SEMİ TEKTAŞ/ İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Meslek Fabrikası önünde yaptığı açıklamasında, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile görüşmek istediğini ancak görüşemediğini dile getirdi. Tugay, “Görüşmek istiyoruz, bu işi tatlıya bağlayalım diyoruz. Mahkeme burası Vakıflar’a ait derse geriye dönük kira öderiz. Ancak görüşmüyorlar” dedi. Meslek Fabrikası önünde direniş devam ediyor. Bugün Meslek Fabrikası direnişine CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın, DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, ilçe belediye başkanları ve çok sayıda partili katılım sağladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Herkes yorgun ve biraz da mutsuz, umutsuz görünmüyor. Esas mesele bu aslında. Birbirimize biraz bakıp, nasıl bir duygu vereceğimize karar vermemiz lazım. Ben ilk gün, ‘gitmiyorum’ dedim. Gittiğim oldu ve gitmemi kolaylaştıran bir şey oldu. CHP İzmir il örgütü, sendikalar, STK’lar burada olduğu için gittik. Fiziken burada olmadığı halde burayı takip eden, mücadeleyi doğru bulan milyonlarca insan olduğunu biliyorum. Pek çok insanda itiraz ve isyan duygusu var. Bir gün orada, bir gün başka bir yerde kiminin canını kiminin toprağını kiminin hakkını alıyorlar. Kimini işinden ediyorlar, kimini cezaevine alıyorlar. Memleket yangın yeri. Her yerde derin yanlışlar ve bundan mağdur olan milyonlarca insan var. Demokratik bir ülkede bu kadar baskı kabul edilemez. Evrensel hukuka uygun olmayan idari uygulamalar kabul edilemez. Ben vatandaş olarak hakkım var diyen herkesin itiraz edeceğini düşünmüyorum. 23 yıldır öyle bir hal geldik ki herkes, ‘hakkımı ararken çok mu illegal oluyorum’ diye düşünüyor. Ben terörist mi oluyorum diye soruyorlar. O nedenle insanlar her şeye inanamaz oldular. Haklı oldukları halde hakkını arayamaz oldular. İçlerindeki o haksızlık duygusunu taşımaya devam ediyorlar. Kimsenin polislere saldırmaya niyeti yok. Burada normal bir vatandaşın hakkı olan bir eylem gerçekleştirdik. Kimse de demokratik hakkınızı kullanamazsınız demiyor. Mesele polisler değil, mesele polisleri buraya gönderenler. Birileri devletin sahip olduğu her şeyi kendisinin, babasının çiftliği sandı. Bunun adı güç zehirlenmesi değil mi?"

"Bu işi bu hale getirenler İzmir’in 2 vekili. Sınırları çok aştılar. Türkiye’de ilk defa devlete ait bir kurum, devlete ait başka bir kurumun mülkünü yasal süreç devam ederken ve ortada haksızlık varken sabah 5’te 700 civarında polisle işgal etti? Neden bunu yapmak istediler? Buraya fabrika açacağız dediler, vazgeçtiler. Yeşil Ay’a vereceğiz dediler, vazgeçtiler. Sonra kütüphane yapacağız dediler. Bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Sabah 5’te burayı kütüphane açmak için mi bastınız? Görüşmek istiyoruz, bu işi tatlıya bağlayalım diyoruz. Mahkeme burası Vakfılar’a ait derse geriye dönük kira öderiz. Ancak görüşmüyorlar. Sadece ben burada istediğimi yaparım, hepinize istediğimi yaparım diyor. İstediğimin malını alırım, istediğimin önünde polisleri dizerim binayı alırım diyorlar. Üniversiteye partizan rektör atarım, özgür eğitim hakkınızı alırız. Çeteler oluşturur sizleri korkuturuz diyorlar. Siz bizden korkun diyorlar. Siz korkmakla yükümlüsünüz. Siz boyun eğmekle yükümlüsünüz. Siz buna mecbursunuz. Bu ülkenin sahibi bizi diyorlar. Kimsiniz siz? Böyle bir hakkı nasıl iddia edersiniz? Siz geçici olarak bazı görevlere getirilen insanlarsınız. Ne padişah ne kralsınız. Ben size buradan gidin desem gitmeyeceksiniz. Gidin evinize boyun eğin, her şeyi kabul edin."
"Yoksulluk alır başına gider ve sorumlular hesap vermez. Ne kadar değerli insanları cezaevine tıktılar. Gazeteler yazmasın diye kayyum atadılar. Bu ülkede kaç kişi hala siyaset yaptığı için cezaevinde. Esra Işık’a bu ahlaksızlığı nasıl yaptınız? Benim yüreğim kan ağlıyor, kabul edemiyorum. Bu bina önemli ama yapılan haksızlığa itirazımız var. Bu binanın taşına değil, haksızlığa itiraz var. Bu yanlıştan dönmeyi bir an önce düşünmeniz lazım. Bu yanlışların üzerine yeni yanlışlar ekleyerek gideceğiniz yer belli. Yok olacaksınız. İyi hatırlanmayacaksınız. Halk bu kadar eziyet çekerken sizin top çevirdiğiniz o salonlarda mutluluğunuz süremeyecek. Halka kulak verecek, saygılı olacaksınız."

