Medya dünyasının en köklü ve stratejik kurumlarından biri olan Basın İlan Kurumu (BİK), teknolojinin hızla dönüştürdüğü gazetecilik mesleğinin geleceğini tartışmaya açtı. Kurumun Genel Müdürü Abdülkadir Çay, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlenen "Yapay Zeka Çağında Habercilik" paneline ev sahipliği yaptı. Konuşmasında mesleğin sadece teknik bir iş olmadığını, aynı zamanda büyük bir toplumsal sorumluluk barındırdığını vurgulayan Çay, küresel krizlerden dijitalleşmenin getirdiği risklere kadar geniş bir perspektifte değerlendirmelerde bulundu. Gazeteciliğin, risk alarak gerçekleri ortaya çıkarma sanatı olduğunu belirten Çay, konuşmasının başında meslek şehitlerini ve zor şartlarda görev yapan basın emekçilerini andı.

Kabus gibi! Cesedi iş makineleriyle aranıyor
Kabus gibi! Cesedi iş makineleriyle aranıyor
İçeriği Görüntüle

Gazze’de hakikatin sesi olanlara selam

Genel Müdür Çay, konuşmasının en duygusal bölümünü Gazze’de yaşanan insanlık dramına ve burada görev yapan basın mensuplarına ayırdı. İsrail’in uyguladığı sistematik şiddeti ve soykırımı dünyaya duyurmak için canlarını feda eden gazetecileri rahmetle anan Çay, "Bu yolda hayatını kaybeden meslektaşlarımızın sayısı bildiğim kadarıyla 250'nin üzerinde. Onlar, uluslararası hukukun ihlal edilişini ve mazlum Filistin halkının haklı mücadelesini duyurmak için kendilerini feda ettiler" dedi. Çay, güvenlik güçlerinin bile girmekte zorlandığı afet bölgelerinde, kendi hayatlarını hiçe sayarak toplumu bilgilendiren tüm basın emekçilerine teşekkür etti.

Whatsapp Image 2026 01 09 At 10.32.10

15 Temmuz’un onurlu kalemleri unutulmadı

Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük ihanet girişimi olan 15 Temmuz darbe kalkışmasına da değinen Abdülkadir Çay, o karanlık gecede medyanın üstlendiği tarihi role dikkat çekti. "Bundan 10 yıl önce, o puslu havada demokrasinin yanında saf tutan gazetecileri anmadan geçemeyiz" diyen Çay, FETÖ’nün işgal girişimine karşı "Milli iradeye tokat", "Halkın gücünün üstünde güç yoktur" manşetlerini atan, televizyon ve radyo yayınlarıyla darbenin seyrini değiştiren "omurgalı" gazetecileri selamladı. Çay, bu duruşun gazetecilik mesleğinin onuru olduğunu vurguladı.

Dijital vicdan ve yapay zeka çöplüğü uyarısı

Konuşmasında dijitalleşmenin getirdiği etik sorunlara da geniş yer ayıran BİK Genel Müdürü, Türk Dil Kurumu’nun (TDK) 2025 yılı için belirlediği "dijital vicdan" kavramına atıfta bulundu. Gerçek hayatta sorumluluk almayıp sanal dünyada duyarlı görünme çabasını eleştiren Çay, dünyadaki benzer eğilimlere de işaret etti. Oxford Sözlüğü'nün "rage-bait" (öfke tuzağı) ve Merriam-Webster'ın "slop" (döküntü/düşük kaliteli içerik) kelimelerini yılın kavramı seçmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Wall Street Journal'ın "Yapay zeka kaynaklı çöpler her yerde" uyarısını hatırlatan Çay, "Dikkat sahibi bir toplumdan dijital vicdan arayışına dönüşmek hüzün verici olsa da, internet dünyasının olumlu yönleri bizi umutsuzluktan kurtarıyor" ifadelerini kullandı.

Geleceği biz inşa edeceğiz

YÖK raporlarına göre üniversitelerde yapay zeka ve bilişim programlarına olan ilginin yüzde yüz doluluk oranına ulaştığını belirten Çay, dijitalleşmenin kaçınılmaz bir gerçeklik olduğunu kabul etti. "Gelecek bu dünyada şekilleniyor. Biz bu trendin gerisinde mi kalacağız yoksa ona yön mü vereceğiz?" sorusunu soran Çay, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı öncülüğünde üniversiteler ve medya kuruluşlarıyla birlikte bir gelecek inşası planladıklarını duyurdu. Teknolojinin habercilik pratiklerini değiştirdiğini, 3 kişilik ekiplerin yerini tek muhabirin ve aksiyon kameralarının aldığını belirten Çay, "insansız habercilik" tartışmalarına da net bir tavır koydu. Forbes dergisinin "Gazetecisiz gazetecilik yapılamaz" tezine katıldığını belirten Çay, "Yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin, insan unsurunun ve içerik kalitesinin olmadığı bir gazetecilik etkisizdir" dedi.

Veri zehirlenmesi en büyük tehdit

Montreal Üniversitesi'nin hazırladığı Uluslararası Yapay Zeka Güvenlik Raporu'na değinen Çay, "veri zehirlenmesi" riskine dikkat çekti. Yapay zeka modellerinin eğitim verilerine eklenen kötü niyetli verilerle manipüle edilebileceğini belirten Çay, güncel bir örnekle tehlikenin boyutunu anlattı: "Eğer ben bir modele 'Avusturya aslında Avustralya'dır' diyen 250 sahte makale yüklersem, sonuçları etkileyebilirim. Ya da İsrail'in iddia ettiği gibi 'Filistinliler bu topraklarda hiç bulunmadı' yalanını doğru gibi sunabilirim. Bu kabul edilemez." Geçmişte geleneksel medyanın da manşetlerle darbeye zemin hazırladığını hatırlatan Çay, dezenformasyonla mücadelenin ve doğru haber alma hakkının korunmasının BİK'in öncelikli vazifesi olduğunu vurguladı.

Gelir modeli arayışı sürüyor

Konuşmasının sonunda dijital gazeteciliğin ekonomik boyutuna da değinen Çay, sektörün "gelir modeli" sorunuyla yüzleştiğini belirtti. Reklamlar, dijital abonelikler ve sosyal medya gelirlerinin birer alternatif mi yoksa geleceğin kendisi mi olduğunun tartışıldığını ifade eden Çay, "Bu konu 10 yıldır küresel ölçekte masaya yatırılıyor. Paydaşlarımızla yapacağımız istişareler sonucunda doğru seçeneklere ulaşacağımıza eminim" dedi. Çay, panele katılan İletişim Başkanı Burhanettin Duran'a ve tüm katılımcılara teşekkür ederek sözlerini noktaladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