soğuk cezaevi duvarları önünde kendilerini bir an olsun yalnız bırakmayan, hak, hukuk ve adalet arayışına omuz veren tüm ilçe başkanlarına ve partili yoldaşlarına yürekten teşekkür ederek, karanlığın eninde sonunda aydınlanacağına ve adaletin er ya da geç tecelli edeceğine olan sarsılmaz inançlarını bir kez daha tüm ülkeye ilan etti.