Tugay açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
“İnsanların burada sabahlara kadar üşümesine ve binaya üzgün gözlerle bakmasına biz dertleniyoruz. Dedik ki bu mücadeleyi İzmir’in her tarafına yayalım. Bu haksızlığı tüm İzmir’e anlatalım. Bu yüzden Cuma gününden sonra başka eylemlilikle devam etsin dedik. Bu mücadeleyi herkes kabullenmiş. O yüzden burada bir vatandaşımız bile kalırsa bilsin ki ben Cemil Tugay olarak onun yanında olacağım. Burayı AKP’li belediye kazansaydı bunu yapmazlar. CHP’li belediye kazandı diye bunu yaptılar. Bu iş sadece CHP’nin değil, ben bu şehrin vatandaşıyım diyen herkesin sorumlu olduğunu herkesin görmesi lazım. Buraya gelen herkes gönlüyle geldi. Bazı insanlara sen yaşlı, yorgunsun dediğimiz halde gitmediler. Bu haksızlık bitmedikçe, bu itiraz ve direniş bitmeyecek.”
İZMİR İLE İNATLAŞMAYIN!
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylara dikkat çekerek sözlerine başlayan CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, “Okullarda korku var, çünkü ihmal var. Hiçbir öğretmen görev yaptığı yerde canından endişe etmemeli. Bu yaşananlar ihmallerdir. Biz bu ihmalleri kabul etmiyoruz. Laf değil adım atın. Eğitimdeki başarısızlıklarınız gençleri suça sürüklememeli. Mesele çocuklarımızın hayatı. Bugün bu ülkenin geleceğine sahip çıkmalıyız. Eğitim bir beka sorunudur. Eğitim düzelmeden ülke düzelmez. Okulların korku değil umut verdiği bir Türkiye istiyoruz. Bu ülkede adalet olsaydı, liyakat olsaydı biz bugün Meslek Fabrikası’nı savunmak zorunda kalmazdık. Bugün İzmir’in malına göz diken bir anlayış var. İzmir ile inatlaşmayın, İzmir halkı boyun eğmez. Biz direniyoruz. Bu kent bizim, bu emek bizim. Er ya da geç Meslek Fabrikası yeniden İzmirlilerin olacaktır. Biz her sabah yeni acı haber ile uyanmak istemiyoruz. Bu ülkenin kaderi gençlerin umutsuzluğu ile yazılmaz. Buradan hep birlikte söylemeliyiz. Bu ülkenin kaderi değişecek. Bu ülke yeniden güvenli, adil ve umut dolu bir ülke olacak. Bizim kavgamız bu yüzden. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Güç, eylemlerle ilgili yarın STK’larla yeniden bir toplantı yapacaklarını ve eylemselliğin sürecini açıklayacağını dile getirdi.

Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın ise açıklamasında, “Bugün burada halkı umursamayanlara, halkın ihtiyaçlarını görmezden gelenlere karşı duruş sergiliyoruz. Bu ülkede halk için çalışan kim varsa hedef alınıyor. Bu ülkede seçim kazanarak göreve gelen kim varsa onlara baskı uygulanıyor. 31 Mart’ta miller sosyal belediyecilik istiyoruz dedi ve sonrasında baskılar başladı. Kaynakları kesmeye çalıştılar. Cumhurbaşkanı adayımızı, belediye başkanlarımızı tutukladılar. Daha iki gün önce bir TV programında, programa katılan genç arkadaşlarımıza bir soru yönelttiler. ‘Neden hastanede çalışmıyorsun’ dediler. Tek bir cevap verdi, ‘torpilim mi var? Kim bana sahip çıkar’ dedi. Konu açık ve net. Biz istiyoruz ki bu ülkede devlet kurumları sadece dayısı olanlara açık olmasın. Liyakatli evlatlara da açık olsun. Bugün İzmir’de Meslek Fabrikası’na el koymak isteyenlerle karşı karşıyayız. Burada iş arayan gençler, ayakları üzerinde durmak isteyen kadınların meslek sahibi olması planlandı. Tüm İzmirlilerin çaldığı bir kapı oldu. Burası bir dayanışma fabrikasıdır. Burası yoksullukla mücadele fabrikasıdır” ifadelerine yer verdi.

