Anı, anımsamak, anılmak, andaç, anmalık. Gönüldeşliğin, değerbilirliğin güzelliği, erdemliliğidir.
Bellek zamanla çok şeyi unutuyor. Eğer geçmişte alınan notlar, tutulan günlükler, günceler, saklanan belgeler, belleğin odacıklarında birikenler. Salim Şengil “Anılarda Kalan Portreler” adlı kitabının önsözünde “İnsan yazmaya oturunca, şaşılacak bir şey, anılardaki konuşmalar bile birdenbire, neredeyse tıpatıp anımsanıyor.” der.
Kitaplığımda azımsanmayacak sayıda anı kitabı var. Anmalık yapıtlar var. Onları yakınımda, gözümün önünde tutarım.
Anmak; bir değeri, bir tarihi olayı ya da yüce bir varlığı salt hatırda tutmaktan öte; anlamak, kavramak, yaşama geçirmek anlamlarını içerir. Anmalık ise anılmak üzere verilen nesneyi, hatırayı, yadigârı, bergüzarı anlatır.
Sadun Aren 80. yaş anmalığında, görkemli kutlamalarının ardından, anı yazmanın ayrımına vardığını söyler. “O kutlamayı gördükten sonra geçmişin mazi değil yaşamın ta kendisi olduğunu gördüm, anladım ve bilincine vardım.” Aren’in “Puslu Camın Arkasından” adlı yapıtı böyle geçer yaşama.
***
Yazın, sanat, kültür, bilim alanında emek vermiş, üretmiş değerlerimizi yaşarken anmak, anmalıklar sunmak elbette çok önemli, çok değerli. Öldükten sonra da “o güzel atlara binip giden” özge insanlar adına anmalar yapmak, anmalık yapıtlar çıkarmak, unutulmama defterini güncellemek çok önemli diye düşünürüm hep.
TÜYAP’ın İzmir’de düzenlediği kitap fuarlarında onur yazarı, onur konuğu olarak sunduğu yazın emekçileri için hazırladığı, baskısı, sayfa düzeni, kağıt niteliği göz alıcı, o kapsamlı anmalık yapıtları unutmadım.
Bu bağlamda şair Enver Ercan’ın emeğini unutmak olanaklı değil.
Firuzan, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Sina Akyol, Refik Durbaş, Süreyya Berfe anmalık yapıtlarını özenle korurum kitaplığımda.
Veysel Gültaş’ın hazırladığı ŞADAN GÖKOVALI; Nermin Küçükceylan’ın hazırladığı AHMET ÖZER ARMAĞANI; Özge Sönmez, H.Hüseyin Yalvaç, Ahmet Özer’in şair Timuçin Özyürekli için hazırladıkları MERHABA YAŞAMAK kitapları da bir değerbilirlik örneğidir.
Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş dostlarım için daha önce dergilerde yazdığım yazılar unutulsa, anmalıklarda yer almasa da çok önelidir bu yapıtlar benim için. Anısı güzel insan, çok eski dostlarımdan Sina Akyol için hazırlanan Anmalık’ta dergilerde çıkmış bir söyleşi ve tanıtım yazımın yer almasını da sevinçle anarım.
***
Gönlüm Hüseyin Yurtaş ve Hidayet Karakuş dostlarımın Anmalık’taki yazılar arasında belki duygusallık, alınganlık olarak düşünebilirsiniz- yer almasını da beklerdim doğrusu.
Geçtiğimiz 7.Bornova Kitap Günleri’nde onur konuğu olarak şair dostum Hidayet Karakuş için hazırlanan 68 sayfalık “anmalık” kitapçığını da ilgiyle izledim.
1969’da önce adıyla, şiirleriyle, sonra İzmir’de yüz yüze buluştuğumuz, dost olduğumuz, söyleşi yaptığım, yazılar yazdığım sevgili “Hidayet Karakuş Anmalığında” da yer bulamadım ne yazık ki!
Belki aceleden, belki telaştan, belki öncelikte olmamamdan… Azıcık sitem edeyim anmalığı hazırlayan dostlarıma…
Bu durumu sevgili Karakuş’a bir İZBAN yolculuğumuzda ilettim. O da hak verdi. O yoğunluk ve telaşla aklına gelemediğim için üzüntüsünü belirtti.
Sağlık olsun. Biraz takılayım dedim.
NİHAT ZİYALAN’I DA
Bu yazıya nokta koymak üzereyken, sosyal medyada sinema oyuncusu, şair Nihat Ziyalan’ın yaşamını yitirdiğini öğrendim.
Gençlik yıllarımızda izlediğim filmlerden anılarımıza kazınan, belleğimizde yer eden Ziyalan için Kadir İncesu’nun BİRGÜN gazetesindeki (19.02.2026) yazısından bir bölümü paylaşmak isterim:
“Nihat Ziyalan’ın şiirinde beni en çok etkileyen şey, sözlerinin hem çok yalın hem de çok derin olması. Şiirlerinde öyle bir duygu berraklığı var ki, fazla söze ihtiyaç duymadan insanın duygularına dokunuyor. Bu yalınlık, aslında büyük bir ustalığın işareti; çünkü sözcükler ne kadar azsa, taşınan anlam o kadar yoğunlaşıyor. Aynı zamanda onun şiirlerinde güçlü bir insani durum var: Kırılganlık, umut, hüzün, direnç ve gülmece”
Anısına saygıyla. Işıklarda uyusun.