İYİ İŞLERİ ENGELLEYENLERİ
Biz gençler farklı bir şey istiyoruz. Türkiye sadece tuzu kuru olanların değil 86 milyon yurttaşındır. İzmir sadece parası olanların değil tüm vatandaşlarındır. Cumhuriyet fikri budur. Buraya insanlar umutla geliyor. Bizim belediyecilik anlayışımız da budur. Genci yalnız bırakmayan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. Bugün bir kamu binasının etrafının polislerle çevrilmesi hiç normal değil. Devletin gücünü millete karşı kullanmanın kimseye bir faydası yok. Bu güç, sosyal medyada katliam çağrısı yapanlara karşı kullanılmalı. Buna mahkum değiliz. Bu ülkenin hiçbir evladı bunu hak etmiyor. Bizim de mücadelemiz devlet ve siyaset ilişkisini kaldırmak üzeredir. Bizi engellerle yıldıramazlar. Bir bina ile bizi baskı altına alamazlar. Bizler daha fazla istihdam için türlü türlü yöntemler bulur, başarırız. Bizi böyle yıldıramazlar. İyi işleri engelleyenleri de millete şikayet etmekten geri durmayız. Kim ne yapıyor, kim ekmeği küçültüyor bunları millete anlatacağız. İzmirli gençlere çağrı yapmak istiyorum. Geleceğinize sahip çıkın. Bu yaşadıklarımızdan gençlerimiz etkileniyor. Hangi genç kendini özgür hissediyor? Bizden sonrakiler bir şeyi eleştirdiğinde, görüş dile getirdiğinde gece kapıma polis gelecek mi diye düşünmesin istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

ZIPLAYARAK GELDİĞİNİZ KOLTUKLARDA GENÇLERİ AYRIŞTIRMAKTAN VAZGEÇİN
İktidar partisinin genç temsilcilerine seslenen Aydın, “Onlar da bizim gibi genç insanlar. Onların yapamadığı bir şey var. Onlar genç arkadaşlarının yüzüne bakamıyorlar, başka işler peşindeler. İktidar partisinin genç temsilcilerine sesleniyorum. Zıplayarak geldiğiniz o koltuklarda milleti hedef göstermekten ve gençleri ayrıştırmaktan vazgeçin. Bu ülkenin gençleri için iki söz söyleyin. Siyasetimize karşı siyaset koyun. Siyasetine güvenen erken seçimi duyunca çil yavrusu gibi dağılmaz. Bugün hangi AK Partili siyasetçi bu sokaklarda dolaşabilir? Biz gençler erken seçim istiyoruz. Biz bu erken seçimi getireceğiz. O erken seçim gelecek, o sanık milletin önüne koyulacak. Halkın iktidarını gençlerin öncülüğünde gerçekleştireceğiz” dedi.

DGM’Yİ KOVDUK, AKP’Yİ DE KOVARIZ
TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir konuşmasında, “Biz buradan DGM’yi kovuk. AKP’yi de kovarız. Bu kentin hafızasında DGM binasında yargılanan bir sürü insan vardır. Bunu gördüm. Bu bina salt bir bina değil. Binlerce genç burada meslek eğitimi aldı. Kötülük iktidarının gençleri geleceksizleştirdiği dönemde gençler burada iş sahibi oldu. Bu emeğe saygısızlıktır. Bu yaptıkları sadece binamıza el koymak değildir. Ege’de eli palalı faşist katiller palalarla gençlere saldırdı. Maraş ve Urfa’daki adli vakalar değil. Bu iktidarın nasıl malımıza çökmek gibi bir derdi varsa bu halkın tüm değerlerine ve geleceğine çökmeye çalışıyorlar. Biz bu binayı savunurken bu ülkenin hakkını savunuyoruz. İnciraltı’nda, Çeşme Turizm Projesi’nde, Buca Cezaevi’nden nasıl vazgeçmediysek, bugün de buradan sözümüzü yeniliyoruz. Meslek Fabrikası halkındır. Tüm mücadelemizdir” dedi.




